Anoreksiya nervoza, bireyin beden algısında bozulma, yoğun kilo alma korkusu ve ciddi düzeyde kilo kaybıyla karakterize edilen, psikiyatrik kökenli bir yeme bozukluğudur. Sadece beslenme davranışlarını değil aynı zamanda bireyin düşünce yapısını, duygularını, sosyal ilişkilerini ve fiziksel sağlığını derinden etkileyen ciddi bir ruhsal hastalıktır. Anoreksiya nervoza, tüm psikiyatrik bozukluklar arasında en yüksek ölüm oranına sahip hastalıklardan biri olarak kabul edilmektedir.
Bu bozukluk genellikle ergenlik döneminde kendini göstermeye başlar ve kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür. Ancak her yaşta, her cinsiyette ve her sosyoekonomik düzeyde ortaya çıkabilir. Anoreksiya nervozanın gelişiminde biyolojik, psikolojik ve sosyokültürel faktörlerin birlikte rol oynadığı düşünülmektedir.
Tanım ve Tanı Kri̇terleri̇
DSM-5’e göre anoreksiya nervoza tanısı koyulabilmesi için üç temel ölçüt bulunmaktadır. Bunlar; yaş, cinsiyet ve fiziksel gelişime göre beklenen minimum vücut ağırlığının belirgin şekilde altında olma, kilo almaya yönelik yoğun korku veya kilo almayı engelleyici davranışlar sergileme ve beden ağırlığı ya da biçiminin algılanmasında bozulmadır. Birey, ciddi kilo kaybına rağmen kendisini kilolu hissedebilir veya düşük kilosunun ciddiyetini inkâr edebilir. Çok zayıf olmasına rağmen kendini hala güzel ve mutlu hissetmeyebilir ve o kilo veriş hiçbir zaman yeterli gelmez.
Anoreksiya nervozanın iki alt tipi vardır: Bunlardan ilki kısıtlayıcı tip diğeri ise tıkınırcasına yeme/çıkarma tipi. Kısıtlayıcı tipte birey, aşırı diyet yapma ve yoğun egzersizle kilo kaybederken; diğer tipte kusma, laksatif kullanımı veya tıkınırcasına yeme atakları görülebilir.
Anoreksi̇ya Nervozaya Neden Olan Etmenler
Anoreksiya nervozanın tek bir nedeni yoktur. Genetik yatkınlık önemli bir risk faktörü olarak kabul edilir. Ailede yeme bozukluğu, depresyon ya da anksiyete öyküsü bulunan bireylerde risk daha yüksektir. Bunun yanında mükemmeliyetçilik, düşük benlik saygısı, kontrol ihtiyacı, duyguları ifade etmekte zorlanma gibi psikolojik özellikler hastalığın gelişimine zemin hazırlayabilir.
Sosyokültürel faktörler de önemli bir rol oynar. Zayıflığın idealize edildiildiği medya içerikleri, sosyal medya filtreleri, beden üzerinden yapılan eleştiriler ve kilo odaklı güzellik algıları özellikle genç bireyler üzerinde baskı oluşturabilir. Ergenlik döneminde okul arkadaşları tarafından zorbalanmaya maruz kalan bireylerde de görülme olasılığı oldukça yükseliş gösterir. Bazı meslek gruplarında (dansçılar, mankenler, sporcular) anoreksiya nervoza riski daha yüksek olabilmektedir.
Anoreksi̇ya Nervoza Beli̇rti̇leri̇ Nelerdi̇r?
Anoreksiya nervozanın belirtileri hem psikolojik hem de fiziksel düzeyde ortaya çıkar.
Psikolojik belirtiler arasında:
-
Kilo alma korkusu
-
Zayıf olunmasına rağmen kendini aşırı kilolu hissetme
-
Yemekle ilgili sürekli zihinsel meşguliyet
-
Beden algısında bozulma
-
Sosyal geri çekilme, içe kapanıklık
-
Her zaman depresif hissetme
-
Yorgunluk hissi
-
Odaklanamama sorunu
Fiziksel belirtiler:
-
Ciddi kilo kaybı
-
Saç dökülmesi
-
Düzensiz adet dönemleri
-
Kırılgan tırnaklar
-
Cilt kuruluğu
-
Sürekli üşüme hali
-
Düşük tansiyon
-
Kalp ritminde yavaşlama ve düzensizlik
-
İlerleyen vakalarda organ yetmezliği görülebilir.
Anoreksi̇ya Nervoza Beli̇rti̇leri̇yle Ortaya Çıkabi̇lecek Kompli̇kasyonlar Nelerdi̇r?
-
Kalpte ritim bozuklukları
-
Sindirim sisteminde bozukluk
-
Sürekli uyku hali
-
Sürekli olarak kusma veya kusma için zorlama
-
Kan değerlerinin bozulması
-
Hayati risk
Anoreksi̇ya Nervoza’nın Tedavi̇si̇ Mümkün Mü?
Anoreksiya nervozanın tedavisi multidisipliner yaklaşım gerektirir. Tedavi sürecinde psikiyatrist, psikolog, diyetisyen ve gerektiğinde dahiliye uzmanlarının birlikte çalışması önemli ve gereklidir. Tedavinin temel hedefleri; sağlıklı kilo kazanımının sağlanması, yeme davranışlarının düzenlenmesi ve altta yatan psikolojik sorunlerin ele alınmasıdır ve sonrasında ise bunlara birer birer çözüm yolları üretilmesidir.
Psikoterapi, özellikle bilişsel davranışçı terapi, anoreksiya nervoza tedavisinde etkili bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Ergen bireylerde aile temelli terapi önemli bir yer tutar. Gerekli durumlarda ilaç tedavisi, eşlik eden depresyon, anksiyete ya da obsesif belirtiler için destekleyici olarak kullanılabilir. Bazı vakalarda hastane yatışı gerekebilir. Özellikle hayati riskin bulunduğu durumlarda, tıbbi stabilizasyon önceliklidir.
Sonuç Olarak
Anoreksiya nervoza, yalnızca “zayıflama isteği” ile açıklanamayacak kadar karmaşık ve ciddi bir ruhsal bozukluktur. Erken tanı ve uygun tedavi, hastalığın seyrini önemli ölçüde iyileştirebilir. Toplumda yeme bozukluklarına dair farkındalığın artması, beden çeşitliliğinin kabul edilmesi ve psikolojik destek hizmetlerine erişimin güçlendirilmesi, anoreksiya nervozayla mücadelede kritik öneme sahiptir.
Bu hastalıkla mücadele eden bireylerin suçlanmadan, yargılanmadan, anlayışla desteklenmesi; iyileşme sürecinin en temel yapı taşlarından biridir. Bireye farkındalık kazandırarak bu zorlu süreci aşması sağlanırken yanında olduğunu bildiği ailesi, arkadaşlarının süreci daha da kolaylaştıracağı açık bir şekilde bellidir.


