Salı, Nisan 28, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

OKB’nin Farklı Yüzleri: Toc Toc Filminde Obsesyon ve Kompulsiyonların Bireysel Çeşitliliği

Bu yazıda günümüzde oldukça yaygın görülen Obsesif Kompulsif Bozukluk ele alınacaktır. Toc Toc isimli filmdeki karakterler üzerinden bozukluğun bireysel yaşantılardaki farklı görünümleri ve tetikleyici unsurları incelenecektir. Filmde farklı düzeylerde OKB belirtileri gösteren beş kişi bulunmaktadır: Blanca, Emilio, Otto, Lili ve Maria. Bu kişilerin tamamında tanı konulmasının temel nedeni, işlevselliklerinin belirgin şekilde bozulmuş olmasıdır. Bekleme odasında yaptıkları sohbet sırasında Blanca ve Maria hayatlarının kalmadığını, sürekli bir yerlere geç kaldıklarını ifade ederken; Otto diğer insanlardan farklı olduklarını ve kimsenin onları anlayamayacağını söyler. Bu ifadeler, günlük yaşam işlevselliğindeki bozulmanın önemli göstergeleridir.

Blanca’nın Hijyen ve Hastalık Temelli Obsesyonları

Blanca, laboratuvar teknisyenidir. İlk sahnede önlük giymesine rağmen arkadaşlarının onun sarılmasından rahatsız olması, hijyen temelli bir kaygıya işaret eder. Kapıya dokunduğunda ellerini yıkaması, Maria saçına ve koluna temas ettiğinde yeniden yıkaması, otururken koltuğa peçete sermesi temizlik obsesyonlarını destekleyen davranışlardır. Ayrıca bakterilerle ilgili bilgisi nedeniyle daha fazla kaygı hissettiğini ifade eder; bu durum mesleğinin OKB semptomlarını tetiklemiş olabileceğini düşündürür. Soğuk havaya rağmen odanın kalabalık olmasını gerekçe göstererek cam açması ve sigaranın doğurabileceği hastalıklardan sıkça söz etmesi yalnızca hijyen değil, hastalık temelli obsesyonların da bulunduğunu göstermektedir. Blanca’nın obsesyonu bakteri ve hastalık temalıdır; kompulsiyonu ise kirli olduğunu düşündüğü yüzeyleri temizlemek ve sık el yıkamadır. Blanca’nın hikâyesi, bireyin yaşam tarzı ile patolojileri arasında nasıl bir uyumlanma gelişebileceğini gösteren önemli bir örnektir.

Maria’nın Kontrol ve Dini Ritüellerle Şekillenen Döngüsü

Maria, yalnız yaşayan dindar bir kadındır ve obsesyon-kompulsiyon döngüsünü açık şekilde sergiler. Evden çıkarken tekrarladığı belirli kontrol rutinleri vardır. Otobüste duyduğu olumsuz olayların başına geleceğinden kaygılanarak tekrar tekrar eve dönüp kontrol etmesi buna örnektir. Anahtarını aldığını defalarca kontrol etmesine rağmen bekleme odasında unuttuğunu düşünerek herkese telefon açtırması da kompulsif kontrol davranışlarını göstermektedir. Kaygılandığında haç çıkararak veya İncil’i eline alarak rahatlaması, dini ritüellerin onun için bir güvenlik davranışı olduğuna işaret eder. Şiddet içerikli haberler izlediğinde bunları kendisinin yapabileceğini düşünmesi ise obsesyonlarının yoğunluğunu ortaya koymaktadır. Emilio’nun bazı konulardan bahsetmemesi gerektiğini, çünkü bunların onu düşünmeye ittiğini söylemesi tetikleyici uyaranlara ilişkin önemli bir veridir. Maria’nın obsesyonu kötü şeylerin olacağı düşüncesi; kompulsiyonları ise tekrar tekrar kontrol etme ve dini ritüellerdir.

Otto’nun Simetri ve Düzen Obsesyonu

Otto, simetri obsesyonu olan bir ergendir. Yürürken çizgilere basmamak, nesneleri düzeltme ihtiyacı duymak, yürürken belirli bölgelerden geçme zorunluluğu hissetmek gibi davranışlar, sosyal ilişkilerinin bozulmasına yol açmıştır. Bu durum işlevselliğin belirgin şekilde etkilendiğini göstermektedir. Kız arkadaşının çantasındaki dökülen eşyaları düzenli olarak ayrıştırması, kompulsiyon boyutunun günlük yaşama nasıl yansıdığını gösterir. Bekleme odasında rafları düzeltmesi ve bunun dağınıklıktan kaynaklandığını söylemesi, simetri ve düzen obsesyonunu destekler. Çizgilere bastığını düşündüğünde yaşadığı yoğun kaygı ise bozukluğun şiddetini göstermektedir. Otto’nun obsesyonu simetri; kompulsiyonları ise çizgilere basmamak ve çevredeki nesneleri düzeltmektir.

Lili’de Travma Sonrası Gelişen Tekrarlama Kompulsiyonu

Lili, genç bir dans eğitmenidir ve söylenenleri tekrar etme kompulsiyonuna sahiptir. Bu davranışın babasının ölümünden sonra başladığını ve ölüm korkusuyla bağlantılı olduğunu belirtir. Bu bağlamda Lili’nin obsesyonunun ölüm, kompulsiyonunun ise tekrarlama olduğu söylenebilir. Ayrıca kompulsiyonlarının işlevsel bir yönü olabileceğine de inanır; her şeyi iki kez tekrar etmenin dans derslerinde ona yardımcı olduğunu ifade eder. Lili’nin hikâyesi, travma sonrası ortaya çıkan patolojik süreçlere dair önemli bir örnektir. Travmaya verilen tepkilerin bireyselliği dikkate alındığında farklı sonuçların ortaya çıkması beklenebilir. Uzun süreli yas süreçlerinin patolojiyi tetikleyebileceğini ve bu süreçlerde profesyonel destek almanın önemini vurgulayan bir yapıya sahiptir.

Emilio’nun Sayılar ve Biriktirme Davranışıyla İlişkisi

Emilio, eşi tarafından terk edilen bir taksi şoförüdür. Kendisine söylenen sayıları hesaplamadan duramaması ve kliniğe gelirken merdivenleri sayma zorunluluğu, sayılarla ilişkili bir OKB alt tipine işaret eder. Ayrıca gerekli-gereksiz eşyaları atamayarak ileride lazım olabileceğini düşünmesi, biriktirme bozukluğunu düşündürmektedir. Bu davranışın evlilik ilişkisini olumsuz etkilediğini kendisi de belirtir. Sayılarla ilgili obsesyonlarının biriktirme davranışını tetiklemiş olma ihtimali bulunmaktadır. Emilio’nun hikâyesi, patolojilerin yalnızca bireyi değil, çevresindeki kişileri de etkileyebileceğini göstermesi açısından önemlidir.

Sosyal Destek ve Tedavi Sürecinin Önemi

Filmin sonunda farklı türlerde OKB ile mücadele eden bireylerin birbirlerine destek olarak çözüm yolları aradıkları görülmektedir. Bu durum, patolojik rahatsızlıkların tedavisinde profesyonel desteğin yanı sıra sosyal destek’in de kritik bir rol oynadığını göstermektedir. Sosyal destek, terapi sürecinin ilerlemesini kolaylaştırır ve bireyin öğrendiklerini günlük yaşama kalıcı biçimde uyarlamasına yardımcı olur. Bireylerin çevresinden gördüğü destek, tükenmişlik hissettikleri anlarda iyileşme motivasyonunu yeniden kazanmalarında önemli bir faktördür. Bu nedenle klinik süreçlerde sosyal çevre unsuru göz ardı edilmemelidir.

Tedavi süreci açısından, öncelikle bireyin yaşam öyküsü ayrıntılı biçimde değerlendirilmelidir. Rutinler ve kaçınma davranışları belirlenmeli; ardından kontrollü şekilde kişinin kaçındığı durumlara maruz bırakılmasını içeren teknikler uygulanmalıdır. Bu süreç, bireyin rutinlerin aslında kendisini korumadığını öğrenmesine yardımcı olur. Obsesyon ve kompulsiyonların birbirinden ayrıştırılması tedavinin temel bileşenidir. Psikoterapi ile birlikte serotonin düzeyini artıran ilaçların kullanılması da bazı olgularda gerekli olabilir.

Berna Biçer
Berna Biçer
Berna Biçer, psikoloji bölümünü başarıyla tamamlamış ve uzmanlık alanını genişletmek amacıyla Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programına devam etmektedir. Yüksek lisans sürecinde, kolektif travmaya maruz kalmanın etkileri üzerine çalışmalar yürütmektedir. Psikoterapi yaklaşımında dinamik terapi odaklı ilerlemekte olup, aldığı eğitimler doğrultusunda Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Şema Terapi tekniklerinden de yararlanmaktadır. Temel olarak bireysel psikoterapi üzerine yoğunlaşsa da, Sporda Psikolojik Performans Danışmanlığı Eğitimi sayesinde sporcularla da çalışabilmektedir. Mesleki hedefi, psikoterapiyi herkes için erişilebilir kılmak ve bu sürecin etik sınırlar içinde, titizlikle yürütülmesini sağlamaktır. Psikoloji alanının değerini, mesleğinin kıymetini bilen, önemini anlayan ve bu doğrultuda hareket eden psikologların artıracağına inanmaktadır. Bu bilinçle, psikoterapi süreçleri hakkında doğru bilgilendirmeler yapılmasına ve bilgi kirliliğinin önlenmesine büyük önem vermektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar