Yalnızlık, bireyin sosyal ilişkilerinin yetersiz veya beklentilerinin karşılanmadığı yönündeki öznel algısı olarak tanımlanmaktadır (Perlman ve Peplau, 1981). Yalnızlık denildiğinde herkes olumsuz bir duygu olarak düşünmektedir. Yalnızlığı seçen bireyler hakkında mutsuz, dışlanmış bireyler olarak düşünülmektedir. Oysa yalnızlık, bireyler tarafından bilinçli olarak da seçilmektedir. Yalnızlığı seçen bireyler, diğer bireylerden uzaklaşarak kendi içlerine yönelebilmektedir.
Yalnızlık bilinçli olarak seçildiği gibi bilinçsiz olarak da seçilebilmektedir. Günümüzde artan dijitalleşme, bireyselleşme ve değişen sosyal ilişkiler bireyleri bilinçsiz bir şekilde yalnızlığa yönlendirebilmektedir. Bu bağlamlardan bakıldığında yalnızlık psikolojik, kişilik ve çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkan çok boyutlu bir süreçtir.
Yalnızlık, çoğu zaman bireyin sosyal çevresinin kalabalığından ziyade bireyin hissettiği bir duygu olabilmektedir. Psikolojide kısa süreli süren ve bilinçli bir şekilde tercih edilen yalnızlık, bireyin öz farkındalığını artırabileceği ve duygusal düzenlenmeye katkı sağlayabileceği belirtilmektedir (Long ve Averill, 2003).
1. Psikolojik Korunma ve Travmatik Deneyimler
Yalnızlığı seçen bireylerde, travmatik bir deneyim yaşandığında yalnızlığı bir psikolojik korunma olarak işlev olarak seçebilmektedirler. Özellikle reddedilme, rezil olduğunu düşündüğü durumlar, ihanet vb. birçok durumlarda birey insanlardan uzaklaşmayı tercih edebilmektedir.
Bağlanma kuramına göre, erken dönem bakım verenlerle yaşanan ilişkilerde olumsuz deneyimlere sahip olan bireylerin yetişkinlik dönemindeki sosyal ilişkileri ve yakınlık kurma biçimini etkileyebilmektedir (Bowlby, 1988). Güvensiz bağlanmaya sahip olan bireyler, sosyal ilişkilerinde kaçınma özelliği gösterebilmektedir.
2. Kişilik Özellikleri ve Yalnızlık Tercihi
İçedönük yapıya sahip bireyler sosyal ilişkilerden uzaklaşarak bireyselleşmeye, yalnızlığa dönme eğilimindeler (Cain, 2012). Yalnızlık, bireyler tarafından tercih edilebilmektedir. İçedönük bireylerde yalnız vakit geçirmek psikolojik bir problem değil bir ihtiyaç olarak değerlendirilebilmektedir.
3. Kontrol İhtiyacı
Bireyler sosyal ilişkileri karmaşık bulabilmektedir. Sosyal ilişkilerin karmaşık bulunması bireylerde güvensiz bir ortamda bulunduğunu hissetmesine ve kontrolünün elinden alındığını düşündürebilmektedir. Bu durumda birey yalnızlığı seçerek güvenli bir ortam ve kontrol edebilme ihtiyacını karşılayabilmektedir.
4. Toplumsal ve Kültürel Faktörler
Günümüz toplumunda yaşanan şehirleşme, iş yaşamında yaşanan yoğunluk, dijital iletişim araçlarının kullanım sıklığı bireyler arasındaki ilişkilerin yapısını değiştirmiştir. Sosyal medyada fiziksel çevremizden çok daha arkadaşımız olsa da bu ilişkiler yüzeysel kalmaktadır. Bu durum, bireyler arasında yalnızlık deneyimini artırmaktadır (Turkle, 2011).
5. Kendini Keşfetme ve Kişisel Gelişim
Yalnızlık, bireylerin kendini keşfetmesine fırsat sağlayan süreçlerden biridir. Yalnızlık, bireyin iç dünyasına yöneltmektedir. Yalnızlık bireyin içsel düşüncelerini değerlendirmesini, kendine koymuş olduğu hedeflerini yapılandırarak onlara yaklaşma sürecinde olanak tanıyabilmektedir. Bilinçli yalnızlığın, yaratıcılık ve problem çözme becerileri ile ilişkili olabileceğini göstermektedir (Long ve Averill, 2003).
Yalnızlık Her Zaman Zararlı Mıdır?
Yalnızlık her zaman zararlı mı diye baktığımızda yalnızlığın birey üzerindeki etkisi, süresi ve bireyin bu durumu nasıl deneyimlediği ile ilişkilidir. Bilinçli ve kontrollü yalnızlık bireyin ruh sağlığını destekleyebilirken, uzun süreli ve zorunlu yalnızlık bireyde psikolojik risk faktörleri oluşturabilmektedir (Hawkley ve Cacioppo, 2010). Bu nedenle yalnızlığı bireysel ve çevresel faktörler çerçevesinde ele almak önemlidir.
Sonuç
Bireylerin yalnızlığı seçmesi; psikolojik korunma, kişilik özellikleri, toplumsal değişimler, kontrol ihtiyacı, kişisel gelişim süreçleri gibi birçok faktörle ilişkilidir. Yalnızlık doğru koşullarda bireyin kendini tanımasına katkı sağlayabilirken uzun süreli ve zorunlu olduğunda psikolojik sorunlara zemin hazırlayabilmektedir. Bu nedenle bireylerin sosyal ilişkiler ile kişisel alan arasında dengeli bir yaşam kurmaları ruh sağlığı açısından önem taşımaktadır.
Kaynakça
Bowlby, J. (1988). A secure base: Parent-child attachment and healthy human development. Basic Books. Cain, S. (2012). Quiet: The power of introverts in a world that can’t stop talking. Crown Publishing. Hawkley, L. C., ve Cacioppo, J. T. (2010). Loneliness matters: A theoretical and empirical review of consequences and mechanisms. Annals of Behavioral Medicine, 40(2), 218–227. Long, C. R., ve Averill, J. R. (2003). Solitude: An exploration of benefits of being alone. Journal for the Theory of Social Behaviour, 33(1), 21–44. Perlman, D., ve Peplau, L. A. (1981). Toward a social psychology of loneliness. In R. Gilmour ve S. Duck (Eds.), Personal relationships in disorder (pp. 31–56). Academic Press. Turkle, S. (2011). Alone together: Why we expect more from technology and less from each other. Basic Books


