Evet. Biraz da mükemmelden bahsetmek istiyorum. Herkesin dilinde bir mükemmel kelimesidir gitmekte. Ama aslında sizce bu kadar önemli olan, her şeyde sürekli arayışında olunan, olmazsa olmaz görülen mükemmelden kasıt aslında tam olarak ne? Peki neden yeterince iyi ya da çok iyi olması yetmez insana? Gelin benim merak ettiğim bu iki soruya birlikte cevap bulmaya çalışalım…
Aslında şu soru ile bir başlangıç yapmak bence çok da yanlış olmayacaktır: “Mükemmel olmak maksadı ile çaba sarf eden birisi tam olarak neyi arıyor olabilir”?
Mükemmeli hedefleyen ya da mükemmel olmak zorunda olma gereksinimi duyan her insan farkında olmadan hatalı olmaktan ve hatalı bir kişi olmanın beraberinde getireceği suçluluk ya da utanç duygularından ve bu duyguların sebep olacağı rahatsızlıktan kaçar. Buradaki asıl önem arz eden nokta bu duygulardan birisini deneyimleme ihtimalinin kişiye bu kadar korkunç gelmesi düşüncesidir. Bugüne dair eğilim ve seçimlerimizi ister istemez geçmiş deneyimler ve yaşam olayları belirli düzeyde tayin eder. Bahsi geçen kişilerin erken yaşam dönemlerine bakıldığında koşullu sevgiye maruz kalma, duygusal anlamda ihmal edilme, eleştirel ebeveyn tutumları gibi durumların mevcudiyeti bu tarz bir inanışın şekillenmesinde etkin olacaktır.
Bu konuda göz ardı etmemek gereken bir diğer önemli kısım ise mükemmeliyet arayışının aslında arka planda başka bir ihtiyacın maskesi olmasıdır. Gelin bunlardan bazılarına birlikte bakalım.
Mükemmeliyet Arayışının Arka Planındaki İhtiyaçlar
İlk olarak mükemmele dair bir arayışta olan bireylerde mükemmel olmanın bir tür koşulsuz kabul garantisi olduğu inanışı hakimdir. “Mükemmel olursam eksiksiz, hatasız ve sevilebilir olurum” şeklinde bir inanıştan bahsediyorum. Bu da tabi ki erken yaşam öyküsünde karşılaşılan bakım veren tutumlarına işaret etmektedir.
Bir diğer önemli nokta ise mükemmeliyetin kaygıya karşı bir tür sigorta işlevi görmesidir. Mükemmeliyet arayışında olan insan farkında olsa da olmasa da kaygılıdır. Bu arayışı ise onun kaygı ile baş etmesinde bir aracı rol üstlenir. Belirsizlik ile araları kötüdür. Belirsizlik kaygıyı, kaygı ise belirsizliği körükler. Bu da onları mükemmel olma ve her şeyi öngörme gibi bir telaşa sevk eder.
Önemli noktalardan biri ise eleştirilmekten kaçıştır. Eleştiri ile karşılaşmak herkes için sadece bir geribildirim almak anlamına gelmez. Bazı kişiler için küçük çaplı herhangi bir eleştiri bile değersizliğe dair alarmların çalmasına sebebiyet verebilir. Korunduğu şey ise aslında dışarısı değil, içeride bekleyen gizli bir eleştirmenin fısıltılarıdır.
Başarı etiketinden bahsetmesem olmazdı. Başarı kavramının sözlük anlamını hepimiz biliyoruz diye düşünüyorum. O yüzden burada detaylıca sözlük anlamını tarif etmiyorum. Ancak bazı kişiler için başarı sadece bir kavramdan ibaret değildir. Onlar için başarı hayatın, kimliğin kendisi haline gelmiştir. Bu şekilde kimlik bütünlüğünü kırılgan bir zeminden sağlam bir alana taşıdıklarına inanırlar.
Bazı kişiler için ise mükemmel olmak ya da başarılı olmak yalnız kalma ihtimaline karşı bir ilişki güvencesi halini alır. Yeterince iyi (ki burada kast ettiğim yeterince iyi olmak üst düzey olmak ve en iyisine ulaşmaktır) oldukları takdirde hiç kimsenin onları terk etmeyeceğine ve hiçbir zaman yalnız kalmayacaklarına inanırlar.
Mükemmeli Bu Kadar Arzulayan Kişilerin Kendileri İle İlişkileri Nasıldır?
İlk etapta net bir şekilde ifade edebilirim ki mükemmeli bu kadar yoğun şekilde arzulayan kişilerin kendilerine karşı tutumları ziyadesi ile sert ve acımasız olabilmektedir. Bir hata yaptıklarında ya da bir ihmale sebebiyet verdiklerinde adeta bir başkasına fırsat vermeyecek düzeyde kendilerini esneklikten yoksun bir düzeyde eleştirirler. İç dünyalarında her daim pusuda bekleyen ve ürkütücü bir fısıltı ile telkinde bulunan sessiz bir eleştirmenleri vardır. Bu belki anneye, babaya, öğretmenine ya da eski bir sevgiliye ait gizli bir iç sestir.
Bence bir diğer önemli nokta ise bu yönde bir eğilimi olan kişilerin kendilerini çok iyi tanıdıklarını düşünmelerine rağmen aslında o kadar da kendilerini tanımamalarıdır. Bu arayış biçimine sahip kişiler “ben ne istiyorum?” sorusundan ziyade “Ben nasıl olmalıyım?” sorusuna yoğun bir biçimde odaklanmıştırlar. Nasıl olmaları gerektiğine odaklanmaktan kendi ihtiyaçlarını ve arzularını görmezler veya sıklıkla görmezden gelirler. Mükemmel olma çabası temeline inildiğinde çok sayıda bileşene sahiptir ama en önemlisi de bu çaba hayatı kaçırmak demektir…


