Pazartesi, Haziran 22, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kalemleri Bırakabilirsiniz! Peki Ya Sonra?

Her yıl milyonlarca öğrenci, uzun ve yorucu hazırlıkların ardından, yolun son durağı olduğunu düşündükleri sınavlara giriyor. Peki, öğrenciler için “kalemleri bırakın, sınav bitti” uyarısı gerçekten de sürecin sonu mu? Pek de öyle gözükmüyor. Süreç aslında öğrenciler ve aileler için yeni başlamış oluyor. Neredeyse bir ay sürecek olan sonuç bekleme süresi, ne yapmak istendiğine dair belirsizlik ve sınav anının kafada sonsuz gibi görünen tekrarı derken, öğrencileri en az hazırlık süreci kadar uzun ve yorucu bir süreç bekliyor.

Bu bekleyiş süreci, bir yerde belirsizliği de içinde barındırır. Zihnimiz, öngöremediği durumlarda kendini güvende hissetmez. Öngörülebilir durumlar onun için daha güvenlidir. Beklenilen bu süreçte hem öğrenci hem de aile belirsizlikler yaşıyor olabilir. Sınav sonucu nasıl gelecek, istenen bölüm veya okul kazanılacak mı, gelecek planlaması nasıl olmalı gibi sorular sorulmaya başlanır. Net bir cevap bulamadığında ise olasılıklar üretmeye başlarız. Bu olasılıkları düşünürken uyku problemleri yaşayabilir, gergin ve huzursuz hissedebilir ve aileyle çatışmalar yaşayabilirsiniz. Aileler ve çocuklar bu süreci farklı şekillerde yaşar. Öğrenciler, ilk olarak kendi performanslarını sorgularken, aileler önce kendi çocuklarının performanslarını, daha sonra ise diğer ailelerin çocuklarının performanslarını sorgulayıp bir kıyas yoluna gidebilirler. Yaşanan zamanda aileler de en az çocukları kadar heyecan, kaygı ve belirsizlik hissedebilirler. Bekleme sürecinde her iki tarafın da duygularını değiştirmeye çalışması yerine, duygularını yaşamaya izin vermesi daha işlevsel olabilir. Aile ve öğrenci, beraber beklemeyi de bu süreçte öğrenecektir. Öğrenci belirli düzeyde yıpranmış ve yorulmuş olabilir. Burada gelecek olan bir destek ve gelebilecek her sonuca rağmen “Ben buradayım, yanındayım ve yalnız değilsin” mesajını çocuklara hissettirebilmek, süreci sağlıklı bir şekilde yürütmenin temelini oluşturabilir.

Peki, bekleme sürecinde neler yapılabilir? Çözülen veya yanlış yapılan soruları tekrar tekrar zihinde çözmeye çalışmak yerine, kontrolün artık sizde olmadığını kabul ederek başlayabiliriz. Sınava hazırlık süreci uzun ve meşakkatli bir süreçtir. Bu süreçte sosyal hayat sekteye uğrayabilir. Hobilere geri dönmek, arkadaşlarla buluşup vakit geçirmek bu durumda size iyi gelebilir.

Bence en kritik durum, geleceği tek bir sonuca bağlamaktır. İstenilen sonuç gelmezse “benim için her şey biter” düşüncesi, süreçte karşınıza çıkabilecek farklı senaryoları görmenize engel olabilir. Hayat düz bir çizgiden ibaret değildir; kalp atışı grafiğine de benzetebiliriz. Her zaman düz bir çizgide ilerlemez. İniş ve çıkışlarıyla bir bütündür.

Sonuçlar açıklanana kadar gündemi farklı bir yöne çekebiliriz. Sınavdan, puandan ve netlerden bahsetmek, hem öğrenciyi hem de aileyi günlük yaşam aktivitelerinden uzaklaştırabilir. Bunun için daha günlük yaşam aktivitelerine odaklanmak, belirsizlikten uzaklaşmayı sağlayabilir.

Aslında baktığımızda, hem öğrencilerin hem de ailelerinin yapması gereken en temel görev, sınavın sonucunu tahmin etmeye çalışıp yüzlerce varsayım üzerinde durmak değil, günlük hayatlarına devam edebilmeleridir. Bu bekleyiş durumu, öğrenciler için muhakkak ki daha zordur. Aileler de bunun bilincinde olarak, çocuklarına sonuç ne olursa olsun yanında olduğunu söylemeli ve hissettirmelidir.

Kaynakça

Uyar, A., & Canpolat, M. (2023). Lise öğrencilerinin sınav kaygı düzeylerinin ve sınav kaygılarına etki eden faktörlerin belirlenmesi. EKEV Akademi Dergisi, 94, 17–36.

Kilit, Z., Dönmezler, S., Erensoy, H., & Berkol, T. (2020). Üniversite öğrencilerinde belirsizliğe tahammülsüzlük, endişe ve bilişsel sınav kaygısı ilişkisi. Ortadoğu Tıp Dergisi, 12(2), 262–268.

Bilgiç, B. B., & Şener, Ö. (2022). YKS öğrencilerinin COVID-19 korkusu, sınav kaygısı ve başa çıkma tutumları arasındaki ilişkilerin incelenmesi. İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 8(2), 145–168.

Kaya, D., & Yiğit, E. Ö. (2024). YKS’ye hazırlanan mezun öğrencilerin bilişsel esneklik ve sınav kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 24(4), 2233–2254.

Kardelen Doğan
Kardelen Doğan
Psikolojik Danışman Kardelen Doğan, Ege Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü 4. sınıf öğrencisidir. Öğrenimi boyunca aldığı derslerle, yaptığı stajlar ve gönüllü çalışmalarla birlikte öğrenimini sürdürmektedir. Ruh sağlığı alanındaki bilgilerini, gözlemlerini ve deneyimlerini sade ve anlaşılır bir dil kullanarak geniş kitlelere ulaştırmak ve bireylerin iyi oluşunu destekleyen metinler yazarak okurların farkındalık düzeylerine etki etmek için Psychology Times Türkiye'ye yazılar yazmaktadır. Yazılarında ilişkiler, kaygı, çocuklar gibi konuları ele alarak okuyucularıyla buluşmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar