Pazartesi, Nisan 27, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İyileşmeye Giden Yolda İlk Adım Neden Bu Kadar Zor Gelir?

Ruh Sağlığı ve Psikoterapinin Önemi

Psikoterapi, bireylerin ruh sağlığı sorunlarını anlamaları, duygularını düzenlemeleri ve yaşam kalitelerini artırmaları için etkili bir yöntemdir. Ancak buna rağmen birçok insan terapiye başlama noktasında zorluk yaşar ya da süreci sürekli erteler. Psikoterapiye yönelik bu çekinceler sadece bireysel değil; toplumsal, kültürel ve duygusal boyutları da olan karmaşık bir durumdur.

Araştırmalar, insanların terapiye başlamada yaşadığı en büyük engellerin başında damgalanma korkusu, maliyet, “yeterince kötü durumda olmadığını” düşünmek ve terapiye dair yanlış inançların geldiğini göstermektedir (Corrigan, 2004).

Klinik deneyimlerimde de sıkça karşılaştığım bir durum, danışanların terapiye gelmeye karar vermelerinin bazen aylar, hatta yıllar almasıdır. Çoğu kişi, “Ben hallederim” ya da “Biraz sabretsem geçer” diyerek sorunlarını erteleme eğilimindedir. Ancak bu erteleme süreci çoğunlukla sorunların daha da derinleşmesine neden olur.

Terapiye Başlamayı Zorlaştıran Faktörler

1. Damgalanma ve Toplumsal Algı

Toplumda “psikoloğa gitmek” hâlâ birçok kişi için yanlış anlaşılmalara açık bir konudur. “Hasta mıyım ki psikoloğa gideyim?” veya “Deliler psikoloğa gider” gibi yaygın ama hatalı inançlar, kişilerin ilk adımı atmasını zorlaştırır. Araştırmalar, ruh sağlığıyla ilgili damgalamanın insanların yardım arama davranışını ciddi şekilde olumsuz etkilediğini göstermektedir (Corrigan, 2004).

Kişisel gözlemlerimde, özellikle küçük şehirlerde yaşayan bireylerin bu damgalanmayı daha yoğun hissettiklerini şahit oldum. Danışanlar, tanıdıklarının görebileceği kaygısıyla seanslara katılmaktan çekinebiliyor ya da çevresine farklı gerekçeler sunmak zorunda kalıyor.

2. “Yeterince Kötü Değilim” Düşüncesi

Birçok insan, psikoterapiye başvurmayı yalnızca ağır depresyon, panik atak veya travma gibi durumlarda gerekli görür. Oysa ki psikoterapi, yalnızca kriz dönemlerinde değil; kişisel gelişim, ilişki sorunları, stres yönetimi veya duygusal farkındalık gibi konularda da fayda sağlar.

Başvuran bazı danışanlar, terapiye gelmeden önce “Benim sorunlarım çok küçük, başkaları benden daha kötü durumda” düşüncesiyle aylarca beklediklerini ifade eder. Oysa bu bekleme süreci, sorunların daha da katlanarak artmasına neden olur.

3. Maddi ve Zaman Kısıtlamaları

Psikoterapinin düzenli bir süreç olması, hem zaman hem de maddi açıdan bazı kişilere yük gibi gelebilir. Özellikle ekonomik sıkıntılar yaşayan kişiler için seans ücretleri önemli bir engel oluşturur. Bunun yanı sıra yoğun iş temposu, çocuk bakımı veya günlük sorumluluklar da terapiye düzenli devam etmeyi zorlaştırabilir.

Klinik pratiğimde, bazı danışanların “Zaman bulamıyorum” gerekçesiyle süreci sürekli ertelediklerini görüyorum. Ancak süreç başladığında çoğu, terapiye ayırdığı zamanın aslında yaşamının diğer alanlarını kolaylaştırdığını fark ediyor.

4. Kontrolü Kaybetme Korkusu

Psikoterapi, bireyin iç dünyasını keşfetmesini ve bastırılmış duygularla yüzleşmesini gerektirir. Bu durum bazı kişilerde “Kendimi açarsam kontrolü kaybederim” ya da “Zayıf görünürüm” korkusunu tetikler. Özellikle çocuklukta duygularını bastırarak büyümüş bireyler, terapi ortamında kendilerini açmakta zorlanabilir.

Bir danışanım, ilk birkaç seansında her zaman güçlü olması gerektiğini ifade ediyordu; onun için ağlamak güçsüz olduğunun bir işaretiydi. Ancak ilerleyen süreçte gözyaşlarının aslında bir güçsüzlük değil, iyileşmenin bir parçası olduğunu fark etmesi, terapiye olan bakış açısını değiştirdi.

5. Terapiye Dair Yanlış İnançlar

Bazı insanlar terapinin “sadece konuşmak” olduğunu düşünür ve bu nedenle fayda göremeyeceklerini var sayarlar. Oysa psikoterapi, bilimsel yöntemlere dayalı, yapılandırılmış bir süreçtir. Araştırmalar, bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi yöntemlerin depresyon ve anksiyete bozukluklarında yüksek etkililik gösterdiğini kanıtlamıştır (Hofmann, Asnaani, Vonk, Sawyer & Fang, 2012).

Pek çok danışan, süreci deneyimledikten sonra ‘Beklentilerimden çok farklı, umduğumdan da yararlı oldu’ diyerek önyargılarının değiştiğini paylaşır.

Sonuç: İlk Adımı Atmanın Önemi

Psikoterapiye başlamak, birçok kişi için kolay bir karar değildir. Toplumsal damgalanma, maddi ve zaman kısıtlamaları, yanlış inançlar ve kişisel korkular, bu süreci ertelemeye yol açabilir. Ancak ertelemenin bedeli çoğu zaman daha ağır olur. Sorunlar kendi kendine kaybolmaz; aksine, çözümlenmedikçe büyüyebilir.

Kendi mesleki deneyimim bana şunu gösterdi: İlk adımı atmak zor olsa da terapi süreci, bireylerin yaşam kalitesini artıran dönüştürücü bir yolculuktur. Psikoterapi yalnızca kriz anlarında değil, hayatın her evresinde kişinin kendisini daha iyi tanıması, ilişkilerini düzenlemesi ve ruh sağlığı açısından güçlenmesi için önemli bir destektir.

Dolayısıyla terapiye başvurmayı düşünen bireylerin kendilerine şu soruyu sormaları faydalı olabilir: “Bu süreci daha ne kadar erteleyebilirim?” Çünkü çoğu zaman ilk adımı atmak, iyileşmenin en önemli basamağıdır.

Kaynakça

Corrigan, P. W. (2004). How stigma interferes with mental health care. American Psychologist, 59(7), 614–625.
Hofmann, S. G., Asnaani, A., Vonk, I. J., Sawyer, A. T., & Fang, A. (2012). The Efficacy of Cognitive Behavioral Therapy: A Review of Meta-analyses. Cognitive Therapy and Research, 36(5), 427–440.

Alara Özsoy
Alara Özsoy
2016 yılında İzmir Ekonomi Üniversitesi Psikoloji bölümünü tamamlamıştır. Lisans eğitimi boyunca devlet hastanesinde ve adliyede stajlarını yapmıştır ve çeşitli projelerde yer almıştır. Mezun olduktan sonra özel bir okulda Ölçme ve Değerlendirme biriminde çalışmıştır. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Pedagojik Formasyon eğitimini almıştır. Özel bir okulun ortaokul biriminde gönüllü olarak çalışmıştır. 2019 yılında Aile Danışmanlığı programını tamamlamıştır. 2021 yılında Yakın Doğu Üniversitesi Klinik Psikoloji dalında yüksek lisansını başarıyla tamamlamıştır. Mesleğinde kendisini geliştirmek için çeşitli konularda eğitimler, seminerler ve kongrelere katılmıştır. Aynı zamanda Türk Psikologlar Derneği üyesidir. Yetişkinler ile online ve yüz yüze terapi seansları yürütmektedir. Çalışma alanlarının başında Bilişsel Davranışçı Terapi, Depresyon, Kaygı Bozuklukları, Bağlanma Problemleri, Duygu Düzenleme ile ilgili Problemler, Sınır Koyma, İletişim Problemleri yer almaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar