Cuma, Nisan 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İnsan İlişkilerinde Tekrarlayan Paternler: Neden Hep Benzer İlişkiler Yaşıyoruz?

Hayatımızdaki insanlar değişirken, neden ilişkilerde yaşadığımız duygular ve sonuçlar bu kadar benzer kalır? Bir ilişki bittiğinde verilen sözler, diyaloglar veya roller farklı olsa da, geride bırakılan hayal kırıklığı, yalnızlık, sorumluluk ve bir sonraki ilişkiler için yakınlıktan kaçınma davranışı gibi deneyimler tekrar eder. Bu tekrarlar, çoğu zaman insanlar için “yanlış insanlarla karşılaşmak”, “tesadüf” veya “şanssızlık” olarak görülür fakat psikolojik açıdan bakıldığında aslında bu durumun derinlerde yatan bir anlamı ve nedeni vardır.

Bağlanma Stillerinin İlişkisel Temelleri

İnsanlar hayatlarına alacak başkalarını seçerken sadece anlık ve bilinçli seçimlerle şekillenmeyebilir. Erken dönem deneyimler, bağlanma stilleri ve öğrenilmiş ilişkisel beklentiler yetişkinlikte kurulan ilişkilerin temelini oluşturur.

Bowlby’nin bağlanma kuramına göre, bireyin çocukluk döneminde bakım veren ile kurduğu ilişki, güven, yakınlık ve ayrılık davranışları yetişkinlikte karşısına çıkan insanlara karşı geliştirdiği temel duygusal tepkileri şekillendirir ve aynı zamanda bu unsurlar da içsel çatışma modelleri ortaya çıkarır (Bowlby 1988). Aslında, kişiler bu nedenle farklı ilişkilerde benzer duygusal roller ve tepkiler gösterirler veya benzer çatışmalar içerisinde kendilerini bulabilirler.

Yetişkin bağlanma literatürüne bakıldığında ise bu görüş desteklenir: Araştırmalar, bireylerin çocuklukta şekillenen bağlanma stillerinin yetişkinlikte romantik ilişkilerden arkadaşlıklara uzanan pek çok ilişki türünde benzer örüntüler sergilendiğini gösterir (Mikulincer & Shaver, 2016). Örnek olarak, dört bağlanma stilinden kaygılı bağlanma stiline sahip kişiler, farklı insanlarda ve ilişki bağlamlarında sürekli ve benzer olarak onay arayışı ve terk edilme korkusu yaşayabilirken, kaçıngan bağlanma stiline sahip bireyler ilişkilerinde yakınlık artışı hissettiklerinde geri çekilme eğilimi gösterirler. Bu örnekte, insanların hayatlarındaki kişiler değişse de bu örüntülerde pek fazla bir değişiklik görülmez.

Psikodinamik Yaklaşım ve Tekrar Zorlantısı

İlişki paternleri yalnızca bağlanma stilleriyle sınırlı değildir. Psikodinamik ekolde ele alınan “tekrar zorlantısı” kavramı, bireyin bilinçdışı düzeyde tanıdık gelen ilişki dinamiklerini yeniden üretme eğilimini açıklar (Freud, 1920). Fakat, tanıdık olan her zaman sağlıklı bir seçim olmayabilir. Sadece öngörülebilir olması nedeniyle bireylere daha güvenli gelir, beyinin de en başlıca görevi hayatta kalmak olduğu için tamamen yabancı olana gitmektense güvende ve hayatta kalınabilir hissedecek olan yani tanıdık olana gider. Bu nedenle kişiler, kendilerini zorlayan ilişkileri bilinçsizce tekrar tekrar seçebilirler.

Şema Terapisi ve İlişki Senaryoları

Benzer şekilde Şema Terapisi yaklaşımına göre ilişkilerdeki bu tekrarların, bireylerin geçmişlerindeki öğrenilmiş ilişki senaryolarını yeniden üretme çabası ile alakalı olduğunu savunur. Erken dönem uyumsuz şemalar (terk edilme, duygusal yoksunluk, aşırı fedakarlık vb.) bireylerin kendisi ve başkalarıyla ile ilgili beklentilerini şekillendirir ve bu durum da benzer ilişki paternlerini üretir ve süre gitmesini sağlar (Young ve ark., 2003). Bu nedenle, ilişkilerde tekrar eden duygular ve bunların sonuçları tesadüfi olmayıp öğrenilmiş ve hatta içselleştirilmiş ilişki yapılarıdır.

Duygusal Düzenleme ve Kısır Döngüler

İlişkilerde aynı paternlerin sürmesinin bir diğer kritik nedeni de insanların duygusal düzenleme becerileri ile ilişkilidir. Gross’un (2015) duygusal düzenleme kuramına göre, bireyler duygularını yönetmekte zorlandıklarında tanıdık başa çıkma yollarına yönelebilirler. Yine Psikodinamik yaklaşımdaki gibi bu yollar her zaman işlevsel ve sağlıklı olmayabilir fakat alışıldık olduğu için tekrar edilmeye mahkumlardır. Böylelikle kişi, benzer ilişkisel kısır döngülerde sıkışıp kalabilir.

Sonuç: Farkındalık ve Dönüşüm

Sonuç olarak, insan ilişkilerinde tekrar eden örüntüler ve paternler bireylerin yetersizliğiyle alakalı değil, geçmiş deneyimlerinin bugüne taşınması ile ilgilidir. İlişkilerde yaşanan benzer duygular ve sonuçlar, kişinin yanlış karar vermesinden kaynaklı değil, tanıdık olanı sürdürme eğiliminden doğar. Önemli olan ise, bu örüntüleri fark etmek ve daha sağlıklı, dengeli ve tatmin edici ilişkiler kurabilmek için atılan ilk adımlardır. Dolayısıyla bunlar, değiştirilemez alın yazısı olmaktan çıkabilir ve fark edildiğinde dönüştürülebilir. Bu anlamda, güven sağlanan terapötik süreçlerde bireylerin tekrar eden ilişki dinamiklerini fark etmesi, bu paternlerin kökenini anlaması ve yeni ilişki deneyimleri geliştirmesi mümkün olabilir. Farkındalık, bireyin otomatik tepkiler yerine daha bilinç düzeyinde ve esnek ilişki seçimleri yapabilmesini sağlar.

Kaynakça

  • Bowlby, J. (1988). A secure base: Parent-child attachment and healthy human development.

  • Freud, S. (1920). Beyond the pleasure principle.

  • Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2016). Attachment in adulthood: Structure, dynamics, and change.

  • Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. (2003). Schema therapy: A practitioner’s guide.

  • Gross, J. J. (2015). Emotion regulation: Current status and future prospects.

Berfin Memnun
Berfin Memnun
Berfin Memnun, yeni mezun bir psikolog olarak klinik psikoloji alanında yüksek lisansına devam etmektedir. Yüksek lisansını yetişkin alt dalında sürdüren Berfin Memnun, lisans hayatı boyunca farklı staj süreçlerinden geçerek hem teorik hem de pratik alanda kendini geliştirmeyi amaçlamış ve bunu başarmıştır. Duygudurum bozuklukları, insan ilişkileri ve kişisel gelişim gibi konular Memnun’un ilgi alanları olup kaleme aldığı başlıca başlıklardır. Yazar, psikolojiyi yalnızca akademik bir alan olarak değil; günlük yaşamın içinde bize yol gösterecek bir pusula olarak görmektedir. Kaleme aldığı içeriklerle bireylerin kendi duygularını tanımasına, zihinsel dayanıklılığını artırmasına ve içsel dengeyi keşfetmesine rehberlik etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar