Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Hygge: Danimarkalıların Sıcak Felsefesi ve Psikoloji

Danimarka deyince dilin alıştığı yol “mutluluklar ülkesi” ifadesi oluyor. Unvanını hak edip etmediğini sorgulatmıyor zira üst üste dünyanın en mutlu ülkesi seçilen bir memleket kendisi. Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan Dünya Mutluluk Raporu (World Happiness Report)’unda 2013 ve 2014 yıllarında art arda birinci olmuş daha sonra 2016’da yeniden dünyanın en mutlu ülkesi olarak birinci sıraya yükselmiştir (Helliwell, Layard & Sachs, 2016). Peki Dan dostlarımızı bu denli mutlu kılan şey nedir? Bu sorunun yönetim, ekonomi, eğitim, yaşam şartları vb. birden çok cevabı var. Bu mutlu olma halini yansıtan ve yaşatan ritüellerden biri de hygge’dır.

Danimarka ve Hygge

Danimarka, krallıkla yönetilen; küçük ama düzenli, uzun ve karanlık kışlara sahip bir İskandinav ülkesidir. Yönetim biçimine rağmen eşitliğe dayanan toplumsal bir zihniyet anlayışı var. Hatta motto diyebileceğimiz “abartma, gösteriş yapma, rahat ol” felsefesine sahip. İklimsel özellikleri ise Danimarkalıları tabiri caizse evlerine hapseden cinsten. İşte hygge’nın dalları tam da burada yeşeriyor.

Hygge kelimesinin okunuşu konusunda “Huga”, “Hüge” gibi birçok telaffuz şekli var. Hygge telaffuz biçiminden daha çok yaşanma şekli ile ön plana çıkıyor. En yalın haliyle “rahat bir atmosfer yaratmak”, “birlikte rahatça vakit geçirmek” anlamlarına geliyor. Bunlar tanımsal karşılıkları ama hygge daha derin bir psikolojik taraf da barındırıyor. Çünkü hygge sıcacık ruh halinin hissedildiği yumuşacık bir ortam; üstelik bunun sevdiklerinizle birlikte yapıldığı anlar “biz” duygusunun, aidiyetin ve duygusal güvenliğin içinizde gezdiği anlar. Birlikte yemek yapmak, birlikte oyunlar oynamak, birlikte gülmek… Bunlar hygge ortamlarının doğal hediyeleridir. Danimarkalılar bu felsefeyi bir mola gibi kullanıyorlar. Bu tatlı molalara ise fazlasıyla ehemmiyet gösteriyorlar. Bir Danimarkalının evinde göreceğiniz bir hygge köşesi mutlaka vardır. Üstelik bu köşe mumlar, battaniyeler, kahve gibi rahatlık hissi veren objelerle bezenmiştir. Bu hygge ortamlarının harika bir yanı da kişiler bir araya geldiğinde teknolojik aletler kenara bırakılıyor, problemler palto misali kapının dışına çıkarılıyor ve en önemlisi bu atmosfere çocuklar da dahil ediliyor. 7’den 70’e bir huzur ortamı var. Yani coğrafyaları evlerine mahkum ediyor gibi görünse de Danimarkalılar bu durumu fırsata çeviriyorlar. Üstelik pozitif bir nesil anlayışı da gelişiyor. Bir taşta iki kuş.

Hygge Ruh Halini Nasıl Etkiliyor?

Hygge’nın ruhla bağlantısı daha çok sosyal bağlar ve stres seviyeleri ile alakalıdır. İnsan sosyalleşme üzerine kurulu bir varlıktır. Yaşamak için gruplara; mutlu olmak içinse doğru bağları kurmaya ve onlardan beslenmeye ihtiyaç duyar. Bedeniniz nasıl suyu ekmeği talep ederse ruhunuz da birlik ve beraberliği talep eder. Hygge felsefesi ruhu sosyal açıdan doyurur. Yukarıda bahsettiğimiz gibi duygusal bir emniyet kemeri görevi görür. Aitsiniz, ben değil bizsiniz. Burada bahsettiğim durum bireyselliğin gerekli olup olmadığı değil, o elbette gerekli; söylemek istediğim “biz”in iyileştirici yönleri. Hatta paradoksal olarak hygge’nin yaşam biçimi haline geldiği Danimarka’da yalnızlık oranı oldukça yüksek. Ama psikolojik yalnızlık duygusu düşük. Çünkü Danimarkalılar birlikte olma haline ve nesillerinin de böyle yetişmesine önem veriyorlar. Hygge ortamlarında problemlerini konuşmuyorlar, o gün tamamen birbirlerine ayrılmış durumda. “Ben”den bahsetmek yerine “biz”den bahsediyorlar. Telefon tablet gibi uyaranları kaldırıp anın sıcaklığına odaklanıyorlar. Toplanılan kişinin evine giderken herkes bir şeyler yapıp götürüyor ve yine hizmet konusunda herkes eşit şekilde görev alıyor. Buna çocuklar da dahil. Yapay ışık yerine mumları tercih ediyorlar; hatta bu yüzden Danimarka’da çıkan yangınların çoğunun mum yakmadan kaynaklı olduğu söyleniyor.

Beyin bu ortamda tehlike alarmlarını sessize alıyor. Çünkü güvende hissediyor, o yüzden savunmada savaşmıyor. Otonom sinir sistemi beyaz bir bulutun üstünde gibidir. Stres hormonları (kortizol) azalıyorken oksitosin ile serotonin hormonları artıyor. Çocuklar ise dramdan sıyrılıp serotoninin havada uçuştuğu bir ortamda büyüyor. Bu beyaz rengi anımsatan ortam çocukların güven duygusunu, bağlanmayı, dikkatini, yaratıcılığını, değer duygularını arttırıyor. Ve çok daha fazlasını. Bu yüzden Danimarka dünyanın en mutlu insanlarına sahip ve en mutlu nesillerini yetiştiriyor denebilir. Tek sebep bu olmasa da pastanın büyük bir dilimi de bu ritüel gibi duruyor.

Burada şu da önemli; Danimarkalılar “her şey harika olmalıdır” gibi ham hayalciliğe sahip değiller, hatta aksine mutluluğu yüksek beklentide değil, düşük hayal kırıklığına bağlıyorlar denebilir. Danimarkalılar olumsuzluklar yokmuş gibi davranmazlar. Sadece olayın daha önce hiç düşünmemiş olabileceğiniz başka bir yönü olabileceğini gerçekçi bir şekilde belirtirler. İnsanlarda kötü olan yerine iyi olanı seçerlerin (Alexander & Sandahl, 2020, s.73). Bu da onların çok pozitif değil çok gerçekçi olduklarını gösteriyor. Tatmin odaklı mutluluk anlayışları bunu sürdürülebilir hale getiriyor. Hatta bir mutluluk enstitüleri bile var!

Mutluluğun Küçük Ritüeli: Hygge

Danimarkalılar mutluluğu aramıyorlar bunu yaşıyorlar. Netice olarak mutluluğu Danimarkalılar icat etmedi onlar mutluluğu sadeleştirdiler. Hygge ise bu basit mutluluk formülünün işleyen bir örneği. Duygusal güvenliğe ve sosyal bağlara dayanan bir yaşam pratiği. Psikolojik iyi oluş hali için gerekli unsurları bir arada bulunduruyor. Ait hissettiriyor, ruhu sakinleştiriyor. Dünyada aile, arkadaşlık gibi sosyal iyiliğe hizmet eden tüm müesseselere uygun bir ritüeldir. Büyük reçeteler yerine küçük bir anda mutluluk hâlâ mümkündür.

Kaynakça

Helliwell, J. F., Layard, R., & Sachs, J. (2013). World Happiness Report 2013. United Nations Sustainable Development Solutions Network.

Helliwell, J. F., Layard, R., & Sachs, J. (2014). World Happiness Report 2014. United Nations Sustainable Development Solutions Network.

Helliwell, J. F., Layard, R., Sachs, J., & De Neve, J.-E. (2016). World Happiness Report 2016. United Nations Sustainable Development Solutions Network.

Alexander, J. J., & Sandahl, I. D. (2020). Danimarkalılara özgü ebeveynlik: Dünyanın en mutlu çocukları nasıl yetişiyor. İstanbul: Koridor Yayıncılık.

sıla tuna
sıla tuna
Sıla Tuna, psikolojik danışmandır. Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun olmuştur. Üniversite yılları boyunca çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde ve psikoloji topluluklarında aktif rol almıştır. Daha çok aile ve ebeveyn çalışmalarıyla ilgilenen Tuna, farklı psikoloji gruplarında içerik yazarlığı yapmıştır. Bu dergideki yazıları, onun profesyonel yazarlık yolculuğunun ilk adımıdır. Ruh sağlığının önemine inanan yazar, psikolojiyi daha fazla insana ulaştırmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar