Çarşamba, Haziran 3, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İstediğim Ben mi İstenilen Ben mi?

Herkesin hayatta kendine ait bir yeri vardır. Kendi kimliğimiz, duygularımız ve düşüncelerimiz… Çocukluktan itibaren inşa ettiğimiz benlik yapısı, yaşamımız boyunca birçok deneyime maruz kalır ve yetişkinliğe kadar gelişir. Farklı insanlar olarak sosyal bir toplumda kendi benliğimizle varlığımızı sürdürürüz. Ancak bu benlik bir anda ortaya çıkmaz; her şey, içsel ve dışsal açıdan kendimize aynada bakmakla başlar.

Kendimizi görmeye ilk önce aynadan başlarız. Aynaya bakarız ve bedenimizi, mimiklerimizi, hoşumuza giden yerlerimizi, kusurlu yanlarımızı, hatta derinlemesine bakarsak duygu ve düşüncelerimizi görürüz. Hayatımızın her döneminde o aynaya farklı sebeplerle bakmaya devam ederiz. Ancak bazen sosyallik ihtiyacımız devreye girer; başka insanların yanına gider, onlarla vakit geçiririz. Gündemi takip eder, sosyal medyada dolaşır ve yeni trendlere göz atarız. Büyüklerimizden toplumu dinleriz; bize tavsiye ettikleri her şeyi dikkate alırız. Tüm bunlar, zihnimizde şekil alan ve bize fısıldanan sözler oluşturur. Bu sözler, bakışlar, onay ve eleştiriler doğrudan veya dolaylı olarak bize iletilir. “Şu kilo mükemmel, bu boy ideal, yeni moda bu, bence bu huyunu bırakmalısın…” deriz. Sonra aynaya bir kez daha bakarız. İlk başta bazı denilenlere katılırız; bazen başka bir şey görür veya duyarız ve fikrimiz değişir. Böylece zamanla aynadaki şeklimizi değiştiririz. Herkesin söylediği, ulaşmak istediği ideale yaklaşmak için daha güzel, daha güçlü, daha tarz, daha iyi huylu ve daha mükemmel görünmeye çalışırız. Daha, daha, daha… O ideal benlik için, herkesten onay almak ve mükemmele uymak için elimizden geleni yaparız. Peki, o ideal, o istenilen kişi nasıl belirlenir?

Çevremize baktığımızda herkes daha iyisi için bir şeyler söyler. Çoğumuz da buna göre, bazen isteyerek bazen de istemeden hareket ederiz. Bazen harekete geçmeyiz ama küçük şeylerin etkisinde kalırız. Peki, ona göre hareket ettikçe ve istenilenin etkisi altında kaldıkça aynada ne görmeye başlarız? İstediğimiz kişiyi mi, istenileni mi? İstenileni bir parça da olsa gördüğümüzü varsayalım. O istenileni gerçekten istiyor muyduk?

Bunun cevabı herkes için farklı olabilir. Ancak temeline inmek için çocukluğumuza göz atmalıyız. Bebeklikten itibaren hepimizin büyüdüğü bir ortam vardır. Çoğumuzun yanında mutlaka bir yetişkin olmuştur ve hepimiz onların şekillendirdikleri ile dünyayı görmeyi öğrenmişizdir. Ayrıca, hepimizin dünyaya geldiği bir toplum vardır ve bu toplumun bazı kuralları ve tarzları mevcuttur. Bu örüntüye göre aslında doğduğumuzdan beri tam anlamıyla özgür değiliz.

Aynadaki şekli dışarıya göre şekillendirmek bizim için bir alışkanlık haline gelebilir. Ancak bunu yapmayı bırakmak da bizim irademizdedir. Bir gün biri gelir, aynaya bakar ve kendine sorar: “Acaba bu karar bana mı aitti?” Bu sorgulama derinleşirse, insan bazen başkalarından ayrışır; bazen de yarı yarıya, bazen de hiç ayrışmaz. İlk başta istenilen kişi olan insan, zaman geçtikçe eğer isterse, istediği kişiyi kendisi oluşturmaya başlar. Çünkü konu artık duyduklarını ve gördüklerini aynada şekillendirmek değil, o şekli kime ve ne sayesinde uyguladığını anlamaktır.

Melike Sultan Zafrak
Melike Sultan Zafrak
Melike Sultan Zafrak, klinik psikoloji yüksek lisansı yapmayı hedefleyen bir psikoloji öğrencisi ve yazardır. Psikoloji alanında araştırmalar yaparak kendini sürekli geliştirmeye devam etmektedir. Yazı alanındaki yeteneği, daha önce katıldığı kompozisyon, düzyazı ve şiir yarışmalarında öne çıkmıştır. Sonrasında psikolojiye olan ilgisini fark etmiş ve yazılarını bu alana yönlendirmiştir. Çocuk ve ergen psikolojisi, depresyon ve anksiyete gibi konularda staj deneyimi kazanmış; böylece akademik bilgisini sahada uygulama fırsatı bulmuştur. Akademik yolculuğu boyunca edindiği deneyimleri ve öğrendiklerini yazılarına aktararak paylaşmaya devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar