Yaşamımızda hatırladığımız anılar belirli bir zamana kadardır. Hafızamızı ne kadar zorlarsak zorlayalım, üç yaşından öncesine dair herhangi bir anımızı hatırlamamız neredeyse imkânsızdır. Buna dair örnekler elbette nadir de olsa vardır fakat genele ve yapılan çalışmalara bakıldığında bu ihtimalin oldukça düşük olduğu söylenebilir. Bu yazıda da çocukluk anılarımızı neden unuttuğumuzdan, beynimizdeki bellek sisteminden, gelişim aşamasında çocukluk anılarımızın öneminden bahsedeceğiz.
Bebeklik Amnezisi
Bebeklik amnezisinin ne olduğuna değinmeden önce kavramın içindeki amnezi kelimesine bir açıklık getirelim. Amnezi, kısmî veya tam bellek kaybı anlamına gelmektedir. Bebeklik amnezisi ise üç yaşından önce hatırlayamadığımız anıları temsilen kullanılan bir kavramdır. Bu anıların yok olmasının sebebini bilimsel olarak açıklayacak olursak, üç yaşına kadar beynimizde önemli ve hızlı bir gelişim kaydedilmesidir. Bu gelişim aşamasında nöronlarımız hızla yenilenir ve anılarımız kaybolur. Bu anıların kaybolması ve o yaşlarımızı hatırlamıyor olmamız, o anıların yaşamımızda bir etkisi olmadığı anlamına gelmez. Aksine, bebeklerin yaşadıkları çevresel ortam, onların yaşamının ileriki dönemlerinde etkisini göstermektedir. Örneğin; yetersiz sağlık koşulları, yoksulluk, kötü muamele ve sevgisizlik yaşama en çok yansıyan olumsuz koşullardan bazılarıdır.
Bu etkiler, elbette ilk önce çocukluk dönemine yansır. Bahsettiğimiz olumsuz koşulların sonucunda, çocuklar erken yaşam stresiyle karşı karşıya kalırlar. Vücuda hiçbir yararı olmayan bu aşırı stres; düşük bağışıklık sistemi, öğrenme güçlüğü, düşük hafıza performansı gibi güç durumlarla mücadele etmelerine sebep olabilir. Olumsuz durumların koşullarını bir zincire de benzetebiliriz. Her gelişim aşamasında giderek çığ gibi büyür ve insanın asla çözemediği ama yaşamı boyunca çözmek için çabaladığı yorucu bir sürece dönüşebilir.
Anılarımızı iki yaşımızdan sonra hatırlayabilme sürecimize dönecek olursak, bunun sebebinin benlik algısı iki yaşımızdan sonra oluşması olduğunu söyleyebiliriz. Bir örnekle açıklamak gerekirse, bebekler yaklaşık olarak iki yaşından sonra aynanın karşısına geçtiklerinde gördüklerinin kendileri olduğunu anlarlar. Benlik algısının oluşması da biriktirilmeye başlanan anılarda “ben” kavramının da var olmasını sağlar. Bu noktadan sonra, otobiyografik bellek devreye girer ve beynimizin bölümlerinin inşasında anılarımız da yer edinmeye başlar.
Otobiyografik Bellek
Kişisel yaşam tarihimizin bizzat başladığı iki yaşımızın ardından otobiyografik belleğimizin katkıları azımsanamayacak derecede çoktur. Burada depoladığımız anılarımız okul deneyimlerimiz, anneanne veya babaannemizle geçirdiğimiz anılar gibi kişiliğimizi oluştururken edindiğimiz önemli basamaklardır. Otobiyografik belleğin bölümleri ve hepsinin ayrı birer işlevi bulunmaktadır. Bu bölüm ve işlevlere biraz açıklık getirmemiz gerekebilir.
Öncelikle, otobiyografik belleğimiz; duygusal bellek, kısa süreli bellek ve uzun süreli bellek olarak üçe ayrılmaktadır. Uzun süreli bellek, açık ve örtük bellek olarak; açık bellek ise anısal bellek ve anlamsal bellek olarak ikiye ayrılmaktadır. Anısal belleğimizde, belirli insanlar ve olaylar gibi spesifik şeyleri hatırlarız. Anlamsal belleğimizde ise dünya hakkında edindiğimiz genel bilgileri depolarız. Alzheimer hastaları da açık bellekte bulunan anlamsal ve anısal bölümlerdeki bilgileri unutmaktadırlar.
Dünya hakkında edindiğimiz genel bilgiler “kim, ne, nerede, ne zaman ve nasıl” anıları olarak da bilinmektedir. Bu anılar, hayvanlarda da bulunmaktadır ve onların yaşamlarını devam ettirmelerinde de önemli bir yeri vardır. Bu bilgiler insanlarda da hayvanlarda da hipokampus bölgesinde işlenir. Beynimizin depolama bölgesi olan bu bölüm anılarımız için de önem teşkil etmektedir.
Kısacası, otobiyografik bellek anılarımızı sınıflandırmamızda bize kolaylık sağlar ve gerektiğinde o çekmeceyi açıp deneyimlerimize ulaşmamızda yardımcı olur. Bu bağlamda, yaşamımız boyunca edindiğimiz bilgileri gereken yerlere koyabilir ve gerektiğinde kullanabiliriz. Ancak bu çekmecelerin dağılmaması önemlidir ve bunun için sık sık düzenlemeye gidilir, önemsiz görülen anılar zamanla yok edilip yenilerine yer açılabilir. Bu da yaşamımızın bir parçası veya bir tür dönüşümdür diyebiliriz.
Sonuç
Sonuç olarak, yaşamımızın yapıtaşlarından biri olan anılarımız beynimizde önemli bir yere sahiptir ve gelişimimizde de adım adım ilerleyen bir süreçtir. Herkesin yolculuğu ve koşulları farklı olsa da, geçtiğimiz bazı yollar ortaktır ve kişiliğimizi edindiğimiz süreç için önemlidir. Bilim her zaman gelişen, değişen bir süreç olduğu için hiç şüphesiz bu bilgiler de değişebilir ya da üstüne yeni bilgiler eklenerek yeni bir versiyona dönüşebilir. Yine de insan yaşamında anıların önemli olduğu bir gerçektir, bu konuda yapılan çalışmalar devam etmektedir.
Kaynakça
Alberini, C. M., & Travaglia, A. (2017). Childhood amnesia: A critical period of learning to learn and remember. The Journal of Neuroscience, 37(24), 5783–5795. https://doi.org/10.1523/JNEUROSCI.0324-17.2017
Kılıç, K. M. (2019, 2 Ekim). Erken çocukluk döneminde bebeklik/çocukluk amnezisi ve otobiyografik bellek gelişimi. Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, 3(2), 541-557. https://doi.org/10.24130/eccd-jecs.1967201932156



Yazın çok bilgilendirici kalemine sağlık
Bellek insanın evidir sözü
Belleğimizle ilgili bu bilgilendirici yazınız için teşekkürler.