İnsan zihni dünyayı anlamlandırmak için çoğu zaman sözcüklere, dilin soyut kalıplarına ve sosyal ipuçlarına güvenir. Çoğunluğun paylaştığı bu nörotipik iletişim ağı, göz temasıyla başlayan, ses tonundaki ince iniş çıkışlarla şekillenen ve satır aralarındaki imalarla zenginleşen görünmez bir uzlaşma zemininde işler. Ancak bu zemin herkes için aynı biçimde kurulmaz. Otizm spektrumunun içinde yer alan Asperger sendromu, dünyaya tamamen farklı bir algı kapısından bakan, sosyal jestlerin ardındaki gizli dili çözmekte zorlanan fakat detayları kristal berraklığında işleyen zihinlerin varlığına işaret eder. Bu zihin yapısını anlamak, eksiklik üzerinden tanımlanan geleneksel bakış açısını bir kenara bırakıp farklı bir bilişsel mimariyi keşfetmeyi gerektirir. Asperger sendromuna sahip bireylerin iç dünyasını ve algı biçimini en somut şekilde gözler önüne seren örneklerden biri, yaşamı biyografik filme de konu olan dünyaca ünlü hayvan bilimci Dr. Temple Grandin’dir. Grandin’in kendi yaşamını ve düşünme biçimini anlatırken sıkça kullandığı “Ben kelimelerle değil, resimlerle düşünüyorum” ifadesi, Asperger sendromundaki bilişsel işleyişin kalbini özetler. Grandin için bir kavram soyut bir sözcükten ibaret değildir; zihnine gelen her kelime, hafıza arşivinde depolanmış binlerce net, ayrıntılı ve hareketli görsel kaydı eşzamanlı olarak oynatmaya başlar. Filmde de çarpıcı bir biçimde yansıtıldığı üzere, nörotipik bireylerin kolayca genelleştirdiği durumlar, Aspergerli bir zihin için milyonlarca bağımsız parçanın bir araya gelmesiyle oluşan kusursuz bir mekanizma gibidir. Bu farklı bilişsel süreç beraberinde yoğun bir duyusal hassasiyeti de getirir. Dışarıdan bakıldığında sıradan kabul edilen bir floresan lambanın titremesi, kalabalık bir ortamdaki uğultu ya da tensel bir temas, Aspergerli bir bireyin sinir sisteminde aşırı yüklenmeye ve derin bir dehşete yol açabilir. Grandin’in filmde insan dokunuşunun yarattığı boğucu baskıdan kaçmak için geliştirdiği ve kendi bedenini sıkıştırarak sakinleştiren “kucaklama makinesi” (squeeze machine), bu duyusal aşırı uyarılmayı kontrol altına alma çabasının en yalın göstergesidir. İnsan temasından kaçınmak sevgisizlikten veya bağ kurma arzusunun yokluğundan kaynaklanmaz; aksine bedenin sınırlarını koruma ve duyusal fırtınayı dindirme ihtiyacının bir sonucudur.
Klinik literatürde Asperger sendromu genellikle zihin kuramı (theory of mind) alanındaki farklılıklarla ele alınır (Baron-Cohen, 2001). Karşıdaki kişinin ne hissettiğini, yüz ifadelerinin ne anlama geldiğini sezgisel olarak kestirememek, kinaye, mecaz veya şaka gibi dolaylı anlatımları anlamlandırmayı oldukça güçleştirir. Ancak bu zorluk, duygusal bir soğuklukla karıştırılmamalıdır. Asperger profiline sahip bireyler yalan söylemekte, manipülasyon yapmakta veya politik davranmakta zorlanırlar; onların dünyasında gerçekler pürüzsüz ve nettir. Üstelik belirli bir alana duydukları yoğun odaklanma becerisi (hiperfokus), derinlemesine araştırma kabiliyeti ve kalıpların dışındaki örüntüleri yakalama yetenekleri, Grandin’in hayvancılık sektöründeki devrim niteliğindeki tesis tasarımlarında olduğu gibi insanlığa büyük katkılar sunar. Modern psikiyatri sınıflandırmalarında (DSM-5) Asperger artık otizm spektrum bozukluğu çatısı altında ele alınsa da, bu bireylerin deneyimlediği kimlik ve düşünüş biçimi kendine has bir derinlik taşımaya devam etmektedir (American Psychiatric Association, 2013). Yetişkinlik döneminde teşhis alan pek çok Aspergerli birey, yıllarca “tuhaf”, “soğuk” veya “uyumsuz” olarak etiketlenmenin getirdiği kronik bir anlaşılmama yorgunluğuyla mücadele eder. Sosyal ortamlarda dışlanmamak adına sürekli maskeleme (masking) yapmak, yani nörotipik davranışları taklit ederek kendini gizlemeye çalışmak, beraberinde tükenmişlik ve yoğun kaygıyı getirir. Farklı olanı bir bozukluk ya da eksiklik olarak değil, insan nöroçeşitliliğinin (neurodiversity) doğal bir varyasyonu olarak görebilmek toplumsal bir olgunluk gerektirir. Temple Grandin’in hikayesi, doğru çevre koşulları ve anlaşılma zemini sağlandığında, farklı çalışan bir zihnin dünyayı nasıl güzelleştirebileceğinin ve dönüştürebileceğinin en güçlü kanıtıdır. Mesele, zihinleri tek bir sosyal kalıba sokmaya zorlamak değil, resimlerle düşünen, detaylarda kaybolan ve gerçeği dolambaçsız yaşayan o sessiz dünyaya saygıyla alan açabilmektir.
Kaynakça
- American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). American Psychiatric Publishing. Baron-Cohen, S. (2001). Theory of mind in normal development and autism. Prisme, 34, 174–183. Grandin, T. (2006). Thinking in pictures: My life with autism. Vintage Books.

