Hepimizin zaman zaman söylediği bir cümle var:
“Bugün hiç halim yok.”
Ders çalışmamız gerekiyor ama masaya oturamıyoruz. İşe gitmemiz gerekiyor ama sabah alarmı çaldığında bütün hevesimiz kaybolmuş oluyor. Başlamak istediğimiz bir eğitim, spor, proje ya da uzun zamandır ertelediğimiz bir karar var; fakat nedense hep doğru zamanı bekliyoruz.
Pazartesi olsun.
Ay başlasın.
Biraz kafam düzelsin.
İşler sakinleşsin.
Kendimi hazır hissedeyim…
Sonra fark ediyoruz ki hayat pek de sakinleşmiyor.
Belki de sorun, motivasyonumuzun olmaması değil. Motivasyondan ne beklediğimiz.
Çoğu zaman motivasyonu önce gelmesi gereken bir duygu gibi düşünüyoruz: Önce istek gelecek, sonra harekete geçeceğiz. Oysa günlük hayatta bunun tam tersi de sık sık olur. Bazen önce küçük bir hareket gelir, motivasyon arkasından yetişir.
Bir öğrenci düşünün. Önünde yüzlerce sayfa var. “Bugün hepsini bitirmeliyim” dediğinde daha kitabı açmadan yorulabilir.
Bir çalışan düşünün. Yapılacaklar listesi uzamış, günler birbirinin aynısı olmaya başlamış. “Artık kendimi tamamen toparlamalıyım” dediğinde nereden başlayacağını bilemeyebilir.
Çünkü büyük hedefler bazen bizi heyecanlandırdığı kadar gözümüzü de korkutur.
İşte burada motivasyonel görüşmenin sevdiğim taraflarından biri devreye giriyor. Miller ve Rollnick “değişim dili”ni şöyle tanımlıyor:
“İnsan kendine ‘Böyle devam etmek istemiyorum’ ya da ‘Bir şeyleri değiştirmem lazım’ demeye başladığında aslında değişimin ilk adımı atılmış olur.”
Buradaki önemli kelime aslında ”kendi”.
Birisinin size “ders çalışmalısın”, “daha disiplinli olmalısın”, “bu işi bırakmalısın”, “kendine çeki düzen vermelisin” demesiyle sizin “Ben aslında böyle devam etmek istemiyorum” demeniz aynı şey değil.
İkinci cümle size ait.
Ve insan bazen kendi ağzından çıkan nedeni başkasının verdiği on tavsiyeden daha fazla ciddiye alıyor.
Miller ve Rollnick’in bu süreci anlatırken kullandıkları çok güzel bir ifade daha var:
“İnsan bazen değişmek için başkasının onu ikna etmesinden çok, kendi nedenlerini duymaya ihtiyaç duyar.”
Bu yüzden belki kendimize sürekli emir vermek yerine biraz soru sormamız gerekiyor.
“Ben neden bunu değiştirmek istiyorum?”
“Böyle devam edersem altı ay sonra nerede olacağım?”
“Değiştirirsem hayatımda ne farklı olacak?”
“Şu anda yapabileceğim en küçük şey ne?”
Çünkü bazen insanın ihtiyacı daha fazla nasihat değil; kendi nedenini yeniden hatırlamaktır.
Bir sınava hazırlanıyorsanız yalnızca “çalışmalıyım” demek yerine, neden çalışmak istediğinizi düşünün. Mezun olmak mı? İstediğiniz mesleğe yaklaşmak mı? Kendinize farklı bir hayat kurmak mı?
İş hayatındaysanız yalnızca “daha motive olmalıyım” diye kendinizi sıkıştırmak yerine başka bir soru sorun:
Ben burada neyi değiştirebilirim?
Belki bütün işinizi değiştiremezsiniz. Belki yöneticinizi, çalışma saatlerinizi ya da o gün önünüze düşen işleri seçemezsiniz. Ama gününüzün küçücük bir bölümünde hâlâ sizin kontrolünüzde olan bir alan olabilir.
Bazen değişim zaten tam oradan başlar.
Üstelik kararsız olmak da düşündüğümüz kadar kötü bir şey değildir.
Bir yanımız değişmek isterken diğer yanımız mevcut düzende kalmak isteyebilir. Spora başlamak isteriz ama eve gidip uzanmak da isteriz. Yeni bir iş isteriz ama alıştığımız düzeni kaybetmek korkutur. Ders çalışmak isteriz ama zihnimiz biraz daha kaçmak ister.
Bu, iradesiz olduğumuz anlamına gelmez.
Değişim konusunda aynı anda iki farklı şey hissetmek insanidir. Motivasyonel görüşme yaklaşımında da bu ikilem değişim sürecinin doğal bir parçası olarak görülür.
Asıl mesele, o iki sesin içinden hangisini biraz daha beslediğimizdir.
Her gün kendimize “yapamam, çok geç, zaten daha önce de olmadı” dediğimizde bulunduğumuz yerde kalmamız için gerekçeler üretiriz.
Ama dilimizi küçücük değiştirdiğimizde farklı bir kapı açılır:
“Henüz istediğim yerde değilim ama bugün en azından bir şey yapabilirim.”
Bir bölüm.
On dakika.
Bir telefon.
Bir başvuru.
Bir sayfa.
Bir yürüyüş.
Bazen hayat gerçekten bu kadar küçük hareketlerle yön değiştirir.
Çünkü her değişimin büyük ve dramatik olması gerekmiyor. Yeni bir hayat kurmak için her sabah bambaşka bir insan olarak uyanmanız da gerekmiyor.
Bugünkü halinizle başlayabilirsiniz.
Yorgunken de.
Biraz korkarken de.
Tam emin değilken de.
Motivasyonun yüzde yüz olmasını beklemek zorunda değilsiniz.
Belki bugün kendinize şu soruyu sorun:
“Hayatımda değiştirmek istediğim şey için bugün atabileceğim en küçük adım ne?”
Sonra cevabı fazla büyütmeyin.
Yapılabilir olsun.
Çünkü çoğu zaman ihtiyacımız olan şey dev bir sıçrama değil, bulunduğumuz yerden bizi birkaç santim ileri götüren ilk harekettir.
Motivasyon bazen başlangıç çizgisinde bizi beklemez.
Bazen birkaç adım attıktan sonra yanımıza gelir.
O yüzden hazır hissetmeyi beklemeyin.
Küçük başlayın.
Ama başlayın.
Kaynakça
- Miller, W. R., & Rollnick, S. (2013). Motivational Interviewing: Helping People Change (3rd ed.). Guilford Press.
- Ryan, R. M., & Deci, E. L. (2017). Self-Determination Theory: Basic Psychological Needs in Motivation, Development, and Wellness. Guilford Press.
- Prochaska, J. O., Norcross, J. C., & DiClemente, C. C. (1994). Changing for Good. William Morrow.
- Clear, J. (2018). Atomic Habits: An Easy & Proven Way to Build Good Habits & Break Bad Ones. Avery.


