1. Giriş
Teknolojinin gelişmesi, insanların bilgiye ulaşma ve psikolojik destek arama biçimlerini de değiştirmiştir. Günümüzde bazı insanlar yaşadıkları sorunları paylaşmak, duygularını anlamlandırmak veya zorlandıkları durumlarda öneriler almak için yapay zekâ araçlarını kullanmaktadır. Bu araçların kolay ulaşılabilir olması bazı kişiler için kendini ifade etmeyi kolaylaştırabilir. Bununla birlikte, psikolojik destek amacıyla yapay zekâ kullanılması yalnızca sunduğu kolaylıklar açısından değil, beraberinde getirdiği etik sorunlar açısından da değerlendirilmelidir. Pamfili ve İnci Namlı (2026), yapay zekânın psikoterapi süreçlerinde kullanımını değerlendirirken veri gizliliği, algoritmik önyargı, terapötik ilişki ve sorumluluk gibi konulara dikkat çekmektedir. Bu konular, yapay zekâ destekli araçların kullanımında bireyin haklarının ve güvenliğinin neden ön planda tutulması gerektiğini göstermektedir.
2. Gelişme
2.1. Mahremiyet ve Kişisel Verilerin Korunması
Yapay zekâ ile yapılan görüşmelerde insanlar ailevi sorunlarını, ilişkilerini, korkularını ve özel yaşamlarına ilişkin bilgileri paylaşabilir. Bu bilgilerin nasıl işlendiği, ne kadar süreyle saklandığı ve kimlerle paylaşılabileceği önemlidir. Kullanıcıların kişisel verilerinin kullanımı hakkında yeterli bilgiye sahip olması, mahremiyetlerinin korunması açısından gereklidir. Turan, Turan ve Küçüksille (2022), yapay zekâ etiğini bireysel haklar, gizlilik, eşitlik ve ayrımcılığın önlenmesi gibi değerler üzerinden ele almaktadır. Bu açıdan değerlendirildiğinde, dijital psikolojik destek araçlarının kullanımında da kişisel bilgilerin korunması ve kullanıcıların bilgilendirilmesi temel gereklilikler arasında yer almaktadır. Ancak mahremiyetin korunması, etik açıdan dikkat edilmesi gereken konulardan yalnızca biridir. Kullanıcıların paylaştıkları bilgilere karşılık aldıkları yanıtların doğruluğu ve bu yanıtlara ne ölçüde güvenebilecekleri de önem taşımaktadır.
2.2. Yanlış Yönlendirme Riski
Yapay zekâ tarafından verilen yanıtlar her zaman doğru, eksiksiz veya kişinin ihtiyaçlarına uygun olmayabilir. Özellikle zor bir dönemden geçen kişiler, bu yanıtları uzman değerlendirmesi gibi kabul edebilir. Bu durum, kişinin yaşadığı sorunu yanlış anlamasına veya uygun olmayan kararlar almasına neden olabilir. Yapay zekâ, bir ruh sağlığı uzmanının bireyi kapsamlı biçimde değerlendirmesinin ve profesyonel destek sunmasının yerini tamamen tutamaz. Bu nedenle kullanıcıların yapay zekânın olanaklarını ve sınırlarını bilmesi önemlidir. Gerektiğinde bir ruh sağlığı uzmanından destek alınması, yanlış yönlendirme riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Yanlış yönlendirme ihtimali, yapay zekânın kullanımında kimin hangi sorumlulukları taşıdığı sorusunu da gündeme getirmektedir. Bu nedenle konunun mesleki etik ilkeler açısından değerlendirilmesi gerekir.
2.3. Psikoloji Etiği ve Mesleki Sorumluluk
Psikoloji etiğinde bireyin yararını gözetmek, zarar verme riskini azaltmak, mahremiyete saygı göstermek ve kişilerin haklarını korumak önemli ilkelerdir. Yapay zekâ destekli araçların psikoloji alanında kullanılmasında da bu ilkeler dikkate alınmalıdır. Örneğin, psikolojik destek sunan bir sistemin sınırları açıkça belirtilmeli ve kullanıcıların bu sistemi bir ruh sağlığı uzmanıyla karıştırmasının önüne geçilmelidir. Bunun yanında, kişisel verilerin korunması ve sistemin yanlış ya da önyargılı yanıtlar üretme ihtimalinin değerlendirilmesi de önemlidir. Burada sorumluluğu yalnızca kullanıcıya yüklemek doğru değildir. Yapay zekâ sistemlerini geliştiren ve hizmet olarak sunan kurumların veri güvenliği ve sistemin sınırları konusunda sorumlulukları bulunurken, ruh sağlığı uzmanlarının da bu araçları mesleki yetkinlikleri ve etik yükümlülükleri çerçevesinde değerlendirmeleri gerekir. Böylece teknolojiden yararlanılırken bireyin güvenliği ve hakları da gözetilebilir.
3. Sonuç
Yapay zekâ, psikolojik bilgiye ulaşmayı ve duygu ve düşünceleri ifade etmeyi kolaylaştırabilen bir araçtır. Bununla birlikte, kişisel bilgilerin korunması, yanlış yönlendirme ve sorumluluğun belirlenmesi gibi konular bu araçların dikkatli kullanılmasını gerektirmektedir. Bu değerlendirmeler, yapay zekânın psikoloji alanındaki kullanımının yalnızca teknolojik gelişmeler üzerinden ele alınamayacağını göstermektedir. Mahremiyetin korunması, kullanıcıların doğru bilgilendirilmesi, sistemlerin sınırlarının açıkça belirtilmesi ve gerektiğinde profesyonel desteğe başvurulması önemlidir. Sonuç olarak yapay zekâ destekli psikolojik araçların güvenli ve etik biçimde kullanılabilmesi için insan haklarının, mesleki sorumlulukların ve bireyin ruhsal iyilik hâlinin ön planda tutulması gerekir. Bu alanda yapılacak bilimsel çalışmalar, dijital psikolojik desteğin olanaklarını ve sınırlarını daha iyi anlamaya katkı sağlayabilir.
Kaynakça
- Pamfili, C., & İnci Namlı, N. (2026). Yapay zekâ ile terapi: Terapötik süreçte algoritmaların etkisi ve etik sorunlar. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 28(1), 314–333. https://doi.org/10.16953/deusosbil.1673372
- Turan, T., Turan, G., & Küçüksille, E. (2022). Yapay zekâ etiği: Toplum üzerine etkisi. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 13(2), 292–299. https://doi.org/10.29048/makufebed.1058538
