Pek çok kişi şu cümleleri sıklıkla duymuştur: “Bizim zamanımızda öyleydi, biz öyle büyüdük, sizleri de öyle büyüttük.” Peki, ‘öyle’ büyümek, bir çocuğun yalnızca fiziksel değil; psikolojik ve duygulanımsal ihtiyaçlarını da gerçekten karşıladı mı? Daha da önemlisi, ‘öyle’ büyüyor olmak hepimizi ruhsal olarak sağlıklı bireyler hâline getirdi mi?
Travma denildiğinde çoğunlukla yaşanılan deneyimler akla gelir. Oysa travma, sadece yaşanılan deneyimlerden ibaret değildir. İstenilen ama gerçekleşmeyen olay örüntüleri ya da karşılanmamış ihtiyaçlar sonucunda da travma oluşabilir. Duygusal ihmal ya da duygusal istismar, görünür boyutta olmayan travma türüne örnek nitelikte sayılabilir. Yani, fiziksel istismar, cinsel istismar ya da diğer yaşantı sonucu meydana gelen travmalardan biri değil, etkisi çoğunlukla hissettirilmeyen tutum ve davranışlarda gizlidir.
Duygusal İhmal Nedir?
Duygusal ihmal, çocukluk çağını kapsayan birçok tavır ve davranışları içeren, sık görülen bir istismar türüdür (Campbell & Hibbard, 2014). Çocuğun duygusal istismar yaşaması; duygusal, psikolojik, gelişimsel açıdan ve yıpratıcı etkide tekrarlayan hareketlerin meydana gelmesine neden olur (Hart et al., 2002). Sosyal ilişkilerden mahrum bırakılma, yaşına uygun olmayan isteklerde bulunulma, topluma aykırı biçimde yetiştirilme (APSAC, 2023), sözel olan ya da olmayan aşağılama, dışlanma, hakaret, tehdit, duygusal karşılıktan mahrum bırakılma, izole etme, tıbbi ve eğitimsel alanda temel gereksinimleri karşılamama duygusal ihmal ve istismarı içeren davranış türlerinden sayılabilmektedir (Kars, 1996).
Yok Olan, Gösterilmeyen Tür Olarak İhmal
Duygusal ihmal en yaygın olan ve genellikle fark edilmesi güç olan istismar türlerinden biridir. Toplumda normal sayılan bazı davranışlar, duygusal ihmalin tam da açığa çıkmış hali olabilir. Burada dikkat çekici nokta; çocuk yaşadığı durumun ciddiyetini anlayamaz ve çoğunlukla normal kabul edilen bu durum bazen önemsenmez. Bu bağlamda toplumda duygusal ihmalin görülmeme nedeni davranışın gerçekleşmesi değil, davranışın yapılmaması sonucu yok hükmünde olmasıdır. Sarılmamak, sevgiyi göstermemek, ihtiyacı karşılamamak, çocuğun iç dünyasına yabancı kalmak duygusal ihmal davranışlarını içerir ancak bu durum kolayca fark edilmeyebilir. Çocuk için bu ihmal türünün yaşanması, ‘ters giden bir durum var’ algısını oluşturmayabilir. Çünkü duygusal ihtiyaçların karşılanmasının sorumluluğu anne-babaya aittir. Çocuk, kıyaslamalarda bulunursa belki bazı sorunları görmeye başlayabilir ancak bunu ifade etmede zorlanması muhtemeldir.
Bağlanma Örüntüleri ve Duygusal Yakınlıktan Kaçış
Bağlanma kuramı, duygusal olarak yakınlıktan mahrum edilmiş çocukların yetişkinlik hayatında dezorganize bağlanma örüntülerini yaşayabileceğini varsayar. Duygusal paylaşımda bulunulmamış çocuk, duygularını bastırmayı ya da ondan kaçmayı güvenli alan şeklinde görebilir. Bu durum onun duygusal ihtiyacını karşılamamasıyla birlikte, aynı zamanda ilişkilerinde problem oluşturacak durumları yaşamasına da sebep oluşturabilir.
Duygusal ihtiyacı karşılanmayan ve bağlanma sorunları olan bireyler yetişkinlik hayatında; kaygı bozuklukları, duygusal donukluk, aşırı kontrol etme ihtiyacı gibi duygu-durum düzenleme becerilerini geliştiremeyebilir. Bu durum sonucunda bireyler, duygularını tanımakta zorlanır, yönetmek isteyebilir ancak zorluklarla karşılaşabilir.
Duygusal İhmalin Küçümsenmesi
Duygusal ihmal yaşamış bireyler yaşadıklarının mühim boyutta olduğunu bazen kavramayabilir. Yaşayamadığı bazı tutum ve davranışların, yetişkinlik döneminde hangi alanlarda ve ne düzeyde sorunlara yol açacağını her zaman öngöremeyebilir. Bununla birlikte bazen yaşanılan acılar da küçümsenebilir. “Herkes yaşıyormuş zaten.”, “Benim başıma kötü bir şey gelmedi ki.”, “ Başkaları çocukluğunda daha kötü olaylar yaşamış.” gibi ifadeleri sıkça kullanır. Bu tavır, ihmalin niteliğini önemsiz boyuta getirir ve görünmezliğini pekiştirir. Bu tür kıyaslamalar, ihmalin önemsizleştirilebileceği düşüncesini oluştursa da, gerçekte böyle bir durum söz konusu değildir.
Sonuç Olarak Sessiz Bir Travma
Duygusal ihmal genellikle sessizdir; derin izler bırakır, fark edilmesi zordur. Bireysel bağlamda kişileri oldukça etkiler ama çoğunlukla yok sayılır. Patolojik problemlerin temelinde bulunabilir. Bireysel yaşanılan bu durum, aynı zamanda toplumu da etkileyici bir boyutu vardır. Bu anlamda bazı kültürlerin yansıması, ebeveynlerin kültürel tutumları, çocuğun bazı duygusal ihtiyaçlarını gerçekleştirmeyebilir. Oysa bireyin duygusal ihtiyaçlarının karşılanması onun insan olduğunun en temel göstergesidir. Bir çocuğun sadece karnının doyuyor olması, güvenli bir alanda yaşaması ya da hayatta kalması sağlıklı yaşıyor olduğu anlamında olmamakla birlikte hissediyor olması da ruhsal sağlının temelini oluşturur.
Kaynaklar
APSAC (2023). Forensic Interviewing of Children.
Campbell, A. M., & Hibbard, R. (2014). More than words: the emotional maltreatment of children. Pediatric Clinics of North America, 61(5), 959-970.
Hart, S. N., Brassard, M. R., Binggeli, N. J., & Davidson, H. A. (2002). Psychological maltreatment. In J. E. Myers, L. Berliner, J. Briere, C. T. Hendrix, T. Reid, & C. Jenny (Ed.), The APSAC handbook on child maltreatment (2nd ed., pp. 79–104). Sage Publications.
Kars, Ö. (1996). Çocuk istismarı: nedenleri ve sonuçları. Bizim Büro Basımevi.


