Spor performansında fiziksel hazırlık kadar belirleyici olan bir diğer unsur, sporcunun dikkatini doğru zamanda ve doğru noktaya yönlendirebilmesidir. Bir sporcu teknik ve fiziksel açıdan ne kadar iyi hazırlanmış olursa olsun, kritik bir anda dikkatini performans açısından önemsiz bir uyaranın üzerine yönelttiğinde sahip olduğu kapasiteyi tam olarak ortaya koyamayabilir. Bu nedenle dikkat, yalnızca “konsantre olmak” olarak değerlendirilmemeli; sporcunun çevresinden gelen çok sayıda uyaran arasından performansı açısından önemli olan bilgiyi seçebilmesi, bu bilgi üzerinde zihinsel kaynaklarını sürdürebilmesi ve gerektiğinde dikkatini hızlı biçimde yeniden yönlendirebilmesi olarak ele alınmalıdır.
Saha içerisinde sporcunun dikkatini dağıtabilecek çok sayıda unsur bulunmaktadır. Önceki pozisyonda yapılan bir hata, hakemin verdiği bir karar, rakibin davranışı, takım arkadaşının tepkisi, tribünlerin sesi, antrenörün söylemi, maçın skoru ya da yaklaşan müsabakanın sonucu sporcunun zihinsel odağını mevcut performanstan uzaklaştırabilir. Özellikle hata sonrasında zihnin geçmişte yaşanan olaya takılı kalması veya sporcunun sürekli olarak “Ya kaybedersek?”, “Bir hata daha yaparsam ne olur?” gibi geleceğe yönelik düşüncelere yönelmesi, sporcunun içinde bulunduğu ana ilişkin bilgileri işleme kapasitesini olumsuz etkileyebilir.
Burada temel amaç, sporcunun zihninden bütün bu düşünceleri tamamen uzaklaştırması değildir. Çünkü düşünceleri zorla bastırmaya çalışmak çoğu zaman onları daha fazla görünür hâle getirebilir. Asıl beceri, dikkat dağıldığında bunu fark edebilmek ve dikkati yeniden performans açısından anlamlı olana yönlendirebilmektir. Başka bir ifadeyle, dikkatin dağılmaması değil, dağılan dikkatin yönetilebilmesi spor psikolojisi açısından daha işlevsel bir hedeftir.
Bu noktada “şimdi ve burada” yaklaşımı önemli bir psikolojik beceri olarak karşımıza çıkar. Sporcu, geçmişte gerçekleşmiş ve artık değiştiremeyeceği bir pozisyona ya da henüz gerçekleşmemiş ve kontrol edemeyeceği bir sonuca zihinsel kaynaklarını aktarmak yerine, içinde bulunduğu ana ve gerçekleştirmesi gereken göreve yönelmelidir. Örneğin bir futbolcu yaptığı pas hatasının ardından birkaç saniye boyunca hatayı düşünmeye devam ederse bir sonraki pozisyondaki önemli bir koşuyu veya rakibin hareketini kaçırabilir. Bir yüzücü, yarış sırasında rakibinin gerisinde kaldığını düşünerek performansını sürekli olarak karşılaştırmaya başladığında kendi ritmini ve teknik uygulamasını gözden kaçırabilir. Bir basketbolcu kaçırdığı şutun ardından “Bu şutu atmasaydım” düşüncesine takıldığında ise bir sonraki savunma aksiyonuna yeterince hızlı hazırlanamayabilir. Spor branşı değişse de temel psikolojik süreç aynıdır: Dikkat geçmişte kaldığında performansın gelecekte değil, içinde bulunulan anda zarar görür.
Bu nedenle sporcuların saha içerisinde kendilerine ait bir “yeniden odaklanma rutini” geliştirmeleri oldukça değerlidir. Bu rutin karmaşık olmak zorunda değildir. Aksine, müsabakanın doğal akışı içerisinde birkaç saniye içerisinde uygulanabilecek kadar basit ve otomatik hâle getirilebilir. Öncelikle sporcu dikkatinin dağıldığını fark etmelidir. Ardından kısa ve kontrollü bir nefes alarak fizyolojik ve zihinsel olarak bir “duraklama” yaratabilir. Daha sonra kendisine önceden belirlediği kısa bir anahtar kelime söyleyebilir: “Şimdi”, “Devam”, “Odaklan”, “Bir sonraki” veya “Görev” gibi ifadeler, dikkatin yeniden mevcut ana yönlendirilmesine yardımcı olabilir. Son aşamada ise sporcu, gerçekleştirmesi gereken tek bir somut göreve odaklanmalıdır.
Burada özellikle “tek bir görev” vurgusu önemlidir. Dikkati dağılan bir sporcunun aynı anda çok fazla şeyi kontrol etmeye çalışması zihinsel yükü artırabilir. Bu nedenle “Maçı kazanmalıyım”, “Hata yapmamalıyım”, “Rakibin önüne geçmeliyim” gibi sonuç odaklı ve geniş hedefler yerine, “Bir sonraki koşuma hazırlanacağım”, “Savunma pozisyonumu koruyacağım”, “Nefes ritmimi sürdüreceğim” veya “Tekniğimi uygulayacağım” gibi kontrol edilebilir süreç hedeflerine yönelmek daha işlevseldir.
Dikkatin yönetiminde sporcunun kendi dikkatini tanıması da büyük önem taşır. Her sporcunun dikkatini dağıtan uyaranlar aynı değildir. Bazı sporcular hata yaptıktan sonra geçmişte yaşanan olaya takılırken bazıları skor, rakip veya performans beklentisi nedeniyle geleceğe yönelik kaygılı düşüncelere daha fazla yönelebilir. Bazı sporcular ise çevresel uyaranlardan, örneğin tribünlerden, rakibin davranışlarından veya hakem kararlarından daha fazla etkilenebilir. Bu nedenle dikkat çalışmaları standart bir uygulama olarak değil, sporcunun bireysel ihtiyaçları doğrultusunda yapılandırılmalıdır.
Sporcunun dikkatini yalnızca müsabaka sırasında geliştirmeye çalışması da yeterli değildir. Dikkat, diğer fiziksel ve teknik beceriler gibi antrenman içerisinde çalıştırılabilen bir performans becerisidir. Antrenmanlarda farklı dikkat dağıtıcı unsurlar kontrollü biçimde oluşturularak sporcunun bu koşullar altında yeniden odaklanma becerisi geliştirilebilir. Örneğin antrenör, sporcudan belirli bir teknik görevi yerine getirirken aynı zamanda belirli bir dış uyaranı göz ardı etmesini isteyebilir. Böylece sporcu, yalnızca sakin ve ideal koşullarda değil, baskı ve dikkat dağıtıcı unsurların bulunduğu ortamlarda da odağını korumayı öğrenebilir.
Bunun yanında nefes farkındalığı, imgeleme ve farkındalık temelli çalışmalar da dikkat becerilerinin geliştirilmesinde kullanılabilir. Özellikle nefesin kontrol edilmesi, sporcunun dikkatini yeniden bedensel ve mevcut deneyime yönlendirmesi açısından pratik bir araçtır. Sporcu, dikkatinin dağıldığını fark ettiğinde birkaç saniye boyunca nefesine odaklanarak zihinsel bir “yeniden başlatma” noktası oluşturabilir. Ancak burada amaç sporcuyu tamamen düşüncesiz bir hâle getirmek değil; düşünceler ortaya çıktığında bunlara kapılmadan tekrar görevine dönebilmeyi öğrenmektir.
Bir diğer önemli nokta ise sporcunun kendisiyle kurduğu iç konuşmadır. Dikkat dağıldığında kullanılan iç konuşmanın biçimi, sporcunun sonraki performans davranışını etkileyebilir. “Yine hata yaptım”, “Bugün hiçbir şey yapamıyorum” veya “Böyle giderse kaybedeceğiz” gibi ifadeler dikkati hatanın kendisine ve olası sonuca yöneltirken, “Bir sonraki pozisyon”, “Tekrar başla”, “Görevime dön” veya “Kontrol edebildiğime odaklan” gibi ifadeler dikkati yeniden performansa taşır. Buradaki amaç sporcunun kendisini gerçekçi olmayan biçimde olumlu düşüncelerle ikna etmesi değil, performans açısından işlevsel ve uygulanabilir bir zihinsel yönlendirme kullanmasıdır.
Saha içerisinde dikkat yönetiminin en önemli bileşenlerinden biri de kontrol alanını doğru belirlemektir. Sporcu her zaman skoru, rakibin performansını, hakemin kararını, seyircinin tepkisini veya müsabakanın sonucunu kontrol edemez. Buna karşılık kendi nefesini, çabasını, teknik uygulamasını, pozisyon almasını, iletişimini ve bir sonraki aksiyonunu belirli ölçüde kontrol edebilir. Bu nedenle dikkat, kontrol edilemeyen sonuçlardan kontrol edilebilen süreçlere taşındığında sporcunun performans üzerindeki psikolojik hâkimiyeti de güçlenir.
Sonuç olarak saha içerisinde güçlü bir zihinsel performans sergilemek, sporcunun hiçbir zaman hata yapmaması, kaygılanmaması veya dikkatinin dağılmaması anlamına gelmez. Üst düzey performansın önemli göstergelerinden biri, dikkat dağıldığında ne kadar hızlı ve etkili biçimde yeniden odaklanılabildiğidir. Sporcu geçmişteki hatayı değiştiremeyeceğini, gelecekteki sonucu tamamen kontrol edemeyeceğini; ancak bir sonraki hareketini, kararını ve tepkisini yönetebileceğini fark ettiğinde dikkatini daha işlevsel bir noktaya taşıyabilir.
Bu nedenle saha içerisinde kendinize şu soruyu sormayı alışkanlık hâline getirin:
“Şu anda kontrol edebildiğim ve performansımı geliştirecek en önemli şey ne?”
Cevabınız sizi geçmişteki hatadan veya gelecekteki sonuçtan çıkarıp yeniden bulunduğunuz ana getiriyorsa, dikkatinizi doğru yere yönlendirmişsiniz demektir. Çünkü performansın gerçekleştiği tek zaman şimdidir. Ve çoğu zaman sporcunun ihtiyacı olan şey daha fazla düşünmek değil, zihnini yeniden doğru göreve yönlendirmektir.


