Cumartesi, Şubat 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Çocukluktaki Mindfullnes : Yetişkin Benliğime Bir Rehber

Mindfullnes zihnin şimdi ve burada kaldığı, anın içindeki deneyim her ne ise onun yargısızca fark ettiği bir deneyimdir. Bilinçli bir dikkat ile özdeşen bu kavram aslında yaşamlarımızın ilk zamanlarında bizimle olan bir yetidir. Kötü haber şu ki bu yetiyi zamanla yitirmemiz ve otomatik pilotta yaşamaya çok alışmamızdır. İyi haber ise mindfullnes bir beceridir ve kazanılması mümkün olan öğrenilebilir bir beceridir. Ve unutmayalım bu beceri küçük benliğimizde bize yol gösteriyordu. Onunla tekrar temas kurmak o kadar da imkansız ve uzak değil. Yeter ki anın içinde kalabilmeyi, yaşadığımız duyguları iyi veya kötü diye etiketlemeden olağan halleri ile izlemeyi ve bunları yaparken kabul edebilme cesareti gösterelim.

Duyularla Anda Kalmak

Mindfullnes ile bizi buluşturan en basit yollardan biri duyu organlarımıza dikkat etmektir. Yuduğumladığınız çayın sıcaklığı, elinizde tuttuğunuz fincandaki kahvenin kokusu, yemeğinizin baharat dengesi, vücudunuzun sıcaklığı gibi hep bizimle olan hislere yakından bakmak mindfullnes anlarından bazılarıdır. Çocukken o çok sevdiğiniz çikolatanın elinizde olduğu anları hatırlayın, ambalajını açmak bile heyecan vericiydi. İlk ısırık mutluluğu vardı. Çikolatanın kokusu, damakta bıraktığı lezzet sizi anda tutuyordu. Tüm bu deneyimin arkasında çocukça bir merak ve deneyimi o anı sahipleniş vardı.

Sahi şimdi bir şeyler atıştırmak zorunda hissedip, çikolata ile duygusal yeme düzeyinde bir bağ kurup eski tadını alamadığınız oluyor mu? Ya da tabağınızda ne olduğunu bile fark etmeyip yetiştirmeniz gereken işler ile uğraşıp bir yandan yemeye mi çalışıyorsunuz? Çocukken yağmur çizmelerini heyecanla giyip, su birikintileri üzerinde oyunlar kuran siz, şimdi yağmuru trafik sebebi olarak mı görüyorsunuz? Doğa aynı doğa, yağan yağmur damlaları eskiden olduğu gibi ama galiba yetişkin zihni çok yoğun, sorular ile meşgul… Öylesine meşgul bir zihin ki artık kendi sesini bile duymakta zorlanıyor.

Zihnin Yeniden Yapılanması

Bunu değiştirmenin yolu yok mu? Elbette var, çünkü zihin yeniden yapılanabilir. Beyin yeniden hatırlayabilir. Mindfullnes yitirdiğimiz geri dönüşü olmayan bir dürtü değil sadece yaşamlarımızın bir yerinde unutmaya mecbur kaldığımız bir beceridir. Yaşadığımız hayatlar, günlük koşuşturmalar ve sorumluluklar bizleri anda tutmaktan çok tetikte kalmaya mecbur bırakır. Çoğu insan geleceği tasarlar ya da maalesef ile başlayan cümleler ile keşkeler diyarında kaybolur. Aslolan andır, şimdiki zaman sonsuz olasılıklar ile oldukça geniş bir zemindir. An ile temas edebilen çocuk zihni yetişkin zihnine kaynak olabilir.

Çocuk Zihni ve Duygular

Çocuk zihni dünyayı keşfederken duygularını da deneyimlemeye zamanla onları isimlendirmeye başlar. Korku, mutluluk, heyecan gibi duygular dünyadaki her deneyimi yeni ve eşsiz olan bir çocuk için oldukça merak uyandırıcıdır. Çocukların anda kalma becerileri duyguları deneyimleme serüvenlerinde onlara yardımcı olur. Biz yetişkinlerin belki de büyüdükçe kaybetmeye başladığımız anda kalma hissi çocuk bedeninde ve zihninde bir yaşam becerisidir. Aslında onların dünyayı deneyimleme ihtiyacı şimdi ve burada zemininde anlam bulur.

Küçük bir bebek o anki ihtiyaçlarını açık veya örtük biçimde bazen ağlayarak bazen hareketlenerek belli eder. İhtiyacı karşılandığında deneyimlediği yeni anlara kucak açar. Mindfullnes pratikleri bireylere öğretilirken ilk söylenen cümlelerden biri şudur: “Her deneyime sanki ilk deneyiminmiş gibi yaklaş”. Evet, bu pratiği yerine getirmeye çalışan bireylerden belki de çocuklukları hatırlamalarını isteyebiliriz.

Çocukken oyunlarınızda yeni hayatlar kurduğuz, türlü maceralar yaşadığınız anları gözünüzün önüne getirin. Merak duygusu hiç bitmez, keşfetmeye doyamazdınız. Kimi zaman yetişkin hayatlarımızın karmaşalarını çözüm bulamazken aradığımız yanıtlar bizim anılarımızda, çok da uzak olmayan geçmişimizde zaten vardır. Çocukluğun masumluğu, öğrenme merakı şimdiyi aydınlatabilir.

Yargısız Bir Kabul

Çocuk yaşadığı duyguları yargılamaz ancak büyüdüğünde öğrenir yetişkin etiketlerini… Onun için yalnızca duygu vardır. Duyguyu bir mesaj olarak algılar ve küçük dünyasındaki büyük deneyimlere sahip çıkar. Bizler ise kendimizi korktuğumuz için suçlar, üzüldüğümüz için kaygılandırır, meraklandığımız için ayıplarız. Fark ettiniz mi? Genelde var olan salt duyguya ek duygucuklar katar aslında suyu bulandırırız. Sahi o çok öfkelendiğiniz olaydaki ilk belirti, ilk duygu neydi? Çoğu zaman bunu bilmeden yaparız. Duygular birbirine karışır, davranışlar istediğimiz gibi olmaz.

Mindfullnes var olan duygunun gelip geçmesine izin vermektir. O duygu ile kalabilme cesaretidir. Hangi duygu ne derecede bir sıfat alacak derdinde olmamaktır. Duygular salt hali ile kıyıya vuran dalga sesleri gibidir. Bazen şiddetli bir dalga çarpar bazen ise yumuşak ılık bir su gelir. Mindfullnes kabul edebilmeye giden yoldur. Olanı olduğu hali ile kabul edebilmek dile kolaydır ancak üzerine düşünülürse yapılabilir. Dilerim ki çocukluğun açık yürekliliği ve her ana kıymetli bir taş gibi ışıldayan gözlerle bakmak yetişkin benliklerimize hatırlatıcı bir rehber olsun. Şunu lütfen unutmayın bu bilindik bir yol, eskiden yürüdüğünüz hatta koştuğunuz bir yol, küçük adımlarınızla çocukluğunuzda yarattığınız o patikayı yeniden yürümek istemez misiniz?

Gizem Demir
Gizem Demir
Gizem Demir, Psikoloji lisans eğitiminin ardından Klinik Psikoloji üzerine yüksek lisansını tamamlamıştır. “Kronik ve Nükseden Depresyonun Mindfulness Temelli Müdahaleler Çerçevesinden Değerlendirilmesi: Öz Şefkatin Koruyucu ve Önleyici Etkisi” isimli çalışması ile klinik psikolog unvanı almıştır. Bilişsel Davranışçı Terapi, Çözüm Odaklı Terapi, Mindfulness, Öz Şefkatli Farkındalık, Sanat Terapileri, Kriz ve Travmaya Yönelik Yaklaşımlar üzerine akademik eğitimler almıştır. Klinik alanı deneyimleme niyeti ile özel psikiyatri kliniği, hastaneler ve toplum ruh sağlığı merkezi olmak üzere çeşitli kurumlarda stajlar yapmıştır. Yaşlıların iyilik hâlinin artırılması için mindfulness uygulayıcısı psikolog, deprem gönüllüsü uzman psikolog olarak çeşitli gönüllü projelerde çalışmıştır. Psikoterapi çalışmalarını yetişkinlerle bireysel terapi üzerine sürdürmektedir. Bilişsel Davranışçı Terapi ekolünü benimseyen Klinik Psikolog Gizem Demir, mindfulness ve öz şefkatli farkındalık pratiklerini seans yapısında danışanların ihtiyaçlarına göre kullanmaktadır. Yazmanın iyileştirici etkisine inanmaktadır. İçsel deneyimleri, duyguları, düşünceleri edebiyatın büyüsü ve bilimin ışığı ile birleştirdiği yazılarını kaleme almaktadır. Psikoloji biliminin ve insani olan her sürecin birlikteliğinin bir yoncanın yaprakları gibi eş olduğunu düşünmekte ve bu ayrılmaz birliktelikten öğrenilenlerin bireylere ışık tutması yolunda faydalı olmayı amaçlamaktadır. İnsana dair olan ortak deneyimlerin paylaşılmasının önemine değer vererek yazma yolculuğuna devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar