Perşembe, Mayıs 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Çocukların Sessiz Dünyasını Duyusal Sistemleriyle Keşfetmek

Karşınızdaki kişiyi dinlerken elinizdeki kalemi farkında olmadan salladığınız oldu mu? Toplantılarda konuşma sıranızı beklerken elinizde mutlaka bir şey tutma ihtiyacı hissediyor musunuz? Bazı çarşaflarda yalnızca kumaşı nedeniyle daha rahat uyuduğunuzu fark ettiniz mi? Peki, çocuğunuzun da buna benzer davranışlar sergilediğini hiç gözlemlediniz mi? Eğer bu soruların cevabı “Evet” ise, aşağıdaki satırlara hoş geldiniz 😉

Bu yazının amacı, dört temel duyusal sistemimizi ve bu sistemlerin çocukları anlamamıza nasıl katkı sağladığını açıklamaktır. Temel duyusal sistemler; proprioseptif sistem, interoseptif sistem, vestibüler sistem ve taktil sistem olmak üzere dört işlevsel sistemden oluşur. Bu sistemler ilerleyen bölümlerde detaylı şekilde ele alınacaktır.

Temel Duyusal Sistemler

İnsan olarak bazen kendimizi kelimelerle değil, beden dilimizle ifade ederiz. Özellikle işlem öncesi dönemde bulunan çocukların anlaşılabilmek için beden dillerini daha sık kullandıkları düşünüldüğünde, temel duyusal sistemler hakkında bilgi sahibi olmak oldukça önemlidir.

Görme, işitme, tat alma, koklama ve dokunma gibi beş duyumuzdan farklı olarak, temel duyusal sistemler daha işlevsel bir şekilde çalışır. Bedenimizi içeriden hissetmemizi ve dış dünyayla dengeli bir şekilde etkileşim kurmamızı sağlarlar. Aynı zamanda dikkat, iyi oluş hali ve öz düzenleme becerilerimize katkıda bulunurlar.

Proprioseptif Sistem

Proprioseptif sistem, bedenimizin uzaydaki konumunu fark etmemizi sağlayan önemli bir sistemdir. Kalemi tutarken ne kadar baskı uyguladığımızı ya da bacaklarımıza bakmadan nasıl yürüyebildiğimizi bu sistem sayesinde ayarlarız. Kaynağı kaslarımız ve tendonlarımızdır.

Proprioseptif Sistemde Zorlanan Bir Çocuğu Nasıl Anlarız?

Bir çocuk yazı yazarken kaleme o kadar fazla bastırır ki kalemin ucu kırılır. Boyama yaparken çizgilerin dışına taşar. Bu durum, görevi anlamadığı için değil, ellerini ve hareketlerini dengeli biçimde ayarlamakta zorlandığı içindir.

Bir yere çarptığında çok az tepki veren ya da hâlâ baskın elini belirleyememiş bir çocuk da düşük proprioseptif farkındalığa sahip olabilir. Çünkü hangi elini daha işlevsel kullanacağı konusunda bedensel olarak emin hissedemeyebilir. Bu nedenle bazı çocuklar parmaklarını daha iyi hissedebilmek için nesnelere daha fazla baskı uygulamayı tercih ederler.

İnteroseptif Sistem

İnteroseptif sistem; tuvalet ihtiyacı, açlık, susuzluk, ağrı ya da kalp atışlarımız gibi bedenimizin içinden gelen sinyalleri fark etmemizi sağlar. Aynı zamanda kaygı, heyecan ve öfke gibi duygularımızı hissetmemize de yardımcı olur. Kaynağı kalp, akciğer ve mesane gibi iç organlarımızdır.

İnteroseptif Sistemde Zorlanan Bir Çocuğu Nasıl Anlarız?

Bu sistemde zorlanan çocuklar tuvalet ihtiyaçlarını fark etmekte güçlük yaşayabilirler. Aç mı yoksa tok mu olduklarını anlamakta zorlanabilir, aynı zamanda duygularını ifade etmekte güçlük çekebilirler.

Bu durumlar zaman zaman öfke nöbetlerine yol açabilir. Ancak bu, çocuğun bilinçli olarak yaramazlık yaptığı anlamına gelmez; çoğu zaman yalnızca anlaşılmadığını hissediyordur.

Vestibüler Sistem

Vestibüler sistem; dengemizi korumaktan, hareketlerimizi koordine etmekten ve uzaydaki yönelimimizi fark etmekten sorumludur. Yani hızlı mı yoksa yavaş mı hareket ettiğimizi, hangi yöne döndüğümüzü bu sistem sayesinde hissederiz. Zıplama, dönme ve sallanma gibi hareketler vestibüler sistemle ilişkilidir. Kaynağı iç kulağımızdır.

Vestibüler Sistemde Zorlanan Bir Çocuğu Nasıl Anlarız?

Bu sistemde zorlanan çocuklar kendi etraflarında sık sık dönme eğilimi gösterebilirler. Kolay yorulmaz; tırmanmayı, zıplamayı ve baş aşağı durmayı sevebilirler.

Öte yandan bazı çocuklar ise tam tersine bu aktivitelerden hoşlanmaz, hatta tırmanma veya zıplama konusunda kaygı yaşayabilirler. Bu durum, çocuğun vestibüler uyaranları ya yoğun şekilde aradığını ya da onlardan kaçınmaya çalıştığını gösterebilir.

Taktil Sistem

Taktil sistem, giydiğimiz kıyafetleri, uyuduğumuz yastığın ya da çarşafın dokusunu hissetmemizi sağlar. Fiziksel temas yoluyla neyin güvenli neyin rahatsız edici olduğunu anlamamıza yardımcı olur.

Taktil Sistemde Zorlanan Bir Çocuğu Nasıl Anlarız?

Taktil farkındalığı düşük olan çocuklar sürekli bir şeylere dokunma ihtiyacı hissedebilir ya da ellerinde belirli bir nesneyi tutmayı tercih edebilirler.

Duyusal uyaran arayan çocukların aksine, dokunsal hassasiyeti yüksek olan çocuklar ise kirli oyunlardan, yapışkan maddelerden ya da bazı kumaş türlerinden kaçınabilirler.

Sonuç

Görüldüğü gibi, her zaman yalnızca kelimelerimizle değil; duyularımız aracılığıyla da konuşuruz.

Yetişkinler olarak çocuklarımız “istenmeyen” davranışlar sergilediğinde çoğu zaman bu davranışı durdurmaya odaklanırız; davranışın altında yatan nedeni anlamaya değil.

Oysa etrafınızda sürekli koşan bir çocuk sizi rahatsız etmek istediği için değil, duyusal uyarana ihtiyaç duyduğu için bunu yapıyor olabilir. Tişörtündeki küçücük bir ıslaklığa aşırı tepki veren bir çocuk “huysuz” olduğu için değil, taktil sistemindeki aşırı hassasiyet nedeniyle rahatsızlık hissediyor olabilir.

Burnunu silmeyen ya da tuvalete geç kalan bir çocuk “dikkatsiz” değildir; yalnızca interoseptif sisteminden gelen sinyaller onun fark edebileceği kadar güçlü olmayabilir. Zıplamaktan ya da baş aşağı durmaktan korkan bir çocuk “ödlek” değildir; vestibüler sistemi bu durumlarda aşırı uyarılıyor olabilir.

Çocukları duyusal deneyimleri üzerinden anlamaya başladığımızda, davranışları artık bir problem olarak değil; bir mesaj olarak görmeye başlarız. İnanıyorum ki çocuğunuzun dünyasını bu duyular aracılığıyla gerçekten okuyabildiğinizde, cevapların aslında en başından beri davranışların altında sessizce var olduğunu fark edeceksiniz.

Kaynakça

Albarak Sidar, E. (2023). Duyu’lmak İstiyorum [I Want to Be Heard] (16. Baskı). Sola Unitas.

Aslı Çınar
Aslı Çınar
Üniversitede İngilizce psikoloji okudu. Eğitimi sırasında Erasmus programına katılarak İngiltere’ye gitti ve bu deneyim ona uluslararası platformlarda mesleğini icra etme yetkinliği kazandırdı. Lisans eğitimini tamamladıktan sonra klinik psikoloji alanında yüksek lisans derecesi aldı. Eğitimi boyunca Genç Psikologlar Derneği’nin e-dergisinde psikolojinin çeşitli alanlarında hem İngilizce hem de Türkçe makaleler yazdı. Halen okullarda çocuklarla çalışarak kariyerine devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar