Kardeşler arası ilişkiler ve buna bağlı problemler insanlık tarihinin başından beri süregelen bir konu. Bu makalede çocukların arasındaki rekabeti en aza indirip iş birliğini arttıracak öneriler üzerinde duracağım. Makaledeki önerilerin büyük bir kısmı Adele Faber ve Elaine Mazlish’in Kardeş Rekabeti kitabının özeti niteliğindedir. Konu hakkında detaylı bilgi ve örnek edinmek isteyenler kitabı okuyabilirler.
Kardeşler Arasındaki İlişkide Duyguların Önemi
Çocuğunuzun kardeşi hakkındaki olumsuz duygularını geçiştirmek yerine onun duygularını onaylayın. Kardeşler birbirlerinin duygularını anlamalıdır. Çocukların gerçekte sahip olmadıklarını hayal etmelerine izin verin. “Kardeşine çok kızgınsın bu yüzden onun hiç doğmamış olmasını dilerdin” vb. cümlelerle yanlarında olun. Çocukların düşmanca duygularını sembolik veya yaratıcı bir şekilde ifade etmelerine yardımcı olun.
Zarar veren davranışı durdurun. Öfkenin nasıl güvenli bir şekilde ifade edileceğini gösterin. Saldırana saldırmaktan kaçının. “Bana ne kadar kızgın olduğunu gösterebilirsin” gibi önerilerle öfkesini ifade etmesine olanak tanıyın ve öfkesini gördüğünüzü hissettirin. Çocukların arasında iyi duygular olsun diye ısrar etmek beraberinde kötü duyguları getiriyor. Çocuklar arasındaki kötü duyguları anlamak ise beraberinde iyi duyguları getiriyor. Bu noktada Dorothy Baruch’un “Kötü duygular dışarı çıkmadan iyi duygular içeri girmez” sözünü akılda tutarak çocukların duygularını sağlıklı şekilde ifadesine destek olmak ileride yaşanabilecek kardeş rekabeti sorununun önünü kesmeye yardımcı olacaktır.
Kardeşleri Kıyaslamanın Tehlikeleri
Kardeşler arası rekabetin çoğunlukla kardeşlerin kendi kendine geliştirdikleri bir durum olduğunu düşünürüz. Fakat bazı durumlarda ebeveynler farkında olmadan kardeşler arası rekabeti körükleyebiliyor; kıyaslayarak. Kıyaslama olumlu da olsa olumsuz da çocuk üzerinde olumsuz etkisi olacağı açıktır. Olumlu bir kıyaslama yaptığınızda övülmeyen çocuk kendini kötü hisseder ve diğer çocuğa karşı olumsuz duygular besleyebilir.
Bir baba büyük oğluna “Keşke kardeşin de senin gibi ders çalışabilse” dediğinde çocuğun zihninde beliren düşünce “Babam ondan pek hoşlanmıyor” olabilir. Fakat onun yerine “Vay canına yarım saattir o kelime listesine çalışıyorsun” dediğinde çocuğun aklından “Evet iyice öğrenene kadar çalışıyorum” benzeri düşünceler geçer. Üzerine yemek döken bir çocuğa annesi “İğrenç! Bebek bile üstüne bu kadar dökmüyor” dediğinde çocuk kendini oldukça yetersiz ve suçlu hissedecektir. Bunun yerine anne “Üstüne süt damlatıyorsun” gibi daha yansıtıcı bir cümle kullandığında çocuk doğal olarak hatayı düzeltmeye, sütü silmeye daha istekli olacaktır. Burada kilit nokta çocuğun davranışı karşısında ne gördüğünüzü veya duyduğunuzu çocuğa tarif etmek. Böyle yaptığınızda kıyaslamadan uzak durmuş olacaksınız. Bu ebeveyn tutumu çocukların kendilik algısını doğrudan etkiler.
Çocuklara eşit Davranmak Mümkün mü? Gerekli mi?
Öneriler;
-
Eşit miktarlar için endişelenmek yerine her çocuğun kişisel ihtiyaçlarına odaklanın.
-
Eşit olarak sevdiğinizi iddia etmek yerine onların sizin için nasıl biricik olduğunu gösterin.
-
Eşit zaman ayırmak daha az zaman ayırmak anlamına gelebilir. Her çocuğun o anlık ihtiyacına göre zaman ayırmaya çalışın.
Sizin anlayışınız ve onun hayal kırıklığını kabul ediyor oluşunuz onların hayattaki eşitsizliklerle başa çıkmasına yardımcı olacaktır.
Kardeşler Arası Mağdur Rolü
Aile içinde kardeşlerden biri mağdur diğeri de zorba rolüne bürünebilir. Bu rolleri kabul etmelerine izin vermeyin. Bazen de yaşça büyük olan çocuğun bir yetişkin gibi davranmasını bekleyerek, küçük çocuğun da büyümeyen bir bebek olarak kalmasını fark etmeden destekleyebiliyoruz. Bu rollerin dışında olabileceklerini ve yapabileceklerini teşvik edin.
Kardeşler Kavga Ettiğinde
İki kardeş kavga ederken şunları söylemenin faydası olmaz;
-
Kesin şunu hemen
-
Kim başlattı?
-
Yazıklar olsun, oyuncak yüzünden mi kavga ediyorsunuz?
-
Sen onu ver, başka bir şeyle oyna
-
Birlikte oynayın daha eğlenceli olur (beraber oynamak istemiyorlarsa)
-
Bu oyuncakları alıyorum ikiniz de odanıza.
Kavganın arasına girerken aklınızda tutmanız gerekenler;
-
Çocukların birbirine duyduğu öfkeyi anlayın ve kabul edin, bu bile onları sakinleştirir.
-
Her çocuğu saygıyla dinleyin.
-
Sorunun zorluğunu kabul edin.
-
Bir çözüm bulacaklarına dair inancınızı ifade edin.
-
Odadan çıkın.
Kavga Zarar Vermeye Doğru Gidiyorsa
-
Gördüğünüz manzarayı tarif edin. “Burada birbirine oyuncak atmak üzere iki çocuk var.”
-
Sınırları belirleyin. “Bu tehlikeli, atmanıza izin veremem. Oyuncaklar birbirinize fırlatmak için değildir.”
-
Onları ayırın. “Herkes odalarına geçsin sakinleşip konuşalım.”
Yardım İsteyen Çocuğa Taraf Tutmadan Nasıl Destek Olunur?
-
Her çocuğun durumunu tanımlayın.
-
Bir değeri ve kuralı belirtin. “Evimizdeki boyalar önce ödevler için kullanılır.”
-
Muhtemel uzlaşma için açık kapı bırakın. “Kardeşinle boyalarla ilgili bir anlaşma yapmak istersen sana kalmış.”
-
Yanlarından ayrılın.
Çocukları vermeye zorlamak onların sadece sahip olduklarına dört elle sarılmalarına neden olur ve gönüllü paylaşma niyetlerinin altını oyar. “Ben ne dersem o olacak” benzeri kurallar hep anne baba koyarsa çocuklar bağımlı olur ve birbirlerine düşmanca davranır. Kardeşler arası ilişkide temelde müdahale etmemeye çalışıyoruz ama ettiğimizde de mümkün olan en kısa sürede çocukları çözümü kendileri bulmaları için baş başa bırakıyoruz. Bu çatışma çözümü becerisi onları hayatlarının geri kalanına hazırlayacak en iyi yetidir.


