Pazar, Mayıs 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Boş Koltuk Hissi

Eskiden bir evde, bir koltukta var olan insanın artık olmamasının verdiği boşluk hissi…
Bu his aslında oldukça tanıdık ve oldukça “insani” bir deneyimdir. Birinin fiziksel olarak yokluğu, zihinde ve duygularda beklenenden çok daha büyük bir boşluk yaratabilmektedir. Bunun temelde birkaç psikolojik boyutu vardır.

Yer ile Bağ Kurma (Mekânsal Hafıza)

İnsan beyni sadece kişilere değil, o kişilerin bulunduğu yerlere de bağ kurar. O koltuk artık yalnızca bir eşya değildir; zihinde o kişinin sesi, oturuşu ve varlığıyla eşleşen bir alan olarak kodlanmıştır. Bu yüzden o koltuğa bakıldığında aslında görülen şey boş bir eşya değil, orada olması gereken ama artık olmayan birinin yokluğudur.

Bağlanma Sistemi (Duygusal Alışkanlık)

Yakın olduğumuz kişilerle görünmez bir “duygusal rutin” oluştururuz. Beyin, o kişinin varlığını bir güven ve süreklilik kaynağı olarak kabul eder. O kişi ortadan kaybolduğunda ise bu sistem bozulur ve bir tür “yoksunluk” hissi oluşur. Bu durum çoğu zaman duygusal bir geri çekilme gibi çalışır.

Tamamlanmamışlık Hissi

Psikolojide buna bazen “eksik kapanış” diyebiliriz. O kişiyle ilgili anılar, konuşmalar ve paylaşımlar zihinde devam eder fakat gerçek hayatta karşılığı artık yoktur. Bu da zihinde sürekli “orada olmalıydı” hissi yaratır.

Yas Süreciyle Bağlantı

Bu his, küçük ya da büyük ölçekte bir yas tepkisidir. Sadece ölüm değil; ayrılık, uzaklaşma ya da bir kopuş da aynı etkiyi yaratabilir. Yas sadece üzülmek değildir; aynı zamanda alışılmış bir gerçekliğin değişmesine uyum sağlama sürecidir.

Sessizliğin Anlam Kazanması

Eskiden fark edilmeyen bir ses, hareket ya da varlık artık yoktur. Beyin bu farkı büyütür. Sessizlik artık nötr değildir; “eksik” hissettirmeye başlar.

Boşluk Hissinin Anlamı

Bu hissin önemli yanı şudur; yaşanan boşluk, aslında kurulan bağın derinliğini gösterir. Ancak bu duygu uzun süre aynı yoğunlukta devam ediyorsa, zihin sürekli geçmiş sahneleri yeniden oynatıyor olabilir.

Zaman içerisinde genellikle şu olur:
O koltuk, acı veren bir sembolden daha nötr ya da anı taşıyan bir nesneye dönüşür. Ancak bu dönüşüm aceleyle değil, yavaş yavaş gerçekleşir.

Özlem mi, Yoksa İçini Sıkan Bir Boşluk mu?

Bunu ayırt edebilmek için küçük bir çerçeve çizmek mümkündür.

Eğer Bu Daha Çok Özlem İse

  • O kişiyi düşündüğünde acıyla birlikte sıcaklık da vardır.
  • Anılar canlanır, bazen bir gülümseme eşlik eder.
  • İçinde “Keşke burada olsaydı.” duygusu olur ama seni tamamen kilitlemez.
  • Hisler dalga dalga gelir ve bir süre sonra hafifler.

Eğer Boşluk ve Sıkışma Hissi Baskınsa

  • Daha çok göğüste ya da midede fiziksel bir sıkışma gibi hissedilir.
  • Anılardan çok “yokluk” hissi öne çıkar.
  • İçinde tarif edilmesi zor bir eksiklik ve huzursuzluk vardır.
  • Dikkatini toplamak zorlaşabilir; sanki sürekli bir şey eksikmiş gibi gelir.
  • Daha sürekli ve ağır hissedilir.

Aslında bu iki durum tamamen ayrı değildir; çoğu zaman iç içe geçer. Ancak hangisi baskınsa ihtiyaç da ona göre değişmektedir.

  • Özlem baskınsa; bağlantıyı farklı bir şekilde sürdürmek, anmak, yazmak ve hatırlamak iyi gelebilir.
  • Boşluk hissi baskınsa; sinir sistemi daha çok güvende hissetmeye ihtiyaç duyar. Rutinler, temas, hareket ve gerçek hayata yeniden bağlanmak bu süreçte destekleyici olabilir.

Bu hisler “bozulmuş” bir şeyin belirtisi değildir. Zihnin, alıştığı bir düzeni yeniden kurmaya çalışmasının doğal bir sonucudur. Bu yüzden iyileşme çoğu zaman silinmekten çok şekil değiştirme gibi ilerler.

Net bir “iyi hissetme” süresi yoktur. İlk başta yoğun ve sık gelen hisler zamanla seyrekleşir ve şiddeti azalır. Genellikle haftalar içerisinde bir yumuşama görülür ancak bazı anılar, eşyalar ya da mekânlar süreci yeniden tetikleyebilir.

Önemli olan şudur; bu süreç doğrusal ilerlemez. Bir gün daha iyi hissedilirken başka bir gün duygular yeniden ağırlaşabilir. Bu geriye gidiş değil, yas sürecinin doğal dalgalanma şeklidir.

Peki Nasıl Daha İyi Hissedebiliriz?

Kaçmak Yerine Temas Etmek

O koltuğa hiç bakmamak kısa vadede rahatlatıcı olabilir fakat uzun vadede hissi sabitleyebilir. Ara ara o duyguyla kısa temaslar kurmak, beynin yeni duruma uyum sağlamasına yardımcı olur.

Bağı Tamamen Koparmamaya Çalışmak

İnsanlar çoğu zaman “unutmam lazım” diye düşünür ancak bu yaklaşım ters etki yaratabilir. Daha sağlıklı olan şey, bağı dış dünyadan iç dünyaya taşımaktır. Yani o kişi fiziksel olarak artık orada olmasa bile anılarla zihinde yaşamaya devam edebilir.

Bedeni Regüle Etmek

Eğer his daha çok sıkışma ve boşluk şeklinde yaşanıyorsa bu yalnızca düşüncelerle ilgili değildir; sinir sistemi de sürecin içindedir. Bu nedenle yürüyüş yapmak, derin ve yavaş nefes almak, fiziksel temas kurmak ya da sarılmak gibi küçük düzenleyici deneyimler gerçekten iyi gelebilir.

Yeni Küçük Rutinler Oluşturmak

Beyin “orada biri vardı” boşluğunu fark eder. Bu boşluk tamamen doldurulamaz belki ama yeni küçük alışkanlıklar, eksiklik hissini zamanla yumuşatabilir.

Tetikleyicileri Anlamlandırmak

O koltuk neden bu kadar etkiliyor? Çünkü mesele yalnızca koltuk değildir; onun taşıdığı anlamdır. Bazen o anlamı fark etmek bile hissin hafiflemesine yardımcı olabilir.

Bu Süreçte Ne Yapmamalıyız?

  • Kendini “Artık geçmesi gerekirdi.” diyerek zorlamak
  • Duyguyu bastırmak ya da tamamen kaçmak
  • Aynı anıları sürekli zorlayarak tekrar tekrar düşünmek

Çünkü bu durum zamanla zihinsel takılmayı artırabilir.

Küçük Ama Etkili Bir Not

Bir gün o koltuğa bakıp şunu fark ettiğinde iyileşme başlamış olur:

“Evet, eksik… ama dayanılmayacak gibi değil.”

İşte o an, dönüşümün başladığı noktadır.

Nur Arvas Dere
Nur Arvas Dere
Nur Arvas Dere, psikolog ve yazar olarak psikolojik danışmanlık, bütüncül ve dinamik psikoterapi, alanında deneyimlere sahiptir.Lisans eğitimini psikoloji üzerine tamamlamıştır ve Psikoloji alanında yüksek lisans yapmaktadır.Özellikle bilişsel davranışçı terapi, çift terapisi, emdr ve şema terapi alanında uzmanlaşmıştır.Online platformlar’da psikoloji ve kişisel gelişim alanında yazılar ve içerikler kaleme almaktadır.Psikolojiyi bütüncül bakış açısı ile ele almayı seven yazar,zihni ve bedeni bir arada güçlendirmek için floortime ile birlikte çalışmalarına devam etmektedir. Eğitimler; 1. TUA/Psikoloji /Psikoloji Yüksek lisans 2. Psikoterapi Enstitüsü Bütüncül psikoterapi(bdt,duygu odaklı terapi,çözüm odaklı terapi,çift terapisi,cinsel terapi,aktarım odaklı terapi) 3. ICDL DIR floortime 101 4. Attachment Parenting /şefkat ve bağlanma temelli ebeveynlik 5. Biruni Üniversitesi sürekli eğitim merkezi (bdt,aile ve sosyal yaşam eğitimi,çözüm odaklı terapi,ilişki evlilik danısmanlıgı,emdr,aile dizimi) 6. Esenyurt Üniversitesi sürekli eğitim merkezi (nlp,şema terapi) 7. Anadolu eğitim akademisi(gerçeklik terapisi,müzik terapisi,regresyon,act kabul kararlılık) 8. İzmir psikoloji enstitüsü (yetişkin psikoterapisinde 12 testleme,mmpi uygulayıcı) 9. Dinamik psikoterapi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar