Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bireysel ve Kolektif Bağlamlarda Travma Yıl Dönümü Tepkileri Üzerine Klinik Bir Değerlendirme

Travmatik yaşantılar, bireyin zaman algısını doğrusal bir çizgiden kopararak geçmiş, şimdi ve geleceği iç içe geçiren bir deneyim alanı yaratır. Bu bağlamda travma yıl dönümleri, yalnızca takvimsel bir hatırlatmadan ibaret olmayıp; bedensel, duygusal ve bilişsel düzeyde yeniden canlanmaların görülebildiği, klinik açıdan anlamlı dönemlerdir. Travma sonrası iyileşme sürecinde gözden kaçırıldığında, semptomların “nedensiz” bir alevlenme gibi algılanmasına yol açabilen bu zaman dilimleri, aslında travmatik belleğin doğasına dair önemli ipuçları sunar.

Travma yıl dönümü tepkileri; travmatik olayın gerçekleştiği gün, hafta ya da mevsime denk gelen dönemlerde ortaya çıkan duygudurum değişiklikleri, bedensel belirtiler ve travmaya özgü bilişsel örüntülerle karakterizedir. Literatürde bu durum “anniversary reaction” olarak tanımlanmakta ve özellikle travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) tanısı olan bireylerde daha belirgin biçimde gözlemlenmektedir (APA, 2013). Bununla birlikte klinik gözlemler, tanı düzeyinde bir TSSB bulunmasa dahi travmatik yaşantıların yıl dönümlerinde belirgin psikolojik zorlanmaların ortaya çıkabildiğini göstermektedir.

Travmatik Belleğin Bedensel ve Duyusal Kodlanışı

Bu tepkilerin temelinde, travmatik belleğin depolanma biçimi yer alır. Travmatik anılar çoğu zaman sözel ve anlatısal bellekten ziyade duyusal ve bedensel izler şeklinde kodlanır. Van der Kolk’un (2014) vurguladığı üzere travma, “hatırlanan” bir olaydan çok, bedende yeniden “yaşanan” bir deneyim olarak kendini gösterir. Bu nedenle yıl dönümleri, bilinçli bir hatırlama süreci devreye girmeksizin; belirli kokular, hava koşulları, bedensel duyumlar ya da duygusal tonlar aracılığıyla travmatik yaşantıyı tetikleyebilir.

Travma yıl dönümlerinde sıkça gözlenen belirtiler arasında anksiyete artışı, irritabilite, uyku bozuklukları, somatik yakınmalar, dissosiyatif tepkiler ve duygusal küntlük yer alır. Bazı bireylerde ise suçluluk, utanç ya da yas tepkilerinin yoğunlaştığı görülür. Özellikle kayıp, afet, savaş ve kişilerarası şiddet deneyimleri sonrasında yıl dönümleri, tamamlanmamış yas süreçlerini yeniden görünür kılabilmektedir (Herman, 2015). Klinik pratikte danışanların “nedenini anlayamadıkları” bu yoğunluklar, çoğu zaman yıl dönümüyle ilişkilendirildiğinde anlam kazanmaktadır.

Kolektif Travma ve Toplumsal Etkiler

Travma yıl dönümleri, klinik bağlamda sıklıkla bireyin içsel süreçleri üzerinden ele alınsa da, bu deneyimin kişilerarası ve toplumsal boyutları da göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle travmatik yaşantının kolektif bir bağlamda ortaya çıktığı durumlarda, yıl dönümleri bireysel semptomatolojinin ötesine geçen bir etki alanı yaratabilmektedir. Travma yıl dönümlerinin etkisi yalnızca bireysel düzeyde değil, aynı zamanda kişilerarası ve toplumsal bağlamda da değerlendirilmelidir. Afet, savaş, kitlesel şiddet ve zorunlu göç gibi kolektif travmalarda yıl dönümleri, bireysel semptomların yanı sıra topluluk düzeyinde duygusal yoğunlaşmaların yaşandığı dönemler haline gelebilmektedir. Bu süreçlerde medya temsilleri, anma törenleri ve kamusal söylemler; travmatik belleği pekiştirici ya da düzenleyici bir rol üstlenebilir. Klinik açıdan bakıldığında, bireyin maruz kaldığı bu ikincil travmatizasyon riski taşıyan hatırlatıcılar, bireysel baş etme kapasitesini zorlayarak yeniden travmatizasyon riskini artırabilir. Bu nedenle travma bilgili psikososyal müdahalelerde, yıl dönümlerinin yalnızca içsel tetikleyicilerle değil; çevresel ve toplumsal uyaranlarla birlikte ele alınması, bütüncül bir değerlendirme açısından önem taşımaktadır (Herman, 2015).

İyileşme Sürecinde Kontrol Algısı ve öz-Şefkat

Travma yıl dönümlerinin bir diğer belirgin özelliği, bireyin kontrol algısını zorlamasıdır. Danışanlar sıklıkla “artık geride kaldığını düşündükleri” bir deneyimin yeniden bu denli etkili olmasını bir başarısızlık ya da gerileme göstergesi olarak yorumlayabilmektedir. Oysa bu dönemler, iyileşmenin doğrusal olmayan doğasının doğal bir parçası olarak ele alınmalıdır. Travma sonrası iyileşme, semptomların tamamen ortadan kalkmasından ziyade; tetikleyici uyaranlarla baş edebilme kapasitesinin giderek artmasıyla ilişkilidir (Briere & Scott, 2015).

Psikoterapi sürecinde travma yıl dönümlerinin ele alınışı, koruyucu ve güçlendirici bir işleve sahiptir. Terapötik çerçevede bu dönemlerin önceden öngörülmesi, danışanın bedensel ve duygusal tepkilerini anlamlandırmasına yardımcı olur. Özellikle bilişsel davranışçı, duygu odaklı ve travma bilgili yaklaşımlar; yıl dönümlerini bir “kriz” anı olarak değil, farkındalık ve yeniden düzenleme fırsatı olarak ele alır. Danışanın bu dönemlerde kendine yönelik beklentilerini esnetebilmesi, öz-şefkat geliştirmesi ve destek kaynaklarını aktive edebilmesi, semptom şiddetinde belirgin bir azalma sağlayabilmektedir.

Ayrıca travma yıl dönümleri, terapötik çalışmada anlatının yeniden yapılandırılması için önemli bir zemin sunar. Travmatik olayın bireyin yaşam öyküsü içindeki yeri ve bugünkü benlik algısıyla kurduğu ilişki, bu zaman dilimlerinde daha görünür hale gelir. Bu durum, travmanın kimlik üzerindeki etkilerinin çalışılmasına ve “olan ile yaşanan arasındaki mesafenin” yeniden düzenlenmesine olanak tanır (Janoff-Bulman, 2010).

Sonuç

Sonuç olarak travma yıl dönümleri, patolojik bir geri dönüşten ziyade travmatik belleğin zamansız doğasının bir yansımasıdır. Klinik açıdan bu dönemleri tanımak, normalleştirmek ve yapılandırılmış biçimde ele almak; hem danışanın kendilik algısını korumasına hem de terapötik sürecin derinleşmesine katkı sağlar. Travma ile çalışırken zamanın yalnızca ileriye doğru akan bir çizgi değil, kimi anlarda kendi üzerine katlanan bir deneyim alanı olduğunu kabul etmek, iyileşmenin daha gerçekçi ve insani bir çerçevede ele alınmasını mümkün kılar.

Kaynakça

  • American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). APA.

  • Briere, J., & Scott, C. (2015). Principles of trauma therapy: A guide to symptoms, evaluation, and treatment (2nd ed.). Sage Publications.

  • Herman, J. L. (2015). Trauma and recovery. Basic Books.

  • Janoff-Bulman, R. (2010). Shattered assumptions: Towards a new psychology of trauma. Free Press.

  • van der Kolk, B. (2014). The body keeps the score: Brain, mind, and body in the healing of trauma. Viking.

Merve Nebati Altun
Merve Nebati Altun
Girne Amerikan Üniversitesi İngilizce Psikoloji mezunu olan Merve Nebati, uluslararası sivil toplum kuruluşlarında savaş, travma, işkence ve afet mağdurlarıyla çalışarak kriz müdahalesi ve psikososyal destek konularında dört yıllık mesleki deneyime sahiptir. Bilişsel Davranışçı Terapist olan Nebati, çeşitli psikolojik test ve ölçekler uygulamakta, kadın hakları ve psikososyal dayanıklılık üzerine psiko-eğitim programları yürütmektedir. Yüz yüze seansların yanı sıra online terapiler de sağlayarak danışanlarına geniş bir erişim imkânı sunmaktadır. Mesleki bilgisini akademik ve popüler yayınlarla paylaşarak psikoloji alanında farkındalık oluşturmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar