Perşembe, Temmuz 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bazı duygular olumlu bazı duygular olumsuz mudur?

Belki çocukken “Ağlamak zayıflıktır.”, “Öfkelenmemelisin.”, “Üzülmek için bir sebep yok.” gibi cümleler duydunuz. Belki izlediğiniz bir filmde ya da okuduğunuz bir kitapta bazı duyguların kötü, bazı duyguların ise iyi olduğu mesajıyla karşılaştınız. Zamanla üzüntüyü, öfkeyi, kaygıyı kaçınılması gereken duygular olarak görmeye başlamış olabilirsiniz. Peki, gerçekten bazı duygular kötü müdür?

Aslında duyguların kendisi ne iyi ne de kötüdür. Duygular, yaşamda karşılaştığımız olaylara ve deneyimlere verdiğimiz doğal tepkilerdir. Ancak bazı duyguların verdiği rahatsız edici hisler, onları “olumsuz” olarak etiketlendirmeye neden olabilir.

Duyguların her biri insan yaşamında belirli bir işleve sahiptir. Kaygı, bizi olası risklere karşı hazırlarken; korku, tehlikelerden korunmamıza yardımcı olur. Üzüntü, yaşadığımız kayıpları anlamlandırma ve onlara uyum sağlama sürecinin bir parçası olabilir. Öfke ise çoğu zaman sınırlarımızın ihlal edildiğini ya da bir haksızlık yaşadığımızı fark etmemizi sağlar. Benzer şekilde mutluluk ve heyecan, ihtiyaçlarımızın karşılandığını bize anlatır. Bu nedenle duygular, yalnızca hissettiklerimiz değil, aynı zamanda çevremizi ve kendimizi anlamamıza yardımcı olan önemli ipuçlarıdır.

Bir duygunun olumsuz olarak “etiketlenmesi”, çoğu zaman onun varlığından değil, onu yok saymaya çalışmaktan kaynaklanır. Çünkü hissedilmesine izin verilmeyen duygular tamamen ortadan kaybolmaz. Bazen öfke olarak, bazen bedensel gerginlik olarak, bazen de yoğun bir yorgunluk hissi olarak karşımıza çıkabilirler. Sürekli güçlü görünmeye çalışmak, üzüntüyü bastırmak ya da kaygıyı yok saymak kısa vadede işe yarıyor gibi gözükse de, uzun vadede bireyin kendisini anlamasını zorlaştırabilir. Bu nedenle duygularla mücadele etmek yerine, onları fark etmek ve anlamaya çalışmak daha işlevsel olabilir.

Duyguları kabul etmek, onların kontrolü ele geçirmesine izin vermek anlamına gelmez. Kabul etmek; şu anda hissettiğimizi fark etmek ve bunu yargılamadan görebilmektir. Örneğin; kaygı hissettiğimizde kendimize “Kaygılanmamalıyım.” demek yerine “Şu an kaygılı hissediyorum ve bunun bir nedeni olabilir.” diyebilmek, duyguyla daha sağlıklı bir ilişki kurmamıza yardımcı olur. Çünkü duygularımızı anlamaya başladığımızda, ihtiyaçlarımızı, sınırlarımızı ve değer verdiklerimizi de daha net görebiliriz.

Elbette bazı duyguların yaşanması diğerlerine göre daha zorlayıcı olabilir. Ancak bir duygunun rahatsız edici olması, onun gereksiz ya da zararlı olduğu anlamına gelmez. Tıpkı fiziksel ağrının bedenimizde bir şeylerin yolunda gitmediğini haber vermesi gibi, duygular da iç dünyamızdaki ihtiyaçlar ve yaşantılar hakkında bize önemli bilgiler sunar. Bu nedenle her duygu, yaşamımızı ve deneyimlerimizi anlamlandırmamıza yardımcı olan bir rehber niteliği taşır.

Amacımız, bazı duyguları hayatımızdan tamamen çıkarmak değil; onların yoğunluğunu yönetebilmek, süresini anlamlandırabilmek ve daha sağlıklı baş etme yolları geliştirebilmektir. Duyguları bastırmak yerine, onları fark etmeye, anlamaya ve taşıdıkları mesajı dinlemeye çalıştığımızda hem kendimizi hem de ihtiyaçlarımızı daha yakından tanıyabiliriz.

Unutmayın; duygular düşmanımız değil, iç dünyamızın bize gönderdiği mesajlardır. Onları yargılamak yerine anlamaya çalışmak, kendimizle kurduğumuz ilişkinin güçlenmesine ve psikolojik esnekliğimizin artmasına katkı sağlar.

Şevval Dede
Şevval Dede
22 yaşında, PDR son sınıf öğrencisi olarak 3 aylık online staj, 1 aylık danışmanlık merkezinde staj ve oyun grubuyla çalışmaya katıldım. Nevin Dölek hocadan kriz,travma,yas ve ölüm psikoterapi eğitimi başta olmak üzere çeşitli eğitimlere katıldım. Şuan ise danışan görmekte ve okul stajı yapmaktayım

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar