Başka bir yaşam arzusu bir yanılsamadan mı ibarettir? Çoğu zaman günlük yaşantımızda kafamızda farklı versiyonlarımızın yer aldığı senaryolar kurabiliyor, mevcut yaşantımızla karşılaştırabiliyoruz. Öte yandan dış uyaranlar doğrultusunda tanıdığımız veya tanımadığımız birçok kişinin yaşamını idealleştirebiliyorken; olduğumuz kişiden farklı olarak bulunduğumuz yaşamda radikal değişimler gerçekleştirme eğilimi gösterebiliyoruz. Bu radikal değişimler, başka bir yaşam yanılsamasıyla keşkeler doğururken aslında kendi mevcut yaşantımızda anlam ve dönüşümü bulma ihtiyacımıza karşılık gelmektedir. Psikolojide bu duruma karşılık olarak “Çim Daha Yeşil Sendromu” (grass-is-greener syndrome) kullanılır.
‘Çim Daha Yeşil Sendromu’, bireyin romantik ilişkilerinde, mevcut işlerinde dış uyaranlar doğrultusunda sürekli karşılaştırma yapma eğiliminde olup, başka alternatif yollarla senaryolar kurmasına sebep olmaktadır. Kişi senaryoları düşlerken mevcut yaşantısından keyif alamaz, memnuniyet duyamazken; kişisel hedeflerini idealleştirdiği dış etkenlere bağlı olarak belirlemektedir. Bu durumda kişi, karşılaştırmalar yaparak kendi hayatıyla ilgili tatminsizlik duygusuyla baş etme gayreti içindeyken, ‘başka’ veya ‘keşke’ ile başlayan cümlelerle yoğunlaşmış düşüncelerin tümüyle mücadele etmeye çalışabilir.
Bu düşünceler, mevcut yaşantı, iş ve ilişkilerin değerini ve güzelliklerini görmeyi zorlaştırır. Bu sendromu tetikleyen ve ortaya çıkmasına etken oluşturan aracı mekanizmalara bakıldığında, başlıca sosyal medya seçici sunumları ön plana çıkar. Bu platformlar, bireylerin çevrimiçi yaşamlarından seçilmiş kesitlerle en ‘keyifli’ anları vurgulayarak, çim daha yeşil algısını pekiştirir. Yaşamların sosyal medyada veya sosyal yaşantıda keyifli görünen kısmı kadar, madalyonun diğer yüzü olan görünmeyen taraflarının da olduğu unutulmaması gereken bir gerçektir.
Hazza Alışma ve Odaklanma Yanılsaması
Hazza alışma (hedonic adaptation), kişinin yaşantısı süresince arzuladığı veya yapmaktan keyif aldığı şeye ulaştıktan sonra, ondan aldığı mutluluğun azalması ve mutlu olmasında etkisini yitirmesine karşılık gelir. Bu bağlamda hazza alışmak, ‘Çim Daha Yeşil Sendromu’nu besleyerek, yaşantımızda bulunan memnuniyet duyduğumuz kaynaklarımıza alışmamıza ve o şeyleri sıradanlaştırmamıza sebep olabilir.
Bu yüzden kişi, başka bir yaşam yanılsamasıyla tüm hayatını veya ilişkilerini altüst edebilecek radikal kararlar eğilimi gösterebilir. Bu durum, Odaklanma Yanılsaması (focusing illusion) kavramı ile açıklanır. Bu kavramda, kişinin tek bir unsurun hayatın tamamı üzerindeki etkisini olduğundan çok daha büyük görmesi ve yaşam memnuniyetini tümüyle düzelteceğini abartma eğilimi gözlenir. Belirgin, kolay gözlemlenen farklılıklar (ör. şehir değişikliği, güzel iklim, paylaşılan fotoğraflar) tüm yaşam memnuniyetine orantısız biçimde konumlandırılır. Bu mekanizma, başka bir yeri veya kişiyi idealize etmenin bilişsel temelini açıklar.
Kendi Yaşamında Anlam Bulmak
Erich Fromm, Sahip Olmak ya da Olmak adlı eserinde;
“İnsanın mutluluğu, sahip olduklarında değil, kendini gerçekleştirme gücünde yatar.”
diyerek bu sendromun özüne işaret eder. Başkasının sahip olduklarını idealleştirirken kendi hayatımızı değersizleştirmemizle aldığımız radikal kararlar, bizi başka yaşam yanılsamalarına itebilir. Ancak hazza alışma toleransımızı fark etmek, memnun olmadığımız unsurları tüm hayatımıza indirgemememizi sağlar.
İdealize edilen ilişkiler veya karakterler, mevcut yaşantımızda olduğumuz kişiden sıyrılmamıza sebep olmadan, kendi varoluşumuzu anlamlandırmak ve dönüştürmek kalıcı doyumu sağlar. Mutluluk, yeterli olma halidir. Sürdürülebilir mutluluk, çoğu zaman günlük yaşamın küçük ve tekrar eden anlarında saklıdır. Kendin için yaptığın bir fincan kahve, kendine dinlenmek için ayırdığın vakit veya tamamladığın bir işi fark etmek, yeterli olma hissini besleyen farkındalık anlarıdır.
Rollo May, İnsanın Anlam Arayışı ve Varoluşu adlı eserinde, özgürlüğün yalnızca seçimler yapmaktan ibaret olmadığını, aynı zamanda seçtiklerinin sorumluluğunu almak olduğunu vurgular. Kişi, hayatının anlamını idealize ettiği dış uyaranlardan sıyrılarak kendi seçimlerine değer verdiğinde içsel bir özgürlük ve huzura ulaşabilir.
Hiçbir yaşam tam anlamıyla mutluluk getirisi sağlamaz; çünkü yaşam salt duygudan ibaret değildir. Yaşamın tüm mucizesi ve serüveni burada saklıdır. Birey, biriciktir. Dış uyaranlara bakmak yerine kişisel dönüşümüne odaklandığında, aslında çimin kendi tarafında da yeşil olduğunu fark etmeye başlar. Baktığımız yerden çim daima daha yeşil görünür. Belki de biz bir başkası için çimin daha yeşil görünen tarafındayızdır.
Kaynakça
Festinger, L. (1954). A theory of social comparison processes. Human Relations.
Schkade, D. A., & Kahneman, D. (1998). Does living in California make people happy? A focusing illusion in judgments of life satisfaction. Psychological Science.
Bosma, H., Groffen, D., van den Akker, M., Kempen, G. I. J. M., & van Eijk, J. T. M. (2011). Better health reports when the grass is greener on your side of the fence?: A cross-sectional study in older persons. International Journal of Public Health.
Resnick, A. (2024, March 22). Why we think the grass is always greener on the other side. Verywell Mind.
Festinger, L. (1954). Bir sosyal karşılaştırma süreçleri kuramı. Human Relations.
Fromm, E. (1995). Sahip olmak ya da olmak (Çev. A. Arslan). İstanbul: Arıtan Yayınları.
May, R. (1997). Varoluşun keşfi: Psikoterapide anlam arayışı (Çev. H. N. Soykan). İstanbul: Kabalcı Yayınları.


