Pazar, Nisan 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Cinsiyet, Beden ve Güç: Freud ve Horney Üzerinden Bir Okuma

Psikoloji tarihinin erken dönemlerinde insan gelişimini açıklamaya çalışan en etkili isimlerden biri Sigmund Freud olmuştur. Freud’un psikanalitik kuramı, çocukluk dönemini kişiliğin temel belirleyicisi olarak görür ve cinsel gelişimi evrelere ayırarak açıklar. Bu yaklaşımın en tartışmalı kavramlarından biri “penis kıskançlığı”dır.

Freud’a göre çocuklar yaklaşık 3–6 yaş arasında, yani fallik evrede, beden farklarını fark etmeye başlar. Bu dönemde küçük bir kız çocuğu erkeklerde penis olduğunu görüp kendi bedeninde bunun olmamasını bir eksiklik gibi algılayabilir. Freud bu durumu psikoseksüel gelişimin bir parçası olarak yorumlamış, bu farkındalığın kız çocuğun ebeveyn ilişkilerini ve kimlik gelişimini etkileyebileceğini öne sürmüştür.

Feminist Eleştiri ve Bağımsız Kadın Deneyimi

Ancak feminist psikoloji açısından bu yaklaşım oldukça sorunludur. Çünkü kadın bedenini “eksiklik” üzerinden tanımlamak, aslında biyolojik bir gerçeği değil, tarihsel olarak erkek deneyimini merkez alan bir bakış açısını yansıtır. Feminist psikoloji bu noktada Freud’u eleştirir: kadın gelişimi “erkekle karşılaştırma” üzerinden değil, kendi içinde bağımsız bir deneyim olarak anlaşılmalıdır.

Bu eleştirinin en önemli isimlerinden biri Karen Horney’dir. Horney, Freud’un kadınları “eksik erkek” gibi konumlandıran yaklaşımına karşı çıkarak psikanaliz içinde güçlü bir alternatif bakış geliştirmiştir. 1885 doğumlu Alman-Amerikalı olan Horney, psikanalitik geleneğin içinde yetişmiş olmasına rağmen özellikle kadın psikolojisi üzerine yaptığı çalışmalarla bu alanı dönüştürmüştür.

Horney’e göre Freud’un kuramı, erkek deneyimini evrensel insan deneyimi gibi sunarak ciddi bir yanılgıya düşer. Bu nedenle “penis kıskançlığı”na karşılık olarak “rahim kıskançlığı” kavramını ortaya atar. Ona göre bazı erkekler bilinçdışı düzeyde kadınların doğurma, hamile kalma ve yaşam yaratma kapasitesine karşı bir eksiklik hissi geliştirebilir.

Rahim Kıskançlığı ve Toplumsal Yansımaları

Bu kıskançlık doğrudan ifade edilen bir arzu değil, daha çok dolaylı davranışlarla ortaya çıkan psikolojik bir gerilimdir. Örneğin erkeklerin:

  1. Aşırı Başarı ve Üretkenlik Arzusu: Erkekler yaratma ihtiyacını iş, bilim, sanat üzerinden karşılamaya çalışabilir. Bu sembolik olarak “doğurma” yerine “üretme”dir.

  2. Kadınları Küçümseyen Söylemler Geliştirmesi: Kadınlar toplumsal olarak bastırılır ve rolleri küçümsenir. Özellikle önemli bir noktada Horney şu iddiayı ortaya koyar: “Kıskanılan şey çoğu zaman değersizleştirilir.”

  3. Kontrol İhtiyacı: Kadın bedeni ve doğurganlığı üstünde kontrol kurma isteği ve toplumsal normlarla roller üzerinde baskı kurma durumları Horney tarafından bu çerçevede yorumlanır.

Bu bakışa göre kadınların toplumsal olarak geri plana itilmesi, sadece kültürel bir gelenek değil; aynı zamanda güç ve kontrol ilişkilerinin psikolojik bir yansıması olabilir. Bu noktada kontrol ihtiyacı da önemli bir başlıktır. Kadın bedeni ve doğurganlığı üzerinde kurulan toplumsal denetim; sadece biyolojik değil, aynı zamanda ideolojik bir süreçtir. Cinsiyet rolleri aracılığıyla kadınların nasıl davranması gerektiğinin belirlenmesi, feminist okumaya göre güç ilişkilerinin bir parçasıdır.

Biyolojik Belirlenimcilik mi Yoksa Toplumsal İnşa mı?

Örneğin “kadınlar zaten duygusal” gibi bir genelleme, sadece bireysel bir düşünce değil; aynı zamanda kadınların akılcılığını, karar verme gücünü ve toplumsal konumunu sınırlandıran bir söylem olarak da değerlendirilebilir. Freud ve Horney arasındaki bu tartışma, aslında daha geniş bir soruya işaret eder: İnsan psikolojisi gerçekten biyolojik eksiklikler üzerinden mi şekillenir, yoksa bu “eksiklik” fikri toplumsal olarak mı üretilir?

Feminist bakış açısı bu soruya net bir yön verir: Kadınlar “eksik” değil, tarihsel olarak görünmez kılınmış ve deneyimleri erkek merkezli teorilerle açıklanmaya çalışılmış bireylerdir. Bu nedenle bugün mesele yalnızca “kıskançlık” kavramları değil, bu kavramların hangi güç ilişkileri içinde üretildiğini anlamaktır.

Kaynakça

  • Bayne, E. (2011, March). Womb envy: The cause of misogyny and even male achievement?. In Women’s Studies International Forum (Vol. 34, No. 2, pp. 151-160). Pergamon.

  • Britannica Editörleri (30 Kasım 2025). Karen Horney. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/biography/Karen-Horney

  • Burger, J.M. (2006). Psikanalitik yaklaşım: Freudçu kuram, uygulama ve değerlendirme. Kişilik (1.Basım) içinde (171-176). (İ.D. Erguvan-Sarıoğlu, Çev.). İstanbul: Kaknüs Yayınları.

  • Paris, B. J. (1994). Karen Horney: A Psychoanalyst’s Search. Chapter 10. The masculinity complex.

  • Paris, B. J. (1994). Karen Horney: A Psychoanalyst’s Search. Part 2. The Freudian phase and feminine psychology.

Defne Duru Dede
Defne Duru Dede
Defne Duru Dede, Birleşik Krallık’ta Swansea Üniversitesi Psikoloji bölümünde eğitimine devam etmektedir. Psikolojik olguları mitoloji, teoloji ve tarihsel bağlamlarla birlikte ele alan yazar; yazılarında ilişkiler, klinik psikoloji, sosyal psikoloji, biyolojik psikoloji, nörogelişimsel farklılıklar, anksiyete, stres ve depresyonun yanı sıra rüyalar ve bilinçdışı süreçlere odaklanmaktadır. Oxford ve Princeton Üniversiteleri tarafından düzenlenen dünyanın en prestijli deneme yarışması olan John Locke Essay Competition’da teoloji alanında liyakat ödülüne layık görülmüştür. Disiplinler arası yaklaşımıyla insan davranışını çok boyutlu biçimde incelemeyi amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar