Cuma, Nisan 24, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Yabancılaşmanın Ölçülmesi ve Sağaltımı

İnsanlık tarihi kadar eski bir olgu olan yabancılaşma, farklı disiplinlerden farklı düşünür, filozof ve araştırmacı tarafından uzun yıllardır tartışılagelmiştir. Öyle ki psikanalist Erich Fromm’a göre (1955/2023, s.130) yabancılaşma, Eski Ahit’teki “putperestlik” olgusunun bir benzeridir. Buna göre yabancılaşma, insanın kendi gücü ve emeği neticesinde meydana getirdiği bir “şey”e tapınması hâlidir. Bu “şey” artık yaratıcısından ayrı ve ondan daha güçlü bir durumdadır. Buradan hareketle Fromm, kapitalizmin insan kişiliğine olan etkisinde önemli bir yere sahip olan yabancılaşmayı “kişinin kendisini bir yabancı olarak deneyimlemesi” olarak kavramsallaştırmıştır. Nitekim Psikoloji Sözlüğünde (Karakaş, 2017) yabancılaşma, “Kişinin sosyal grubundaki insanlarla (örn., aile, iş yeri, topluluk) yakın ya da dostane ilişkiler kuramaması sonucu oluşan uzaklaşma” ve “Kişinin kendisinden uzaklaşması.” olarak tanımlanmıştır.

Yabancılaşma, zihinsel sağlığın yanı sıra sosyal psikolojik ve sosyolojik çalışmalarda da kendisine yer bulmuştur. Amerikalı sosyal psikolog Melvin Seeman’ın ölçek çalışmalarıyla kavram ampirik bir temel kazanmış ve gelecekte konuyla ilgili yapılan nicel çalışmalar için öncü olmuştur. Seeman, yabancılaşmanın ölçülmesi için 5 boyut önermiştir: Güçsüzlük, anlamsızlık, kuralsızlık, yalıtılmışlık ve kendinden uzaklaşma. (Seeman, 1959). Şimdi bu boyutlara yakından bakalım.

Yabancılaşmanın Boyutları

Güçsüzlük: Yabancılaşmanın bu boyutu, Marx’ın kapitalist toplumdaki işçinin durumuna ilişkin görüşlerinden esinlenmiştir. Burada işçi, karar verme yetkisi ve araçları iktidardaki girişimci tarafından elinden alındığı ölçüde yabancılaşır (Seeman, 1959).

Anlamsızlık: Anlamsızlık boyutu, bireyin dahil olduğu olay ve koşulları anlamlandırmasıyla ilgilidir. Bireyin karar verme süreçlerindeki minimum netlik standartları karşılanmadığında bireyin neye inanması gerektiği konusunda kararsız olmasıdır (Seeman, 1959). Bu durumda birey, içinde bulunduğu toplumsal yapının işleyişini kavrayamaz ve kendi eylemlerinin sonuçlarını tahmin edemez (Yalçın ve Dönmez, 2017).

Kuralsızlık: Seeman (1959) bu boyutu sosyolog Émile Durkheim’ın bireyin eylemlerini düzenleyen sosyal kuralların çözüldüğü veya artık davranış için kuralların etkisiz olduğu durumu tanımlayan anomi kavramından feyzalmıştır. Bu noktada birey, artık yasal yollarla kişisel veya toplumsal hedeflere ulaşabilmesinin bir yolunun kalmadığını düşünür.

Yalıtılmışlık: Yalıtılmışlık boyutu, Seeman’ın (1959) kavramsallaştırmasında tıpkı bir entelektüelin, parçası olduğu toplumun yüksek önem atfettiği değer, hedef ve inançları değersiz görmesine karşılık gelen durumu tanımlar. Toplumdan yalıtılmış bireyler, artık toplumun sahip olduğu tüm standartları reddetmiş ve onlardan uzaklaşmıştır.

Kendinden Uzaklaşma: Bu boyut, yukarıda Erich Fromm’un “kişinin kendisini bir yabancı gibi deneyimlemesi ve kendisine yabancı biri olması” tanımlamasına denk gelir. Bu tıpkı bir satış görevlisinin yaptığı işte kişiliğinin yabancı bir amaca araç olması dolayısıyla yaşadığı kendisine uzak olma hâlidir (Seeman, 1959). Örneğin bir öğretmenin öğrencisine öğretme, yol gösterme ve rehber olması neticesinde elde edeceği manevi tatminin yerini artık yalnızca maaş gibi maddi bir ödülün almasıdır. Elbette bu durum öğretmenin kendisiyle ilgili bir durum olmak zorunda değildir. Yoğun tempo, stres ve yüksek beklenti gibi iş koşullar da bu öğretmenleri ideallerinden uzaklaştırıp yalnızca hayatta kalmak için mücadele eden bir yabancıya dönüştürebilir.

Yaşam Alanlarında Yabancılaşma ve Analiz Seviyeleri

Yabancılaşmanın görüldüğü alanlar yalnızca çalışma hayatıyla sınırlı değildir. Kişi aile hayatından yaşadığı yerlere ve içerisinde bulunduğu topluma ve kültüre kadar pek çok şeye yabancılaşabilir. Mesela yabancılaşmanın görülebileceği bir diğer alan da siyasal alan olabilir. Çünkü birey, içerisinde yaşadığı siyasal sisteme hiçbir etkisinin olmadığını hissedebilir. Yine bu birey, yaşamakta olduğu siyasal ve toplumsal dizgenin işleyişini ve kurallarını anlamlandırmakta güçlük yaşayabilir. Buradan hareketle yabancılaşma olgusunun belirli bir nesnesi olmadığı sonucuna varılabilir.

Bunun yanı sıra söz konusu kavramın yalnızca zihinsel sağlık bağlamında ele alınması da yabancılaşmanın yalnızca bireysel bir durum olduğu izlenimi verebilir. Dolayısıyla yabancılaşmayı değerlendirirken çok seviyeli analizlerin etkileşimine bakmak daha isabetli olabilir. Böylelikle hiçbir analiz seviyesi dışarıda bırakılmaz ve bireyin deneyimlediği yabancılaşmaya daha kapsamlı ve etkili çözümler üretilebilir.

Yabancılaşmanın Sağaltımı ve Örgütsel Müdahaleler

Peki yabancılaşmanın çözümleri neler olabilir? İlgili kavram çok farklı alana temas ettiğinden, ben yalnızca örgütsel bağlama odaklanacağım. Bana kalırsa, her ne kadar psikopatolojik duruma denk gelmese de yabancılaşmanın boyutlarını onun semptomları olarak düşünebiliriz. Bu itibarla, yukarıda Seeman’ın (1959) ölçeğindeki boyutları ortaya çıkaran durumları azaltan müdahaleler, yabancılaşmanın sağaltılmasında etkili olabilir. Söz gelimi, iş yerinde çalışanlara karar alma süreçlerinde daha fazla özerklik verilebilir. Böylece çalışanlar işlerindeki eylemleri üzerinde söz sahibi olacak ve iş yerinin hiyerarşik bürokrasisi altında ezilmeyeceklerdir. Şüphesiz ki böylesi bir müdahale, eylemin yararlı bir sonuç getirdiği durumda çalışanın öz-güvenini ve öz-yeterliğini pekiştirecektir. Zararlı bir sonuçla karşılaşıldığı durumda ise yine çalışan suçu başkalarına atmayacak ve olumsuz durumun sorumluluğunu alacaktır.

Kaynakça

Fromm, E. (2023). Sağlıklı Toplum (1.Baskı), (Ş. Alpagut, Çev.). Say Yayınları (Orijinal eserin basım tarihi 1955)

Karakaş, S. (2017). Prof. Dr. Sirel Karakaş Psikoloji Sözlüğü:Bilgisayar Programı ve Veritabanı – www.psikolojisozlugu.com (sürüm: 5.2.0/2022)

Seeman, M. (1959). On the meaning of alienation. American Sociological Review. 24(6) s. 783-791. https://doi.org/10.2307/2088565

Yalçın, Ö. ve Dönmez, A. (2017). Sosyal psikolojik açıdan yabancılaşma: Dean’in Yabancılaşma Ölçeği’nin Türkçe’ye uyarlanması. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 8(2), s.150-175. DOI:10.1501/sbeder_0000000143

Onur Mert TİRYAKİOĞLU
Onur Mert TİRYAKİOĞLU
Onur Mert Tiryakioğlu, psikoloji lisans eğitiminin ardından Ölçme ve Veri Analitiği alanında yüksek lisans derecesini tamamlamıştır. Akademik yolculuğuna Birleşik Krallık’ta sosyal psikoloji üzerine yaptığı ikinci yüksek lisans eğitimiyle devam etmektedir. Çalışmalarında gruplar arası ilişkiler, bireysel farklılıklar ve insan-çevre etkileşimleri konularına odaklanmaktadır. Akademik ilgisini yazın dünyasına da taşıyan Tiryakioğlu, çeşitli dijital platformlarda psikolojinin yanı sıra toplumsal yapı ve değişim üzerine içerikler üretmektedir. Veri odaklı yaklaşımıyla toplumsal süreçleri derinlemesine analiz etmeyi sürdürmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar