Çarşamba, Aralık 3, 2025

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Başarı Kültü ve Bitmeyen Kıyas

Toplum olarak başarıyı neden bu kadar kutsuyoruz? Her güne birinin başarı hikayesiyle uyanıyoruz. Birinin mezuniyeti, diğerinin terfisi, evliliği veya yeni bir iş girişimi… ‘daha fazlasını yapmalıyım’ diyen iç sesimiz hiç susmuyor. Bunun yanında toplumsal beklentilerde…

Çevremizin ortak bir beklentisi olsa da herkes için başarının tanımı aynı mıdır? Kimileri için başarı yüksek notlar, terfiler ya da çok para kazanmakken, kimileri için sessiz bir sabah kahvesi eşliğinde iç huzuru koruyabilmektir. Yine de toplumsal olarak tek bir başarı tanımının dayatıldığını söylemek mümkün: sürekli üretmek, sürekli ilerlemek ve asla durmamak. Belki de bu yüzden ‘başarılı’ olmayı öğrendik ama ‘başarılı hissetmeyi‘ unuttuk.

Modern toplumlarda başarı ‘çalışan kazanır’ ilkesi üzerine kurulu bir değer haline gelmiştir. Meritokrasi adı verilen bu düşünce, bireyin toplumsal konumunu yalnızca çabasına ve yeteneğine bağlı kılar. Ancak yapılan araştırmalar, başarıyı belirleyen faktörlerin her zaman bu kadar adil olmadığını gösteriyor. Pluchino ve arkadaşlarının (2018) çalışması, başarının yalnızca yetenekten değil, bazen rastlantısal fırsatlardan da beslendiğini savunmaktadır. Yine de toplum, başarılı bireyleri ’hak edenler’ olarak yüceltirken, başarısızlıkları ‘kişisel yetersizlik’ olarak etiketlemeye meyillidir.

Başarının Değişen Anlamı: Sevinç Değil Rahatlama

Başarı kulağa azim, gurur, ilerleme gibi kelimeleri çağrıştırıyor olsa da başarı bir çoğumuz için artık sevinç değil, kaygının kısa süreli azalması anlamına gelmektedir. Hedeflere ulaşmak hem içimizdeki hem de çevremizden duyduğumuz yetersizlik hissini susturmak için verilmiş bir mücadeleye dönüşüyor. Başarı çoğu zaman içselleştirilmiş bir motivasyon değil, dışsal bir baskı ve bunun sonucu olan içsel bir tükenmişlik halini alıyor.

Yapılan bazı araştırmalarda da görülmekte ki (Bozkurt ve Ekinci, 2020) Türk öğrenciler başarı anlarını sevinç değil, rahatlama duygusuyla tanımlamaktadır. Yani başarı artık bir zafer değil, yeni görev yüklenene kadar gelen kısa bir mola!

Günümüzde başarı kavramının gözle görülür şekilde şekil değiştirdiğini söylemek mümkün. Eskiden başarı daha kolektif bir anlam taşıyorken günümüzde daha çok bireyselleşmiştir. Ayrıca artık sadece başarılı olmak değil bu başarıyı nasıl sunduğumuz da önem taşımakta. Özellikle sosyal platformlarının toplum üzerindeki etkisi göz önüne alındığında başarının başarı olarak pek de anlam taşımamakta, bu başarıyı sunuş biçimi onu kıymetli hale getirmektedir.

Bu durumun başarıyı içsel bir süreçten çok dışsal bir vitrin olarak kullanıldığı söylenebilir. Ancak bu görünürlük çağında birey kendini sürekli bir kıyas ve yetersizlik döngüsünde bulur. Yakın zamanda yapılan çalışmalardan olan Deloitte’un 2023 Gen Z raporu incelendiğinde görülmektedir ki gençlerin büyük çoğunluğunun ‘başarıyı’ artık psikolojik denge ve anlam duygusuyla ilişkilendirdiği ve başarı tanımının evrildiği görülmektedir. Yani artık söylenebilir ki başarı, merdivenin en tepesine ulaşmakla değil, merdiveni çıkma sürecinde kişinin kendine kattığı becerilerle, bu duruma yüklediği anlamla… ilişkilendiğini ve şekillendiğini söylemek mümkündür.

Başarıyı Yeniden Tanımlamak: İçsel Bir Davet

Sonuç olarak günümüzde başarıyı tanımlarken yalnızca çevresel beklentilere önem vermek yerine içsel deneyimlere de kulak vermek, başarıyı dışsal motivasyon aracından içsel motivasyona dönüştürmek ve sürdürülebilirliği artırmak kritik nokta haline gelmiştir.

Çünkü toplumun beklentilerine uygun güdülen başarı yarışında tökezlemek, düştüğünde kalkacak motivasyon bulmak her zamankinden zor hale gelmektedir. Oysa gerçek başarı, bireyin kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını ve değerlerini fark ederek kendi ritminde ilerleyebilmesidir. Bu noktadan bakıldığında asıl dönüştürücü olanın başkalarının alkışlarından ziyade kendi içsel tatminimiz olduğunu söylemek mümkündür. Bu nedenle başarıyı yeniden tanımlamak aslında kendimizi yeniden keşfetmeye davettir.

Peki senin için başarı ne demek, sen bu kendini keşfetme davetine var mısın?

Kaynakça

  • Pluchino, A., Biondo, A. E., & Rapisarda, A. (2018). Talent vs Luck: The role of randomness in success and failure. Advances in Complex Systems, 21(3-4).

  • Bozkurt, A., & Ekinci, N. (2020). Türk öğrencilerde başarı algısı ve duygusal deneyim ilişkisi. Eğitim Psikolojisi Dergisi, 12(2), 45-58.

  • Deloitte (2023). Gen Z and Millennial Survey 2023. Deloitte Global.

İrem Nur Arslan
İrem Nur Arslan
Psikolojik Danışman İrem Nur Arslan, Gazi Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik bölümünden mezun olmuştur. Akademik ve mesleki ilgilerini klinik psikoloji alanına yoğunlaştırmıştır. Lisans eğitimi süresince gönüllü stajlar yaparak çocuk ve yetişkinlere ilişkin yürütülen psikolojik danışma süreçlerinde saha deneyimi kazanmıştır. Şu anda yetişkin psikolojik danışma süreçlerine odaklanmakta; danışanların duygusal güçlenme ve farkındalık geliştirme yolculuklarına eşlik etmeyi amaçlamaktadır. Mesleki gelişimine önem vererek klinik uygulamalarda bilgi ve becerilerini sürekli güncellemektedir. Yazılarında; ilişki problemleri, kaygı bozukluğu, depresyon, travma ve stres gibi klinik odaklı başlıkların yanında güncel psikoloji konularına da odaklanmakta olup akademik temelli bilgiyi anlaşılır bir dille paylaşarak çeşitli içerikler üretmeye ve paylaşmaya devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar