Cumartesi, Nisan 25, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bağıran Anne Olmak

‘Haykıran anne’ olmak, birçok kadının zaman zaman deneyimlediği fakat yüksek sesle ifade etmede zorluk çektiği bir haldir. Çoğu anne, bağırma anlarının ardından kendini sorgular, karamsar olur ve “Böyle bir anne olmayı istemiyorum” diye düşünür. Oysa ki bağırmak, genellikle kötü niyetli bir tutum değildir; uzun süre biriktirilmiş yorgunluğun, sabrın tükendiği bir anda dışa vurumudur.

Anne olmak, dışarıdan bakıldığı zaman doğal ve kendiliğinden gelişen bir süreç gibi gözükse de, günlük hayatta oldukça zorlayıcıdır. Gün boyunca çocuğun ihtiyaçlarına ulaşmak, ev ve işle ilgili yükleri taşımak, çoğu zaman yalnız kalamayarak dinlenme fırsatını bulamamak, annelerin psikolojik dayanıklılıklarını test eder. Bu şartlar altında annenin sabır eşiği düşer ve genellikle sakin bir şekilde karşılanabilecek bir durum, öfkeyle verilen bir tepkiye dönüşebilir.

Öfke, çoğunlukla çocuğa değil; annenin kendi içinde biriken gerilime yöneliktir. Anne o anda, anlaşılmadığını, yalnız kaldığını ya da kontrolü yitirdiğini hissedebilir. Bu duygular fark edilmediği ya da ifade edilemediği takdirde, ses yükselir. Birçok anne bağırdığı anların ardından pişmanlık duyarken, çocuğunun etkilenmesinden endişe duyar. Bu kaygı, aslında annenin çocuğuyla kurduğu ilişkinin ne denli mühim olduğunu da gözler önüne serer.

Araştırmalar, sürekli bağırmaya maruz kalan çocukların daha kaygılı olabileceğini, bazen içe kapanarak ya da daha öfkeli tepkiler gösterebileceğini ortaya koymaktadır. Ancak çocuklar için en kritik nokta, annenin asla bağırmaması değil; bağırdıktan sonra yaşananlardır. Anne, bağırdığı bir andan sonra çocuğuyla yeniden bağlantı kurabildiğinde, duygularını ifade edebildiğinde ve sorumluluğu üstüne alabildiğinde, çocuk için güven hissi yeniden tesis edilebilir.

Birçok anne, kendi çocukluğunda gözlemlediği ebeveyn tutumlarını farkında olmadan tekrarlar. Duyguların ifade edilmediği, sorunların bağırarak çözüldüğü ailelerde büyüyen anneler için bu tepkiler alışıldık bir durumdur. Bu, annenin yetersiz olduğunu göstermez; aksine, öğrenilmiş davranışların ne denli etkili olabildiğini sergiler. Fark edildiği anda değiştirilebilecek bir süreçtir.

Yüksek sesle konuşan anneler genellikle kendi ihtiyaçlarını en sona bırakan bireylerdir. Dinlenmek, tek başına kalmak ya da destek almak için yeterince fırsat bulamayan annelerin toleransı daha çabuk azalır. Bu nedenle çözüm, yalnızca “bağırmamaya gayret etmek” değildir. Annenin sınırlarını fark etmesi, yardım talep etmesi ve kendi ihtiyaçlarını ciddiye alması, bağırma davranışını azaltan en kritik adımlardandır.

Yüksek sesle konuşan bir anne olmak, kalıcı bir tanım değildir. Anne, bağırdığı anların ardından çocuğuyla ilişkisini yeniden kurabildiğinde, “Az önce çok zorlandım ve sesim yükseldi, bu durum senin hatan değil” diyebildiğinde, çocuk duyguların ifade edilebileceğini ve ilişkilerin onarılabileceğini öğrenir. Bu tür anlar, çocuğun ilerideki yaşamında kuracağı ilişkiler için de önemli bir örnek teşkil eder.

Sonuç

Bağıran bir anne olma durumu, yalnızca ebeveynlikte bir hata ya da kontrol sorununu ifade etmez. Bu davranış, çoğu zaman annenin uzun süre taşıdığı duygusal ve fiziksel yorgunluk, gözetilmeyen ihtiyaçları ve yeterince desteklenmeyen sınırlarının bir yansımasıdır. Annenin sesi yükseldiğinde, genelde çocuğa yönelik bir öfke değil, annenin sırtında taşıdığı artık dayanılmaz bir yükü simgeler.

Bu nedenle, yüksek sesle konuşma eylemini değerlendirirken yalnızca anne-çocuk etkileşimine odaklanmak yeterli değildir. Annenin yaşam koşulları, aldığı ya da almadığı destek, kendisine ayırdığı zaman ve kendi duygusal durumu göz önünde bulundurulmalıdır. Kendini sürekli erteleyen, ihtiyaçlarını tanımayan ve yalnız kalan annelerin başa çıkma becerileri zamanla zayıflar. Bu durum, iyi niyetle yapılan çabalara rağmen bağırma davranışının tekrarına yol açabilir.

Çocuğun perspektifinden bakıldığında, güven duygusunun ana unsuru annenin hiç hata yapmaması değildir. Asıl belirleyici, bağırma gibi zor anların ardından annenin ilişkiyi nasıl yönettiğidir. Anne, yaşananları fark edip sorumluluk üstlenebildiğinde, hislerini ifade ettiğinde ve çocuğuyla yeniden bağlantı kurabildiğinde, çocuk, ilişkilerin yeniden onarılabilir olduğunu deneyimler. Bu deneyim, çocuğun gelecekte duyguları ile başa çıkma ve ilişkilerinde güven oluşturma becerileri için önemli bir temel teşkil eder.

Bağıran anne, değiştirilemez bir kimlik değil; özenle dönüştürülebilen bir süreçtir. Anne, kendi zorluklarını kabul ettiğinde ve destek aramayı kabullendiğinde, hem kendisiyle hem de çocuğuyla olan ilişkisi daha yumuşak bir hale gelir. Kendine karşı daha merhametli bir anne, çocuğuna da daha düzenleyici bir destek sunabilir.

Sonuç olarak, bağıran anne figürü ile yaklaşırken suçlama içinde değil; anlama, kapsama ve destekleme perspektifine ihtiyaç vardır. Ebeveynlik, kusursuzluk arayışıyla değil; zor anları fark edebilme, ilişkileri onarabilme ve yardım isteyebilme yeteneği ile güçlenir. Anneye tanınan alan, çocukla olan bağı daha güvenli ve sürdürülebilir bir hale getirir.

Kaynakça

Bowlby, J. (1988). A Secure Base: Parent-Child Attachment and Healthy Human Development. London: Routledge.

Siegel, D. J., & Bryson, T. P. (2011). The Whole-Brain Child. New York: Bantam Books.

Thompson, R. A. (2014). Stress and child development. The Future of Children, 24(1), 41–59.

Goleman, D. (1995). Emotional Intelligence. New York: Bantam Books.

Fonagy, P., Gergely, G., Jurist, E., & Target, M. (2002). Affect Regulation, Mentalization, and the Development of the Self. New York: Other Press.

Berivan Bat
Berivan Bat
Psikolog Berivan, yetişkin bireylerle yürüttüğü çalışmalarında duyguların anlaşılması, ilişkilerin çözümlenmesi ve içsel dengeye ulaşılması üzerine odaklanır. Psikoloji bilgisini hayatın içinden örneklerle buluşturarak, okurun kendine dair farkındalık geliştirmesini önemser. Yazılarında sade ve anlaşılır bir dil tercih eder; karmaşık görünen psikolojik süreçleri herkesin anlayabileceği bir dille ele alır. Amacı, yalnızca bilgi vermek değil; aynı zamanda içsel keşfi teşvik eden bir yolculuk başlatmaktır. Psychologist Times Türk’teki köşesinde, bazen bir terapötik bakışla, bazen de bir iç sesle okura eşlik etmeyi hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar