Partnerinize ihtiyaç duymak, birine bağlanıyor hissetmek, görüştüğünüz kişiyle her şeyin yolunda gitmesi size acınası ve korkunç mu geliyor? Ya da belki bu düşünceleri korkuyla karşılayan bir partnere sahipsiniz. Büyük ihtimalle kaçıngan bağlanma stiline sahip biriyle karşı karşıyasınız veya sizin bağlanma şekliniz böyle.
Kaçıngan bağlanan bireylerin temel özelliklerinden biri, duygusal yakınlığı mesafeyi koruma stratejisiyle bastırmaları veya bu duygusal bağdan kaçmalarıdır. Onlara göre birine ihtiyaç duymak bir zayıflık belirtisidir ve tek başlarına yapamayacakları hiçbir şey yoktur. Hatta bazı kitaplarda bu tip bağlanma stiline sahip kişiler yalnız yolculara benzetilir. Onlar her an kendilerine yeterler ve bağımlı olmak küçümsenecek bir olaydır. Duygusal yakınlık, çoğu zaman onlar için tehdit edici bir köşede durur.
Çok güzel geçen bir buluşmanın ardından kişinin sizi hiç aramaması, “Ben ciddi bir şeylere hazır değilim” ya da “İlişkide bu kadar iç içe olmak bana göre değil” gibi cümleler tam olarak da onların gerçekleştirebileceği davranışlar veya onlardan duyabileceğiniz ifadelerdir. Bu kişiler kendi duygularını da yeterince ifade edemez ve duygusal durumlarla karşılaştıklarında içlerine çekilirler. Sıkıntı şuradadır ki, geliştirdikleri baş etme stratejisi yüzünden etraflarındaki kişilerin veya partnerlerinin de duygularını önemsememeyi öğrenmişlerdir.
Kaçıngan Bağlanma Nasıl Oluşur?
Sürekli etrafa sinyal veren, acıktığında ağlayan ve bağıran ama duyulmayan ve ilgilenilmeyen bir bebek düşünün. Acıktığında da veya başka durumlarda hep daha çok ağlayıp sesini duyurmaya çalışan ve istediğini daha fazla ses çıkararak elde eden bir bebek…
Aslına baktığınızda “kendi kendine yeten,” çünkü isteğini çabalar sonucunda elde etmiş bir bebek. Aynı zamanda ağladığında “kendi kendine sussun,” “İlgilenmeyelim, kucağa alışır sonra” tutumuyla karşılaşan bir bebek, duygularını göstermenin önemsiz olduğunu anlayacak ve duygularını bastırma mekanizmasını geliştirecektir.
Bağlanma stilleri doğuştan değil, çevrenin etkisiyle gelişir. Mary Ainsworth’un çalışmasında kaçıngan bağlanma stiline sahip bebeklerin ebeveynleri odadan çıktığında tepki vermedikleri görülmüştür. Ebeveyn geri döndüğünde ise yine kayıtsızdırlar. Fakat stres seviyeleri ölçüldüğünde oldukça yüksek olduğu saptanır. Yani dışarıdan “umursamayan” görünen bebek aslında içsel olarak yoğun stres yaşamaktadır.
Hayalet Eski Sevgili Fenomeni
Bu fenomen, ilişkinin resmen bitmiş olmasına rağmen kişinin eski partnerinin duygusal varlığını hâlâ hissetmesi, hatta yeni ilişkilerinde bile eski partneriyle yenisini sürekli kıyaslaması durumudur.
Bu durumun kaçıngan bağlanma stiline sahip kişilerde görülme yüzdesi oldukça yüksektir. Kaçıngan bağlanan kişi ilişkisinde mükemmel partneri ve ruh eşini arıyordur. O ilişki çok iyi gitse bile partnerinin yemek yeme şekli, gülme şekli bile bir süre sonra batmaya başlayabilir. Ve bu kişiler sorunun hep karşısındakinde olduğunu düşünürler. Karşıdaki insanın yeterince iyi olmadığına inanırlar.
Bu tip meseleler yüzünden partnerlerinden ayrılsalar da bir süre sonra ayrılık acısını yaşamaya başlarlar ve aslında ilişkilerinin ne kadar iyi olduğunu fark ederler. Partnerlerine dair sinir oldukları o ufak meseleleri unuturlar ve ilişkiyi hasretle anarlar. Çünkü artık güvenli bir mesafe vardır ve sevgi hissiyatları geri gelmiştir. Yakınlık tehdidi ortadan kalkmıştır.
Sonuç Olarak
Kaçıngan bağlanma, doğuştan gelen değil; çevreye uyum sağlamak amacıyla geliştirilen bir baş etme stratejisidir. İyileşmek ve bağlarını düzenleyip sağlıklı ilişkiler kurmak isteyen kişiler öncelikle bu durumu, kendilerini ve iç dünyalarını fark etmelidir.
Siz artık ağladığınızda sesi duyulmayan o bebek değilsiniz.
Duygularınızı ifade edebilen, değerli, sağlıklı ilişkileri hak eden bir yetişkinsiniz.
Değişim ve dönüşüm için bu farkındalık kritik nokta olacaktır.


