Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Aynada Çoğalan Benlik: Narsisizm

Sokakta yürürken bir aynaya denk geldiniz ve aynada kendi yüzünüzü görüyorsunuz. Ne kadar süre kendinize bakıyorsunuz? Saçınızı ya da kıyafetinizi düzeltiyor musunuz? Kendinizi farklı açılardan inceliyor musunuz? Narsisizm denildiğinde çoğumuzun zihninde hemen hemen aynı tip düşünceler belirir. İlgileri üstünde toplamaya çabalayan, başkalarını aşağılayan, sosyal medyada sürekli olarak kendi fotoğraflarını paylaşan, eleştiri kabul etmeyen, başarılarını abartarak anlatan ve kendini çok fazla seven bir kişi tipi olarak tahayyül ederiz. Somut anlamda bu özellikler narsisizmin görünen yüzleri olabilir. Ancak gerçek anlamda narsisizm, “kendini sevmek” konusunun tam tersi bir işleyişte gelişir ve işler. Bu davranış örüntülerinin arkasında, kişinin içsel anlamda hissettiği derin bir yetersizlik duygusu ve onaylanma gereksinimi bulunur. Dışarıdan mükemmel, başarılı ve kusursuz görünen bu kişilik tipi, içerisinde oldukça kırılgan bir benlik yapısı bulundurur.

Kim Narsist, Kim Değil?

Halk dilinde “kendine aşık olmak” olarak düşünülse de narsisizm, kişinin kendilik algısı ve kullandığı savunma mekanizmalarıyla ilgilidir. Hepimizde belirli miktarda narsistik özellikler bulunmakla birlikte, bu özellikler belirli bir eşiği geçtiğinde patolojik olan bir kişilik bozukluğu söz konusu olur. Kendimizi yeterli görmek, sınırlarımızı çizebilmek ve değerli hissetmek sağlıklı nitelendirilebilecek özelliklerdendir. Asıl mesele, bu ihtiyaçlar diğer insanları göz ardı ederek, sürekli onaylanma ihtiyacı hissederek ve eleştiriyi bir saldırı olarak görerek karşılandığında bir problem teşkil eder.

Narsisizmi spektrumun iki ucu olarak düşünmek aldatıcı olabilir. Bir kişi, ara sıra bencilce ya da benmerkezci davrandığı için bu durum o kişiyi, narsistik kişilik bozukluğu tanı kategorisine dahil etmez. Bu davranış örüntülerinin devamlılığı ve kişilerarası ilişkileri ne derece etkilediği en önemli faktördür. Artan narsistik kişilik özellikleri empati kurmayı zorlaştırır, ikili ilişkiler tek taraflı hale gelir ve kişi istemeden etrafındaki insanlara duygusal açıdan zarar verebilir.

İlişkilerde Narsisizm

Narsisizmin en belirgin olduğu yer romantik ilişkilerdir. Kişinin aynaya en detaylı baktığı yer ilişkilerinde yaşadığı anlardır. Bireyin kendilik algılayışı; karşısındaki kişinin onu nasıl gördüğü, ona karşı nasıl davrandığı ve kendisine ne kadar değer verdiğiyle doğrudan etkilenir.

Narsisizm ögeleri barındıran ilişkiler genellikle olabildiğince hızlı ve tutkulu başlar. Birey, ilişkinin ilk aşamalarında kendini özel, benzersiz ve çok şanslı hisseder. Karşısındaki kişi, onu birçok kişiden daha derinlemesine anlıyor gibi görünür. İlişki devam ederken kişinin üstüne titrenir, ilgi ve alaka olabilecek en yüksek düzeydedir, romantik jest ve sürprizler bolca bulunur ve kişi kendini adeta bulutların üstünde hisseder. İlişkinin ilk zamanlarında yaşanan bu yakınlık gerçeklikten çok idealize edilme biçimidir. Kişi olduğu haliyle sevilmez, daha çok karşı tarafın gereksinimi olan mükemmel bir yansıma olarak sevilir.

İlişkinin ilk zamanlarında yaşanan yoğun duygular yavaş yavaş yeni bir denge türüne dönüşür. İlişkinin ilerlemesiyle birlikte karşı tarafın en başında bir insan olduğunu, hatalar yaptığını ve zaman zaman yorgun ya da yetersiz hissettiğini fark etmeye başlar. İlişkinin tam bu döneminde çatlaklar ortaya çıkar. Narsistik kişilik özelliklerini patolojik düzeyde barındıran bireyler, diğer kişinin kusurlarını ilişkileri için bir tehlike olarak görebilirler. Beğeni azaldığında, odak noktası değiştiğinde ya da eleştiri ortaya çıktığında ilişki bozulmaya başlar.

Bu tür ilişkilerde, bir partnerin sürekli ilgi odağı olması, diğerinin ise yavaş yavaş silikleşmesi yaygın bir durumdur. Partnerlerden biri çoğu tartışmanın, problemin ve alınacak kararların merkezindedir. Bir süre sonra, diğer kişi kendi ihtiyaçlarını dile getirmeyi bırakır çünkü ya görmezden gelinir ya da abartmakla itham edilir. Bunun bir sonucu olarak ilişki, iki kişilik romantik bir paylaşım olmaktan çıkıp tek merkezli bir hale gelir.

Aynadan Ötesi

Aynalarla aramızdaki ilişkiden yola çıkarak değindiğim narsisizm olgusunu, aynayla aramızda bir miktar mesafe oluşturarak sonuca bağlayacağım. Aynalar, yüzümüzün yanı sıra arzu ettiğimiz görünümü de gösterir. Narsisizm, aynaya çok fazla bakmakla değil, aynanın dışarısında kalan dünyayı unutmakla başlar. Kişinin aynada kendi yansımasını incelmesi ve beğenmesi, insan doğasının bir parçasıdır, ancak buna saplanıp kalmak yabancılaştırıcıdır. Belki de aynayı başkalarını görebilecek kadar uzakta, ama kendimizi görebilecek kadar da yakında tutmak gerekir. Bu denge, bireyin hem kendisiyle hem de toplumla sağlıklı bir ilişki kurabilmesinin anahtarıdır.

nezrin deniz öz
nezrin deniz öz
Nezrin Deniz Öz, İstanbul Medipol Üniversitesinde İngilizce Psikoloji lisans eğitimini onur öğrencisi olarak tamamlamıştır. Lisans eğitimi boyunca Terap-ist Terapi ve Eğitim Merkezi, Pendik Devlet Hastanesi, Memorial Hastanesi, Beşiktaş Rehberlik ve Araştırma Merkezi ve İstanbul Anadolu Adalet Sarayında staj yapmıştır. Aynı zamanda, Uçan Blog sitesinde yazarlık yapmıştır. Lisans eğitiminin hemen ardından, aynı yıl İstanbul Gedik Üniversitesinde Klinik Psikoloji (Tezli) yüksek lisans programına kabul almış ve yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. Kartal Belediyesi ve Uzman Psikoloji Online Terapi Uygulamasında danışan görmüş olup Derskur Eğitim Kurumlarında çalışmalarını sürdürmüştür. Şu anda Terap-ist Terapi ve Eğitim Merkezinde aktif olarak danışan görmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar