Bireysel psikoloji ekolünün kurucusu olan Alfred Adler, bireyin uyum sürecinde sosyal unsurun önemini vurgulayan ve psikiyatriyi topluma taşıyan ilk kişidir. Adler’e göre çocukların erken dönemde karşılaştıkları en önemli sosyal ortamlardan biri ailedir ve bu durum çocukların kişilik gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır. İnsanların yaşam boyunca sürekli güç savaşı içerisinde olduklarını düşünen Adler, bu düşüncesini kuramına yansıtarak kardeşler arasındaki doğum sırasının önemini açıklamıştır (Erol ve Karadağ, 2024).
Bu yazıda, Adler’in doğum sırası kuramı; Reşat Nuri Güntekin’in ölümsüz eseri olan ve 2006-2010 yılları arasında televizyona uyarlanarak geniş kitlelerce ilgiyle izlenen “Yaprak Dökümü” dizisinde yer alan kardeş karakterler üzerinden psikolojik bir bakış açısıyla ele alınacaktır.
Adler’in Doğum Sırası Kuramı Nedir?
Adler’e göre bir ailede büyük veya küçük çocuk olmak güç ve iktidar mücadelesi içerisine girmek demektir. Kardeş dinamikleri arasındaki bu güç savaşı ise farklı kişilik gelişimi özelliklerinin gelişmesine sebep olabilmektedir. Adler’in üzerinde durduğu, doğum sırasına göre tanımladığı kardeş profilleri dört başlıkta incelenmektedir (Erol ve Karadağ, 2024):
- İlk çocuk: İlk doğan çocuk genel olarak güç ve üstünlük kurmaya çalışır. Aynı zamanda yüksek kaygı ve aşırı korumacı bir tavır sergiler. Adler’e göre ilk çocuk tahttan indirilmiş kral konumundadır. Kendinden sonra küçük kardeş geldiğinde tahttan indirilir ve artık ilgi küçük kardeşindir. Ebeveynleri tarafından beklediği sevginin artık elinden alındığına inanır. Aile içerisinde kurduğu gücün sarsıldığını hisseden ilk çocuk, küçüğe karşı kıskançlık ve kin besleyebilir. İlk doğan çocuk, ailenin tutumuna göre ikinci ebeveyn rolünü üstlenerek diğer kardeşlerine bakmakla yükümlü olabilmektedir. Bu yaşanılanlara göre ilk çocuk; sorumluluk sahibi, korumacı, kaygılı, otoriteye saygı duyan, aile ilişkilerinde köprü görevi üstlenen, genel olarak risk almayan kişilik özellikleri benimsemektedir (Aytekin ve Aytekin, 2023).
- İkinci çocuk: İlk çocuk ile zıt kişiliklere sahiptir. İlk çocukla sürekli bir yarış hâlindedir. Büyük kardeşinin başaramadığı şeyleri başarmaya çalışır, ebeveynlerinin ilgisini kendi üzerine çekmek istemektedir. İlk çocuk ile girdiği bu savaşta genellikle başarılı olmaktadırlar. Ebeveynler ve büyük kardeşi tarafından ikinci plana atılmadığı sürece uzlaşmacı davranmaktadır. İkinci çocuklar genel olarak; ilgi odağı olmaya çalışan, istediği ilgi ve başarıya ulaşırsa işbirlikçi ve uzlaşmacı olabilmektedirler (Erol ve Karadağ, 2024).
- En küçük çocuk: Kardeşlerin en küçüğü genel olarak şımartılarak büyütülür. Ailenin sorunlu çocuğu olma riski taşır. Ailede otoriteye en fazla karşı çıkan da en çok ilgi gören de o olur. Kendi kafasına göre hareket eder ve diğer kardeşlerine kıyasla sorumluluk bilinci az olur. Gerçekçi olmayan hayaller ve hedefleri olabilir. Kendinden önceki kardeşlerle rekabet içerisinde olduğu için gelişimi çok hızlıdır ve bu nedenle kardeşlerine göre daha hızlı başarıya ulaşırlar. Genel olarak en küçük çocuk; sorumluluk bilinci az, yetenekli, özgürlükçü, otoriteye karşı gelen, özgüvenli, neşeli, gururlu kişilik özellikleri benimsemektedir (Aytekin ve Aytekin, 2023).
- Tek çocuk: Ebeveynleri tarafından hayatı boyunca şımartılarak büyütülür. Bütün ilgi, sevgi, şefkat ona verilir. Tek çocuklar, ailesinden hayatı boyunca gördüğü ilgiyi zamanla çevresinden de bekleyebilir. Çevresinden yeteri kadar ilgi göremeyen çocuk ilişkilerde zorluk yaşayabilir. Ebeveynleri tarafından fazla kontrol altında tutulması gelişimini olumsuz etkiler. Genel olarak tek çocuk; liderlik becerisi yüksek, mükemmeliyetçi, yardımlaşma, paylaşma ve sorumluluk bilinci olmayan özellikler benimsemektedir (Erol ve Karadağ, 2024).
Adler’in Doğum Sırası Kuramı Bağlamında Yaprak Dökümü Kardeşlerinin İncelenmesi
- Fikret: Ailenin en büyük çocuğu olan Fikret, Adler’in doğum sırası kuramının “ilk çocuk” tanımına neredeyse birebir uymaktadır. Sorumluluk duygusu yüksek, ailesine karşı sadık, fedakâr ve sessiz bir karakterdir. Annesinin yükünü paylaşan, babasının otoritesine boyun eğen bu karakter, bazı zamanlar kendi hayatını ikinci plana atarak “ailenin direği” olmaya çalışır. Adler’in deyimiyle, ilk çocuklar genellikle düzeni ve kuralları temsil eder; Fikret de bu rolü fazlasıyla üstlenmiştir. Kardeş dinamiklerinde kardeşleri ve ebeveynleri arasında sürekli olarak bir köprü görevi görmüş, fedakârlıklar yaparak ailesini ayakta tutmaya çalışmıştır.
- Şevket: Adler’e göre ortanca çocuk genelde “görünmez” hisseder, dikkat çekmek için farklı yollar arar. Bu da kişiyi asi veya kırılgan birine dönüştürür. Ortanca çocuklar sıklıkla kendilerini kanıtlama ihtiyacı duyarlar. Şevket, doğum sırasının klasik kalıplarına sığmayan ama Adler’in ‘beklenti yükü ve birey olma çatışması’ tanımına tam oturan bir karakterdir. Yüksek beklenti ve çatışma altında kalan bir çocuk figürüdür. Bu da onu baskı altında hata yapmaya eğilimli, otoriteyle çatışan, kendini ispatlama derdinde ama duygusal olarak kırılgan biri yapar.
- Leyla: Üçüncü çocuk olan Leyla, ailede arada kalmanın verdiği yalnızlığı isyanla aşmaya çalışan bir karakterdir. Adler’in doğum sırası kuramının ortanca çocuk tanımı, Leyla’nın kişiliğiyle büyük ölçüde örtüşür. İlgi görmek isteyen, başkaldıran, farklı olma arzusu taşıyan birisidir. Güzelliği ve özgüveniyle dikkat çeken Leyla, aynı zamanda ailenin değerleriyle çatışan bir birey hâline gelir.
- Necla: Dördüncü çocuk Necla, Adler’in doğum sırası kuramının “en küçük çocuk” modeline çok yakındır. Ailenin göz bebeği olmuş, daha özgür ve şımarık yetişmiştir. Kuralların daha az uygulandığı, dikkat çekmenin daha kolay olduğu bir ortamda büyüyen Necla, zamanla benmerkezci davranışlar geliştirmiştir. Ailenin yaşadığı kırılmalar karşısında kendi yolunu seçerken, sık sık duygusal iniş çıkışlar yaşar. Bu da Adler’in “en küçük çocuklar bazen ya çok başarılı ya da çok bağımlı olur” saptamasını doğrular niteliktedir.
- Ayşe: Ailenin en küçük çocuğu olan Ayşe, diğerleriyle olan yaş farkından dolayı kuramın klasik tanımlarından biraz ayrılır ve tek çocuk olarak da görülebilir. Ancak Adler’in en küçük çocuklar ve tek çocuklar genellikle dikkat çeker ve korunur düşüncesi Ayşe’de net biçimde gözlemlenir. Dışarıdan sessiz görünen Ayşe, aslında evdeki tüm olan bitenin tanığıdır.
Sonuç
Adler’in doğum sırası kuramı, bireyin aile içindeki konumunun kişilik gelişiminde ne denli belirleyici olabileceğini göstermektedir. Yaprak Dökümü dizisindeki kardeş karakterler de bu kuramı destekler niteliktedir.
Kaynakça
- Erol, S., & Karadağ, K. (2024). Mustafa Kutlu’nun Yıldız Tozu Adlı Eserinin Alfred Adler’in Doğum Sırası Teorisi Bağlamında Ortaya Çıkan Kardeş Tipolojisine Göre İncelenmesi. Uluslararası Sosyal Bilimler Akademi Dergisi, (16), 491-502. https://doi.org/10.47994/usbad.1565185
- Aytekin, T., & Aytekin, H. (2023). Alfred Adler’in Bireysel Psikoloji Kuramı ve Temel İlkeleri. Elektronik Cumhuriyet İletişim Dergisi, 5(1), 40-47. https://doi.org/10.54089/ecider.1167532



Sevgili yigenim Melike başarılarının devamını diler seni tebrik ediyorum yolun başındasın çok iyi yerlerde olacagına inanıyorum sevgilerimle