Çarşamba, Ekim 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Yetişkinlikte Arkadaşlıkların Sessizce Değişmesi

Eskiden neredeyse her gün konuştuğunuz bir arkadaşınızla en son ne zaman görüştünüz? Belki birkaç hafta, belki de aylar önce. Üstelik aranızda bir kırgınlık da yok. Birbirinizi hâlâ seviyorsunuz ama eskisi kadar hayatınızın içinde değilsiniz. Yetişkinlikte arkadaşlıkların değişmesi çoğu zaman böyle yaşanıyor.

Çocukken ya da üniversite yıllarında arkadaşlarımızla görüşmek için özel bir çaba harcamamız gerekmiyordu. Aynı ortamlarda bulunuyor, günümüzün büyük bir kısmını birlikte geçiriyorduk. Yetişkinlikte ise bir kahve içmek için bile günler öncesinden plan yapmak zorunda kalabiliyoruz. İş, aile ve günlük sorumluluklar derken arkadaşlıklarımıza ayırdığımız zaman azalıyor. Oysa Hall’un (2019) araştırması, birlikte geçirilen zamanın arkadaşlıkların gelişmesinde önemli bir yeri olduğunu gösteriyor.

Ama mesele yalnızca zaman bulamamak değil. Biz de değişiyoruz. Eskiden saatlerce konuşabildiğimiz konular artık ilgimizi çekmeyebiliyor. Hayata bakışımız, beklentilerimiz ve önceliklerimiz farklılaşabiliyor. Wrzus ve arkadaşlarının (2013) araştırması da sosyal çevremizin yaşam boyunca aynı kalmadığını, yaşımızla ve yaşadığımız önemli olaylarla birlikte değiştiğini ortaya koyuyor.

Bunun farkına varmak bazen suçluluk yaratabiliyor. Özellikle uzun yıllardır tanıdığımız insanlarla ilişkimiz değiştiğinde, arkadaşlığımıza yeterince emek vermediğimizi düşünebiliyoruz. Oysa birini sevmeye devam etmekle onunla eskisi kadar yakın olmak aynı şey değil.

Diğer taraftan her uzaklaşmayı hayatın doğal akışına bağlamak da doğru olmaz. Bazen ihmal edilen, sürekli ertelenen ya da yalnızca bir kişinin çabasıyla sürdürülen arkadaşlıklar vardır. Demir ve Weitekamp’ın (2007) çalışması, arkadaşlıkların sayısından çok niteliğinin mutlulukla ilişkili olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla mesele kaç arkadaşımız olduğu kadar, mevcut ilişkilerimizde nasıl hissettiğimizle de ilgili.

Bir de arkadaşlıklardan beklentilerimiz var. Bazılarımız için yakın arkadaşlık sık sık görüşmek ve günlük hayatı paylaşmak anlamına gelirken, bazılarımız aylarca konuşmasak bile aynı yakınlığı hissedebiliriz. Aslında bu farklılık tek başına bir sorun değildir. Sorun, iki kişinin arkadaşlıktan beklediği şeyler birbirinden uzaklaştığında başlayabilir. Bir taraf görüşmek için sürekli çaba gösterirken diğer taraf bunun gerekli olmadığını düşünebilir. Böyle durumlarda kırgınlıklarımızı dile getirmek yerine karşımızdaki kişinin bizi anlamasını bekleyebiliyoruz. Oysa bazen arkadaşlığın eskisi gibi olmadığını düşünmeden önce, birbirimizden ne beklediğimizi konuşmak gerekiyor. Çünkü her mesafe ilgisizlikten kaynaklanmadığı gibi, her sessizlik de karşılıklı anlayış anlamına gelmiyor.

Arkadaşlıkların değişmesinin belki de en zor tarafı, bunun her zaman açıkça konuşulmamasıdır. Kimse arkadaşlığın bittiğini söylemez. Doğum günleri kutlanır, ara sıra mesajlaşılır, karşılaşıldığında eski günlerden söz edilir. Fakat iki taraf da bir şeylerin eskisi gibi olmadığını hisseder.

Böyle zamanlarda geçmişteki yakınlığı özlemek anlaşılır bir durum. Çünkü bazen özlediğimiz yalnızca arkadaşımız değil, onunla birlikte geçirdiğimiz yıllar ve o yıllardaki kendimizdir.

Yine de her arkadaşlığın ömür boyu aynı şekilde devam etmesini beklemek gerçekçi değil. Bazı insanlarla yollarımız ayrılır, bazılarıyla ilişkimiz daha seyrek ama daha sakin bir biçimde sürer. Önemli olan, değişen her ilişkiyi başarısızlık olarak görmemek ve gerçekten sürdürmek istediğimiz arkadaşlıklara emek vermeyi unutmamaktır.

Kaynakça

  • Hall, J. A. (2019). How many hours does it take to make a friend? Journal of Social and Personal Relationships, 36(4), 1278–1296. https://doi.org/10.1177/0265407518761225
  • Wrzus, C., Hänel, M., Wagner, J., & Neyer, F. J. (2013). Social network changes and life events across the life span: A meta-analysis. Psychological Bulletin, 139(1), 53–80. https://doi.org/10.1037/a0028601
  • Demir, M., & Weitekamp, L. A. (2007). I am so happy ’cause today I found my friend: Friendship and personality as predictors of happiness. Journal of Happiness Studies, 8(2), 181–211. https://doi.org/10.1007/s10902-006-9012-7
Sueda Bayar
Sueda Bayar
Uludağ Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun oldum. Mesleki yolculuğum boyunca Bilişsel Davranışçı Terapi ve Kabul ve Kararlılık Terapisi alanlarında eğitimler aldım ve çeşitli kliniklerde staj yaptım. Haziran ayında yüksek lisansımı tamamlayarak “Uzman Klinik Psikolog” unvanını kazandım. Mesleğimi severek yapıyor, her yeni eğitimin ve deneyimin bana farklı bir bakış açısı kattığına inanıyorum. Bu yüzden öğrenmeye ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar