Perşembe, Eylül 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Her Şey Yolunda Gibi Ama Neden İyi Hissedemiyorum?

Bazen hayatımızda görünürde ciddi bir problem yoktur.

İşlerimizi yapıyoruz, insanlarla görüşüyoruz, sorumluluklarımızı yerine getiriyoruz. Sosyal medyada baktığımızda bizden çok daha iyi durumda görünen insanlar olsa da kendi hayatımız dışarıdan bakıldığında “fena değil” gibidir.

Ama içimizden bir şey şöyle der:

“Ben neden iyi hissetmiyorum?”

Bu sorunun cevabı her zaman hayatımızda yanlış giden bir şey olduğu anlamına gelmez. Bazen sorun, hayatımızı sürdürürken psikolojik olarak ihtiyaç duyduğumuz bazı şeylere yeterince yer açamamamızdır.

Sadece iyi olmak yetmez.

Psikolojik iyi oluşu yalnızca “mutlu olmak” üzerinden düşünmek oldukça yanıltıcıdır.

İnsan, sürekli iyi hissetmek zorunda değildir. Üzülebilir, kaygılanabilir, kararsız kalabilir, yorulabilir. Hatta bazı dönemlerde hayatının nereye gittiğini sorgulaması oldukça doğaldır.

Özellikle genç yetişkinlik döneminde bu sorgulamalar daha görünür hâle gelebilir.

“Ne yapmak istiyorum?”

“Doğru bölümü mü seçtim?”

“İyi bir kariyer kurabilecek miyim?”

“Benim yaşımda insanlar çok daha ileride gibi.”

“Hayatımı gerçekten ben mi seçiyorum?”

Bu soruların ortak noktasında yalnızca başarı arayışı yoktur. Aynı zamanda kişinin kendi hayatı üzerinde söz sahibi olma, yeterli hissetme ve başkalarıyla anlamlı ilişkiler kurma ihtiyacı vardır.

Kendi hayatını mı yaşıyorsun, senden bekleneni mi?

Bazen bir karar verdiğimizde “Bunu gerçekten ben mi istiyorum?” sorusunu sormadan ilerleriz.

İyi bir bölüm okumak.

İyi bir işe girmek.

Daha çok para kazanmak.

Daha üretken olmak.

Daha fit görünmek.

Daha fazla sosyal olmak.

Daha çok şey deneyimlemek…

Bunların hiçbiri tek başına kötü değildir. Ancak kişinin seçimleri sürekli olarak “olmam gereken kişi” üzerinden şekillenmeye başladığında, başarı bile tatmin edici olmayabilir.

Çünkü insanın özerklik ihtiyacı vardır.

Özerklik, her şeyi tek başına yapmak ya da kimseyi dinlememek anlamına gelmez. Kişinin davranışlarının arkasındaki nedenleri sahiplenebilmesi, seçimlerinde kendi değerlerini ve isteklerini hissedebilmesi anlamına gelir.

Bu nedenle bazen problem “Hayatımda yeterince şey yok.” değil, “Hayatımda olan şeylerin ne kadarı gerçekten bana ait?” olabilir.

“Yeterli değilim” hissi neden bu kadar yorucu?

Bir başka temel ihtiyaç da yeterliktir.

Yeterlik ihtiyacı, bir şeyleri yapabildiğimizi, gelişebildiğimizi ve çevremiz üzerinde etkili olabildiğimizi hissetme arzumuzla ilgilidir.

Fakat özellikle sosyal medya çağında yeterlik hissini korumak zorlaşabilir.

Kendi hayatımızın kamera arkasını, başkalarının ise en iyi anlarını izleriz.

Birinin mezuniyetini görürüz.

Bir başkasının yeni işini.

Bir başkasının yüksek lisansını.

Bir başkasının seyahatini.

Bir başkasının ilişkisinin en güzel hâlini.

Sonra kendi hayatımıza dönüp bakarız ve sanki herkes ilerliyor, biz yerimizde duruyormuşuz gibi hissedebiliriz.

Oysa karşılaştırdığımız şeyler eşit değildir.

Başkalarının sonuçlarını, kendi sürecimizle karşılaştırırız.

Bu da zamanla “Yeterince iyi değilim.” düşüncesini besleyebilir.

Bu noktada kişinin kendisine yalnızca “Daha fazlasını nasıl başarabilirim?” diye sorması yerine, “Geliştiğimi ve bir şeylerin üstesinden gelebildiğimi nerede hissediyorum?” diye sorması daha işlevsel olabilir.

İnsan yalnızca bağımsız değil, bağlantılı da olmak ister.

Bir diğer önemli ihtiyaç ise ilişkili olma ihtiyacıdır.

Kendimizi ait hissetmek, önemsenmek, anlaşılmak ve başkalarıyla anlamlı bağlar kurmak psikolojik açıdan temel bir ihtiyaçtır.

Bu nedenle kalabalıklar içinde yalnız hissetmek mümkündür.

Yüzlerce takipçimiz olabilir ama gerçekten konuşabildiğimiz kimse olmayabilir.

Her gün insanlarla iletişim kurabiliriz ama kendimizi olduğumuz hâlimizle gösterebildiğimiz bir ilişkiye sahip olmayabiliriz.

Burada önemli olan yalnızca “kaç kişiyle görüştüğümüz” değildir.

Kendimiz olabildiğimiz kaç ilişki olduğu önemlidir.

Belki de ihtiyacımız daha fazlası değil, daha anlamlısıdır.

Modern yaşam bize sürekli daha fazlasını öneriyor:

Daha fazla üret.

Daha fazla çalış.

Daha fazla öğren.

Daha fazla kazan.

Daha iyi görün.

Daha çok deneyim yaşa.

Fakat psikolojik açıdan önemli soru her zaman “Daha fazlasına ihtiyacım var mı?” değildir.

Bazen daha doğru soru şudur:

“Şu anda hayatımda hangi psikolojik ihtiyacım geri planda kalıyor?”

Kendime ait hissetmediğim seçimler mi yapıyorum?

Bir şeyleri yapabildiğimi ve ilerlediğimi hissediyor muyum?

Kendimi gerçekten ait hissettiğim ilişkilerim var mı?

Çünkü insanın iyi oluşu yalnızca sahip olduklarının miktarıyla değil, hayatının içinde kendisiyle ne kadar temas edebildiğiyle de ilgilidir.

Belki de bu yüzden bazı dönemlerde hayatımızı tamamen değiştirmek istemeden önce durup biraz daha yakından bakmamız gerekir.

Yeni bir şehir.

Yeni bir iş.

Yeni bir ilişki.

Yeni bir hedef…

Bunların hepsi gerçekten ihtiyacımız olan şey olabilir.

Ama bazen değiştirmemiz gereken ilk şey hayatımızın kendisi değil, hayatımızı yaşama biçimimizdir.

Ve belki de “Neden iyi hissetmiyorum?” sorusunun ardından sorabileceğimiz daha önemli üç soru vardır:

“Kendim için mi yaşıyorum?”

“Yeterli olduğumu nerede hissediyorum?”

“Kendimi gerçekten ait hissettiğim yer ve insanlar nerede?”

Bazen iyi oluş, hayatımıza daha fazlasını eklemekle değil, zaten hayatımızda olan şeylerle kurduğumuz ilişkiyi yeniden fark etmekle başlar.

Hümeyra Önal
Hümeyra Önal
Hümeyra Önal, Psikolojik Danışman ve yazar olarak lisans sürecini başarıyla tamamlamıştır ve Gazi Üniversitesinde yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir. Lisans sürecinde öğrenci topluluklarında aktif rol oynamış; eğitim sekreterliği, yönetim kurulu başkanlığı, başkan yardımcılığı, organizasyon sorumluluğu gibi birçok görevi tamamlamış ve çeşitli kamplar, zirveler, sosyal sorumluluk projelerinin gerçekleştirilmesinde aktif görev almıştır. Pozitif psikoloji yaklaşımlarına ilgi duymakta ve pozitif psikoloji, teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan psikolojik kavramlar, bu kavramların bireylere etkileri, kişisel gelişim vb. konular üzerine yazılar kaleme almaktadır. Psikolojinin daha ulaşılabilir ve anlaşılır olmasını misyon edinen yazar, bireylerin iyi oluşuna yönelik çalışmalarına devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar