Salı, Eylül 1, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Geçti Sandım, Meğer Benimle Gelmiş: Travmanın Hayatımızda Sessizce Kalan İzleri

“Ben travma yaşamadım.” Bu cümle, geçmişine baktığında büyük ve sarsıcı bir olay hatırlamayan pek çok insanın kendisi hakkında söylediği bir cümledir. Travma denildiğinde çoğumuzun aklına kaza, doğal afet, şiddet, ağır bir kayıp ya da hayatı bir anda değiştiren olaylar gelir. Bu nedenle çocukluğunda sürekli eleştirilen, duyguları küçümsenen, kendisini güvende hissetmediği bir ortamda büyüyen veya ilişkilerinde uzun süre değersiz hissettirilen bir kişi, yaşadıklarını travma olarak değerlendirmeyebilir. “Benim yaşadıklarım o kadar da kötü değildi.” diyerek hayatına devam edebilir. Oysa geçmişte yaşanan bir deneyimin bugün aklımıza sık gelmemesi, üzerimizde hiç iz bırakmadığı anlamına gelmez. Bazen geçmiş, bir anı olarak değil; davranışlarımızda, ilişkilerimizde ve kendimizle kurduğumuz ilişkide yaşamaya devam eder.

Travmayı yalnızca olayın büyüklüğü üzerinden değerlendirmek, kavramı anlamakta bizi yanıltabilir. American Psychological Association travmayı, kişinin baş etme kapasitesini aşabilen ve uzun süreli psikolojik etkiler yaratabilen rahatsız edici deneyimlerle ilişkilendirir. Özellikle çocukluk döneminde kişi yaşadıklarını değerlendirecek yeterli deneyime sahip olmadığı için, içinde bulunduğu ortamı çoğu zaman hayatın normal hâli olarak kabul eder. Sürekli eleştirilen bir çocuk “Yeterince iyi değilim.”, duyguları küçümsenen bir çocuk “Hissettiklerim önemli değil.” veya sevgiyi kaybetme korkusuyla büyüyen bir çocuk “Sevilmek için karşımdakini memnun etmeliyim.” sonucuna varabilir. Olaylar yıllar sonra unutulsa bile, o dönemde oluşan bu inançlar yetişkinlikte kişinin kendisiyle ve diğer insanlarla kurduğu ilişkiyi etkileyebilir.

Belki de travmayı normalleştiriyoruz

Yaşadığımız deneyimlerin izlerini fark edemememizin nedenlerinden biri, onları uzun yıllar boyunca normal kabul etmiş olmamızdır. “Bizim ailemiz biraz sertti.”, “O da kendi yaşadıklarından dolayı böyleydi.”, “Beni kontrol etmesi beni sevdiğindendi.” veya “Herkes böyle bir çocukluk yaşadı.” gibi cümlelerle geçmişte yaşananları küçümseyebiliriz. Özellikle çocukken başka bir yaşam biçimi bilmediğimiz için, bize zarar veren davranışları hayatın doğal bir parçası sanabiliriz. Oysa bir davranışın yaygın olması, sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Sürekli eleştirilmek, korkutulmak, duyguların görülmemesi, ev içerisinde sürekli bir gerginlik hissetmek veya sevginin koşullara bağlanması bir çocuk için önemli bir duygusal deneyim olabilir.

Bazen normalleştirmek, kişinin o dönem baş edebilmesini sağlayan bir yöntemdir. Çocuk, yaşadığı ortamı değiştiremiyorsa ona uyum sağlamayı öğrenebilir; daha sessiz olmak, hata yapmamak, insanların ruh hâlini önceden anlamaya çalışmak veya kendi ihtiyaçlarını geri plana atmak bu uyumun parçaları olabilir. Ancak yetişkinlikte aynı davranışlar kişinin hayatını zorlaştırdığında, bunları geçmişte geliştirilmiş korunma biçimleri olarak değil, “Ben zaten böyleyim.” şeklinde değerlendirebiliriz.

“Ben bunu atlattım” demek gerçekten atlattığımız anlamına gelir mi?

Travmatik bir deneyim yaşadıktan sonra herkes aynı şekilde tepki vermez. Bazı insanlar yaşadıkları olay hakkında rahatça konuşabilir, günlük hayatına devam edebilir ve uzun süre herhangi bir sorun yaşamadığını düşünebilir. Ancak bazı etkiler hemen ortaya çıkmayabilir. Kişi yıllar sonra, hiç beklemediği bir anda geçmişte yaşadığı deneyimin izleriyle karşılaşabilir. Bir ayrılık, yeni bir ilişki, kayıp, ebeveyn olmak, yoğun stres veya geçmişteki duruma benzeyen küçük bir ayrıntı, daha önce üzerinde fazla düşünmediği bir yaşantıyı yeniden harekete geçirebilir. O anda kişi “Ben neden buna bu kadar güçlü tepki veriyorum?” diye şaşırabilir. Bazen bugün yaşanan olay, geçmişte öğrenilmiş bir tehlike duygusuna temas etmiştir.

Bu nedenle travmatik bir deneyim hakkında konuşabilmek veya yıllarca hayatımıza normal biçimde devam etmek, o deneyimin hiçbir etkisinin kalmadığını göstermez. Geçmiş bazen bir anı olarak değil, bir tepki olarak geri gelir. Birinin öfkelenmesi karşısında yoğun biçimde kendimizi suçlamak, ilişkilerde terk edilme ihtimaline karşı aşırı kaygılanmak, sürekli kontrol etmeye çalışmak ya da yakınlık kurulduğunda geri çekilmek buna örnek olabilir. Elbette bu tepkilerin tamamını travmayla açıklamak doğru değildir; bağlanma biçimleri, kişilik özellikleri, mevcut stres ve farklı yaşam deneyimleri de bu örüntülerde rol oynar. Ancak benzer döngüler tekrar tekrar karşımıza çıkıyorsa “Ben neden böyleyim?” sorusunun yanında “Bu tepkiyi ne zaman öğrenmiş olabilirim?” sorusunu sormak anlamlı olabilir.

Geçmiş bazen bir anı olarak değil, bir tepki olarak geri gelir

Travmanın izleri yalnızca zihinsel anılar şeklinde ortaya çıkmaz. Sürekli tetikte olmak, insanların yüz ifadelerini ve ses tonlarını fazlasıyla takip etmek, kontrolü kaybetmekten korkmak, rahatlamakta zorlanmak veya bir problem olduğunda hemen kendini suçlamak da geçmiş deneyimlerle ilişkili olabilir. Yoğun stres ve travmatik deneyimler bedenin tehlikeye verdiği tepkileri etkileyebilir. Kişi zihinsel olarak güvende olduğunu bilse bile bedeni hâlâ bir tehdit arıyor olabilir.

Bu noktada kendimize kızmak yerine davranışlarımızın ne anlatmaya çalıştığını anlamak daha işlevsel olabilir. “Neden eleştirilmek beni bu kadar etkiliyor?”, “Neden yardım istemekte zorlanıyorum?” veya “Neden kontrolü bırakmak bana bu kadar zor geliyor?” gibi sorular, bugün yaşadığımız güçlüklerin geçmişle bağlantısını görmemize yardımcı olabilir.

“Benim yaşadıklarım yeterince kötü değildi” demek zorunda değiliz

Geçmiş deneyimlerimizi sürekli başkalarının yaşadıklarıyla kıyaslamak, kendi deneyimimizi görmemizi zorlaştırabilir. “Başkasının başına çok daha kötü şeyler geldi.” veya “Benimki o kadar önemli değil.” demek, yaşadıklarımızın bizde bıraktığı etkiyi küçümsememize neden olabilir. Oysa bir yaşantının üzerimizdeki etkisini anlamak için onu başka birinin deneyimiyle karşılaştırmamız gerekmez. Buradaki amaç geçmişte yaşanan her zorluğu “travma” olarak etiketlemek değil, bugün taşıdığımız duyguların, düşüncelerin ve davranışların anlamını keşfetmektir.

İyileşmek de geçmişi tamamen unutmak değildir. Daha çok, geçmişte öğrenilmiş bazı tepkilerin bugün hâlâ gerekli olup olmadığını fark etmek ve gerektiğinde yeni baş etme yolları geliştirebilmektir. Geçmiş değişmez; ancak geçmişin bugün üzerimizdeki etkisiyle kurduğumuz ilişki değişebilir.

Belki de bazı yaraların adı yıllar sonra konur. İnsan uzun süre “Ben travma yaşamadım.” diyebilir, yaşadıklarını normalleştirebilir veya “Ben bunu atlattım.” diye düşünebilir. Sonra bir gün, hiç beklemediği bir anda verdiği yoğun bir tepkinin, yaşadığı bir ilişkinin ya da açıklayamadığı bir korkunun geçmişteki bir deneyimle bağlantısını fark edebilir. Bu farkındalık geçmişte yaşamak değil, geçmişin bugün üzerimizdeki etkisini görmeye başlamaktır.

Bu nedenle kendimize “Ben travma yaşadım mı?” diye sormaktan önce, “Geçmişte yaşadıklarım bugün kendimle, insanlarla ve hayatla kurduğum ilişkiyi nasıl etkiliyor?” diye sormak belki daha anlamlıdır. Çünkü bazı yaraların adını koymak zaman alabilir. Bazen iyileşmenin başlangıcı, yaşadıklarımızı küçümsemeyi bırakıp onların bizde bıraktığı izi görmeye izin vermektir.

Şevval Ayhan
Şevval Ayhan
Psikolojik Danışman Şevval Ayhan; yazarlık, psikolojik danışmanlık ve eğitim danışmanlığı alanlarında deneyimlere sahiptir. Başkent Üniversitesi’nde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (%30 İngilizce) bölümünde lisans eğitimini tamamlayan Şevval Ayhan eğitim hayatı boyunca çeşitli eğitimlere katılarak kendini geliştirmeye odaklanmıştır. Lisans eğitiminin ardından Ufuk Üniversitesi'nde Psikoloji alanında yüksek lisansa devam ederek uzmanlık sürecini pekiştirmektedir. Uzmanlık alanları çocuk/ergen, yetişkin bilişsel davranışçı terapisi ve şema terapi başta olan Şevval Ayhan düzenli olarak çocuk/ ergen ve yetişkin psikolojisi, motivasyon, sınav kaygısı ve kişisel gelişim üzerine yazılar kaleme almaktadır. Psikoloji alanını her alandan kişi için anlaşılır ve bilinçlendirici kılmayı misyon edinen yazar, bireyleri ruh sağlığı alanında bilinçlendirici içerikler üretmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar