Bir İlişkiyi Bitirmek İçin Gerçekten Kötü Bir Nedene İhtiyacımız Var mı? “Her şey yolunda. Peki neden bu ilişki yürümüyor?” Bazı ilişkilerde sorunları tek tek göstermek kolaydır: İhanet, güvensizlik, iletişim problemleri, sürekli çatışma…
İlişkinin neden sona erdiğini açıklayabileceğimiz belirgin bir neden vardır. Bazı ilişkilerde ise durum daha karmaşıktır. Büyük bir problem yoktur; iki insan birbirine kötü davranmıyor, hatta birbirini seviyor olabilir.
Buna rağmen ilişki artık olması gerektiği gibi hissettirmiyordur. İşte tam bu noktada ayrılık kararı zorlaşır. Çünkü ortada herkesin kabul edebileceği kadar “haklı” bir neden yoktur.
Kişi kendine defalarca şu soruyu sorabilir: “Madem ciddi bir sorun yok, neden gitmek istiyorum?” Bu sorunun cevabını bulamadığımızda, sorunu ilişkide değil kendimizde aramaya başlayabiliriz. Belki fazla şey bekliyoruzdur, belki bencillik ediyoruzdur. Oysa romantik ilişkileri yalnızca sorunların varlığı ya da yokluğu üzerinden değerlendirmek mümkün değildir.
Joel ve arkadaşlarının (2020) geniş kapsamlı çalışması, ilişki kalitesini güçlü biçimde açıklayan değişkenlerin başında kişinin ilişkiden duyduğu doyum, bağlılık ve partnerinin ihtiyaçlarına ne ölçüde duyarlı olduğunu düşündüğü gibi öznel değerlendirmelerin geldiğini gösteriyor. Yani bir ilişkinin nasıl göründüğünden çok, kişinin o ilişkinin içinde nasıl hissettiği de ilişkinin niteliğini anlamak açısından önem taşıyor. Bu nedenle bir ilişkinin bitmesi için mutlaka birinin suçlu olması gerekmez.
Bazen iki insan birbirine zarar vermeden de birbirleri için doğru partner olmaktan çıkabilir. Ve belki asıl soru şudur: Bir ilişkiyi bitirmek için gerçekten kötü bir nedene mi ihtiyacımız var, yoksa artık bizim için doğru olmadığını fark etmek başlı başına önemli bir bilgi mi? İyi İnsan Olmak, İyi Partner Olmakla Aynı Şey Değildir Dürüst, sadık, ilgili, güvenilir bir partner düşünelim.
Ortada büyük bir sorun yoktur. Buna rağmen kişi zamanla kendini bu ilişkinin içinde eskisi kadar yakın, anlaşılmış ya da ait hissetmediğini fark edebilir. Bu şaşırtıcı gelebilir; çünkü ilişkileri değerlendirirken önce sorunlara bakarız: Kavga var mı?
Güven ihlali var mı? Saygısızlık var mı? Oysa bir ilişkinin niteliğini yalnızca sorunların yokluğu belirlemez.
“Partnerim iyi biri” ile “Bu ilişki benim için iyi bir ilişki” aynı cümle değildir. Her Ayrılık Bir Suçlu Gerektirmez Ayrılık kararlarını zorlaştıran en güçlü düşüncelerden biri, bir ilişkinin bitmesi için mutlaka bir suçlunun olması gerektiğidir. İhanet, şiddet ve ağır güven ihlalleri elbette güçlü ayrılık nedenleridir.
Ancak bütün ayrılıklar böyle gerçekleşmez. Bazen iki insan birbirini sever ama gelecekten aynı şeyi istemez. Bazen saygı ve güven vardır fakat duygusal yakınlık giderek zayıflamıştır.
Ayrılıkların gerisindeki dinamikleri inceleyen bir meta-analiz, bağlılık, sevgi, ilişkiye yapılan yatırımlar ve alternatiflerin nasıl algılandığı gibi birçok değişkenin ilişkinin sona ermesiyle bağlantılı olduğunu gösteriyor (Le et al., 2010). Bu bize önemli bir şey söylüyor: Bir ilişkinin bitmesi her zaman tek bir olayın veya kişinin sonucu değildir. Bazen ayrılık, zaman içinde biriken küçük farklılıkların, karşılanmayan ihtiyaçların ve değişen beklentilerin sonucudur.
Her Zor Dönem de Ayrılık Anlamına Gelmez Burada diğer uca savrulmamak da önemli. “İlişkiden eskisi kadar memnun değilim” düşüncesi, tek başına “O hâlde ayrılmalıyım” sonucunu doğurmaz. Romantik ilişkiler zaman içinde değişir.
Yakınlık, çatışma ve ilişki doyumu her dönemde aynı düzeyde kalmayabilir. İlişki doyumunun zaman içindeki seyrini inceleyen kapsamlı bir meta-analiz, doyumun sabit kalmadığını ve ilişkilerin farklı dönemlerinde farklı örüntüler gösterebildiğini ortaya koyuyor (Bühler & Orth, 2021). Dolayısıyla ilişkide yaşanan bir durgunluk, çatışma veya yakınlık azalması otomatik olarak ilişkinin bitmesi gerektiği anlamına gelmez.
Burada kendimize birkaç soru sormak gerekir: • Bu durgunluk yeni mi, yoksa uzun zamandır aynı biçimde mi sürüyor? • Bu ilişkiyi onarmak ve sürdürmek için hâlâ bir isteğim var mı? • Bu his ilişkinin kendisinden mi kaynaklanıyor, yoksa hayatımda yaşadığım başka bir şeyle mi ilişkili?
Bu sorular, “Ayrılmalı mıyım?” sorusundan önce “Aslında ne yaşıyorum?” sorusunu sormamıza yardımcı olabilir. Çünkü bir ilişkide zorlanmak ile ilişkiyi artık istememek aynı şey değildir. Bazen ilişki gerçekten zor bir dönemden geçiyordur ve iki kişinin de ilişkiyi onarmaya yönelik isteği vardır.
Bazen ise sorun tek bir olay değil, uzun süredir devam eden bir örüntüdür. Kişi yalnızca mutsuz olduğu bir günü değil, ilişkinin genelinde kendisini nasıl hissettiğini düşünmeye başlar. Bu nedenle ayrılık kararını verirken yalnızca “Şu anda ne hissediyorum?” sorusuna değil, “Bu ilişkiyi onarmak ve sürdürmek için hâlâ bir isteğim var mı?” sorusuna da bakmak gerekir.
Çünkü bir ilişkiyi sürdürmek için her şeyin kusursuz olması gerekmediği gibi, bitirmek için de her şeyin kötüleşmesini beklemek gerekmez. Her His Bir Karar Değildir Bir ilişkiyi bitirmek için mutlaka büyük bir kırılma yaşamamız ya da karşı tarafın kötü bir şey yapması gerekmeyebilir. Çünkü ilişkiler yalnızca zarar gördüğümüz ya da görmediğimiz alanlar değildir; aynı zamanda kendimizi yakın, anlaşılmış ve ait hissettiğimiz alanlardır.
Bir insanın iyi olması, onunla kurduğumuz ilişkinin bizim için doğru olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde, ilişkide yaşanan her zor dönem de ayrılık gerektiğini göstermez. İkisi arasındaki farkı ayırt etmek, kararın kendisi kadar önemlidir.
Sağlıklı olan, ayrılık kararını haklı çıkarmaya çalışmak yerine önce ilişkiye dürüstçe bakabilmektir: Bu ilişkide hala kendim olarak var olabiliyor muyum? İhtiyaçlarım karşılanıyor mu? Yaşadığım şey geçici mi, yoksa uzun zamandır değişmeyen bir uyumsuzluğun parçası mı?
Bu his ilişkinin kendisinden mi kaynaklanıyor, yoksa başka bir şeyden mi besleniyor? İlişkinin bu noktaya gelmesinde benim katkım ne ve bunu değiştirmeye istekli miyim? Ve en önemlisi: Bu ilişkiyi gerçekten sürdürmek istiyor muyum?
Bazı ilişkilerin bitmesi için kötü bir hikayeye ihtiyacımız yoktur. Ama bu hikayenin bittiğine karar vermeden önce, o kararın nereden geldiğini anlamaya değer. Bazen bir hikayenin artık devam etmediğini fark etmek yeterlidir; yeter ki bu farkındalık, kendimize karşı dürüstçe sınanmış olsun.
Kaynakça
- Kaynakça
- Bühler, J. L., & Orth, U. (2021). Development of relationship satisfaction across the life span: A systematic review and meta-analysis. Psychological Bulletin, 147(10), 1038–1070. https://doi.org/10.1037/bul0000342 Joel, S., Eastwick, P. W., Allison, C. J., Arriaga, X. B., Baker, Z. G., Bar-Kalifa, E., Bergeron, S., Birnbaum, G. E., Brock, R. L., Brumbaugh, C. C., Carmichael, C. L., Chen, S., Clarke, J., Cobb, R. J., Coolsen, M. K., Davis, J., de Jong, D. C., Debrot, A., DeHaas, E. C., & Wolf, S. (2020). Machine learning uncovers the most robust self-report predictors of relationship quality across 43 longitudinal couples studies. Proceedings of the National Academy of Sciences, 117(32), 19061–19071. https://doi.org/10.1073/pnas.1917036117
- Le, B., Dove, N. L., Agnew, C. R., Korn, M. S., & Mutso, A. A. (2010). Predicting nonmarital romantic relationship dissolution: A meta-analytic synthesis. Personal Relationships, 17(3), 377–390. https://doi.org/10.1111/j.1475-6811.2010.01285.x


