Çarşamba, Ağustos 5, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Anne, Telefonunu Benden Daha mı Çok Seviyorsun? Ebeveynlerin Dijital Cihaz Kullanımının Ergen-Çocuk Bağlanması Üzerindeki Etkisi

Dijital teknolojiler yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelirken, ebeveynlerin akıllı telefon ve diğer dijital cihazlarla geçirdiği süre de belirgin biçimde artmıştır. Günümüzde ebeveynlerin çocuklarıyla aynı ortamda bulunurken dahi telefonlarına yönelmesi, aile içi iletişim ve duygusal bağ açısından önemli tartışmaları beraberinde getirmektedir. Literatürde “technoference” (teknolojinin kişiler arası etkileşimi bölmesi) ve “phubbing” (karşıdaki kişiyi telefon nedeniyle görmezden gelme) kavramları özellikle romantik ilişkiler bağlamında incelenmiş olsa da ebeveyn-çocuk ilişkileri üzerindeki etkileri son yıllarda araştırılmaya başlanmıştır.

Grant ve arkadaşlarının (2026) gerçekleştirdiği çalışma, ergenlerin ebeveynlerinin cihaz kullanımını nasıl algıladıklarını ve bu algının bağlanma güvenliğiyle ilişkisini inceleyen güncel araştırmalardan biridir. Çalışma, ebeveynlerin telefon kullanma sıklığından çok, çocukların ebeveynlerinin kendilerine ne kadar ulaşılabilir olduğunu nasıl değerlendirdiklerine odaklanması açısından dikkat çekmektedir.

Araştırmanın Amacı ve Yöntemi

Araştırmanın temel amacı, ebeveynlerin dijital cihaz kullanımına ilişkin ergen algılarının, ebeveyn-ergen bağlanma ilişkisiyle bağlantısını ortaya koymaktır.

Araştırmaya ABD genelinden 12-17 yaş arasında 600 ergen katılmıştır. Katılımcılar, araştırmacılar tarafından geliştirilen Device Attentiveness Interference Scale (DAIS) adlı ölçeği doldurmuş ve ebeveynlerinin telefon kullanımının kendilerine gösterilen ilgiyi ne ölçüde etkilediğini değerlendirmiştir.

Bunun yanında bağlanma örüntülerini değerlendirmek amacıyla Experiences in Close Relationships–Relationship Structures (ECR-RS) ölçeği kullanılmıştır. Araştırmacılar ayrıca geliştirdikleri ölçeğin psikometrik özelliklerini doğrulamak amacıyla açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri gerçekleştirmiştir.

Bulgular

Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, ebeveynlerin cihaz kullanımlarının çocukların gözünde yalnızca teknolojik bir davranış olarak değerlendirilmediğini; aynı zamanda duygusal ulaşılabilirliğin bir göstergesi olarak algılandığını ortaya koymasıdır.

DAIS puanı yükseldikçe, yani ergenler ebeveynlerinin telefonlarının kendilerinden daha önemli olduğunu düşündükçe, hem anneye hem de babaya yönelik kaygılı bağlanma ve kaçınmacı bağlanma düzeylerinin arttığı görülmüştür.

Başka bir ifadeyle;

  • Çocuk, ebeveyninin sürekli telefonuyla meşgul olduğunu düşündüğünde,
  • Duygusal olarak ihmal edildiğini hissedebilmekte,
  • Kendini yeterince değerli görmeyebilmekte,
  • Zamanla ebeveyniyle kurduğu güvenli bağ zayıflayabilmektedir.

Araştırmacılar özellikle önemli bir noktaya dikkat çekmektedir: Burada belirleyici olan ebeveynin gerçekten ne kadar telefon kullandığı değil, çocuğun bu davranışı nasıl yorumladığıdır.

Dolayısıyla aynı davranış farklı çocuklarda farklı psikolojik sonuçlar doğurabilmektedir.

Bulguların Değerlendirilmesi

Bağlanma kuramına göre çocuklar, bakım verenlerinin fiziksel olarak yanında bulunmasının ötesinde, duygusal olarak da ulaşılabilir olmalarına ihtiyaç duyarlar.

Ebeveyn sürekli telefona yöneldiğinde çocuk şu mesajları çıkarabilir:

  • “Ben yeterince önemli değilim.”
  • “İhtiyaçlarım bekleyebilir.”
  • “Dikkatimi kazanmak için daha fazla çabalamalıyım.”

Bu tür tekrar eden deneyimler zaman içinde içsel çalışma modellerini şekillendirebilir.

Araştırma ayrıca telefon kullanımının yalnızca geçirilen zaman miktarıyla açıklanamayacağını göstermektedir. Bazen birkaç dakikalık yoğun telefon kullanımı bile çocuğun gözünde uzun süreli ilgisizlik hissi oluşturabilir.

Bu nedenle ebeveynliğin niteliği, geçirilen süreden daha belirleyici görünmektedir.

Araştırmanın Güçlü ve Sınırlı Yönleri

Çalışmanın önemli güçlü yönlerinden biri, geniş örneklem kullanılması ve geliştirilen DAIS ölçeğinin psikometrik olarak test edilmiş olmasıdır. Ayrıca anne ve baba ilişkilerinin ayrı ayrı incelenmesi de araştırmaya değer katmaktadır.

Bununla birlikte bazı sınırlılıklar bulunmaktadır.

Araştırma kesitsel tasarıma sahiptir. Bu nedenle neden-sonuç ilişkisi kurulamaz. Güvensiz bağlanma ebeveyn telefon kullanımından kaynaklanabileceği gibi, zaten sorunlu aile ilişkileri olan çocuklar ebeveyn davranışlarını daha olumsuz algılıyor da olabilir.

İkinci olarak veriler yalnızca ergenlerin öz bildirimlerine dayanmaktadır. Ebeveyn görüşleri veya objektif telefon kullanım kayıtları çalışmaya dahil edilmemiştir.

Son olarak araştırma ABD örnekleminde yürütülmüş olup kültürel farklılıkların etkisi henüz tam olarak bilinmemektedir.

Sonuç

Grant ve arkadaşlarının (2026) çalışması, dijital teknolojilerin aile ilişkileri üzerindeki etkisini anlamaya yönelik önemli katkılar sunmaktadır.

Araştırmanın temel mesajı, çocukların ebeveynlerinin telefon kullanımını yalnızca teknolojik bir alışkanlık olarak görmediği; bunu sevgi, ilgi ve duygusal ulaşılabilirlik bağlamında değerlendirdiğidir.

Dolayısıyla ebeveynlerin çocuklarıyla geçirdikleri zamanın yalnızca süresi değil, o anda gerçekten psikolojik olarak da çocuklarına yönelmiş olmaları önem taşımaktadır.

Teknolojiyi tamamen hayatımızdan çıkarmak gerçekçi değildir; ancak özellikle çocuklarla geçirilen zamanlarda cihaz kullanımını bilinçli biçimde sınırlandırmak, güvenli bağlanmayı destekleyen koruyucu bir ebeveynlik davranışı olarak değerlendirilebilir.

Bu araştırma klinik psikoloji açısından değerlendirildiğinde, ebeveyn telefon kullanımının tek başına psikopatoloji oluşturan bir risk faktörü olduğu söylenemez. Ancak çocukların bakım verenlerinin duygusal erişilebilirliğine ilişkin algıları, bağlanma örüntülerini etkileyebilecek önemli çevresel değişkenlerden biri olarak ele alınmalıdır.

Terapi süreçlerinde özellikle ergenlerle çalışılırken “Ebeveynin ne kadar telefon kullandığı” sorusundan ziyade “Ergen bunu nasıl deneyimliyor?” sorusu daha anlamlı görünmektedir. Çünkü bağlanmayı şekillendiren temel unsur nesnel davranıştan çok, çocuğun ilişkiyi nasıl anlamlandırdığıdır.

Aile terapilerinde ve ebeveyn danışmanlığında dijital farkındalık çalışmaları, ekran kullanımına ilişkin aile kuralları oluşturulması ve “telefonsuz etkileşim zamanları” planlanması koruyucu müdahaleler arasında değerlendirilebilir.

Bununla birlikte klinisyenlerin, ebeveyn telefon kullanımını aile içindeki tüm sorunların nedeni olarak yorumlamaktan kaçınmaları gerekir. Bağlanma; ebeveyn duyarlılığı, ruh sağlığı, aile çatışmaları, mizaç özellikleri ve sosyoekonomik koşullar gibi çok sayıda değişkenin etkileşimi sonucunda şekillenen karmaşık bir süreçtir. Bu nedenle dijital cihaz kullanımı, bağlanmayı etkileyebilecek önemli ancak tek başına açıklayıcı olmayan faktörlerden biri olarak değerlendirilmelidir.

Kaynakça

  • Kaynakça
  • Grant, D., Winston-Lindeboom, P., Ruan-Iu, L., Shackelford, K. E., Nosal, B., & Roeske, M. (2026). “Mommy, do you love your phone more than me?”: Parental device use and the adolescent-caregiver attachment bond. Frontiers in Psychology, 17, Article 1766665. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2026.1766665
Ebru Böcükcü
Ebru Böcükcü
Ebru Böcükcü, insan ruhunun derinliklerini anlamayı ve bu anlamın iyileştirici gücünü paylaşmayı amaçlayan bir klinik psikologdur. “Yas’ın Etkisi Ölçeği (Ergen Versiyonu)” üzerine hazırladığı çalışmasıyla yas, kayıp ve ergen psikolojisi alanlarında uzmanlaşmıştır. Bilişsel Davranışçı Terapi yaklaşımını temel alarak, bireylerin ruhsal iyi oluşunu desteklemeye yönelik çalışmalar yürütmektedir. Psikolojiyi herkes için anlaşılır kılmayı hedefleyen Böcükcü, sosyal medyada paylaştığı psikoeğitim içerikleri aracılığıyla farkındalık yaratmayı sürdürmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar