Saatlerce yapmanız gereken işe bakıp hiçbir şey yapamadığınız oldu mu? Kendinize defalarca 'Birazdan başlayacağım.' deyip, günün sonunda hala ilk adımı atamadığınızı fark ettiniz mi? Çoğu kişi bunu iradesizlik ya da tembellik olarak yorumlar. Oysa psikoloji, erteleme davranışının çoğu zaman zaman yönetimi eksikliğinden değil, duygularımızı yönetme biçimimizden kaynaklandığını göstermektedir. Günlük yaşamda birçok kişi önemli bir görevi tamamlamak yerine sosyal medyada vakit geçirmeyi, odasını toplamayı ya da daha önemsiz işleri yapmayı tercih edebilmektedir. Bu durum çoğu zaman "üşengeçlik" veya "disiplinsizlik" olarak yorumlansa da psikoloji literatürü erteleme davranışını çok daha karmaşık bir öz düzenleme problemi olarak ele almaktadır. Erteleme davranışı (procrastination), bireyin tamamlaması gereken bir görevi, gecikmenin olumsuz sonuçlarını öngörmesine rağmen bilinçli olarak ertelemesi şeklinde tanımlanmaktadır (Steel, 2007). Araştırmalar, kronik ertelemenin yalnızca akademik veya mesleki performansı değil, aynı zamanda ruh sağlığını, yaşam doyumunu ve fiziksel iyilik halini de olumsuz etkileyebildiğini göstermektedir (Sirois & Pychyl, 2013).
Geçmişte erteleme davranışının temel nedeninin zaman yönetimi becerilerindeki yetersizlik olduğu düşünülürken, günümüzde bu görüş büyük ölçüde değişmiştir. Güncel çalışmalar, ertelemenin esas olarak bir zaman yönetimi problemi değil, duygu düzenleme güçlüğü olduğunu ortaya koymaktadır (Sirois & Pychyl, 2013). Özellikle birey bir görevi sıkıcı, zor, belirsiz veya başarısızlık ihtimali yüksek olarak değerlendirdiğinde oluşan olumsuz duygular, görevin ertelenmesine neden olabilmektedir. Kişi görevi ertelediğinde kısa süreli bir rahatlama yaşasa da bu rahatlama geçicidir. Görev tamamlanmadığı için suçluluk, kaygı ve stres yeniden ortaya çıkar ve birey aynı döngünün içine girer. Bu süreç literatürde "erteleme döngüsü" olarak açıklanmaktadır (Pychyl & Sirois, 2016). Erteleme davranışının ortaya çıkmasında bilişsel süreçler de önemli rol oynamaktadır. Özellikle mükemmeliyetçilik, başarısızlık korkusu, düşük öz yeterlik algısı ve olumsuz otomatik düşünceler ertelemeyi besleyen faktörler arasında yer almaktadır (Ferrari, Johnson, & McCown, 1995). Örneğin "Bu işi kusursuz yapmalıyım." düşüncesine sahip bireyler, mükemmel bir sonuç ortaya koyamayacaklarını düşündüklerinde göreve başlamaktan kaçınabilmektedir. Benzer şekilde başarısız olma ihtimaliyle yüzleşmek istemeyen kişiler de görevi erteleyerek geçici bir psikolojik rahatlama sağlamaya çalışmaktadır. Ancak bu kaçınma davranışı uzun vadede kaygıyı azaltmak yerine artırmakta ve bireyin kendine yönelik olumsuz değerlendirmelerini güçlendirmektedir. Öz düzenleme kuramları, ertelemenin bireyin uzun vadeli hedefleri ile kısa vadeli hazları arasında yaşadığı çatışmadan kaynaklandığını öne sürmektedir. Steel'in (2007) geliştirdiği Temporal Motivation Theory (Zamansal Motivasyon Kuramı), bireyin bir görevi yapma motivasyonunun görevin değeri, başarı beklentisi, ödülün gecikme süresi ve dürtüsellik düzeyi tarafından belirlendiğini ifade etmektedir. Buna göre ödülü uzak gelecekte alınacak görevler, bireylere daha az çekici gelmekte ve ertelenme olasılığı artmaktadır. Özellikle sınava haftalar varken çalışmayı erteyip son gece yoğun çalışmak ya da teslim tarihi yaklaşana kadar bir projeye başlamamak bu kuramla açıklanabilmektedir. Araştırmalar kronik ertelemenin yalnızca akademik başarı üzerinde değil, psikolojik sağlık üzerinde de önemli etkileri olduğunu göstermektedir. Erteleme davranışı; stres, kaygı, depresif belirtiler, düşük yaşam doyumu ve tükenmişlik ile anlamlı düzeyde ilişkilidir (Steel, 2007; Sirois, 2014). Bunun yanı sıra sürekli ertelenen görevler bireyin kendilik algısını olumsuz etkileyebilmekte, zamanla "Ben zaten hiçbir işi zamanında yapamam." şeklindeki işlevsiz inançların gelişmesine neden olabilmektedir. Bu durum öz güvenin azalmasına ve erteleme davranışının kronikleşmesine katkı sağlamaktadır.
Erteleme davranışıyla başa çıkmada geliştirilen psikolojik müdahalelerin ortak noktası, yalnızca zamanı planlamaya odaklanmak yerine bireyin duygu düzenleme becerilerini güçlendirmesidir. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), ertelemeye neden olan işlevsiz düşüncelerin fark edilmesi ve yeniden yapılandırılmasında etkili yöntemlerden biridir. Bunun yanında büyük hedefleri küçük ve ulaşılabilir adımlara bölmek, göreve başlamak için "mükemmel zamanı" beklememek, davranışsal aktivasyon tekniklerinden yararlanmak ve öz şefkat geliştirmek erteleme davranışının azaltılmasına katkı sağlamaktadır (Rozental & Carlbring, 2014). Son yıllarda özellikle öz şefkat üzerine yapılan çalışmalar, bireyin kendisini sürekli eleştirmek yerine daha anlayışlı bir tutum geliştirmesinin erteleme davranışını azaltabileceğini göstermektedir (Sirois, 2014). Çünkü yoğun öz eleştiri, başarısızlık korkusunu artırırken öz şefkat bireyin hata yapma olasılığıyla daha sağlıklı baş etmesini desteklemektedir. Sonuç olarak erteleme davranışı, çoğu zaman düşünüldüğü gibi irade eksikliği ya da tembellikten ibaret değildir. Güncel psikoloji literatürü, bu davranışın duygu düzenleme güçlükleri, bilişsel çarpıtmalar, öz düzenleme becerileri ve motivasyon süreçleriyle yakından ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla erteleme davranışını anlamak için yalnızca bireyin zamanını nasıl kullandığına değil, görev karşısında ne hissettiğine, ne düşündüğüne ve bu duygularla nasıl başa çıktığına da odaklanmak gerekmektedir. Ertelemeyi bir karakter özelliği olarak etiketlemek yerine, değiştirilebilir psikolojik süreçlerin bir sonucu olarak değerlendirmek hem bilimsel açıdan daha doğru hem de müdahale açısından daha işlevsel bir yaklaşım sunmaktadır.
Kaynakça
- Ferrari, J. R., Johnson, J. L., & McCown, W. G. (1995). Procrastination and task avoidance: Theory, research, and treatment. Springer.
- Pychyl, T. A., & Sirois, F. M. (2016). Procrastination, emotion regulation, and well-being. In F. M. Sirois & T. A. Pychyl (Eds.), Procrastination, health, and well-being (pp. 163–188). Academic Press.
- Rozental, A., & Carlbring, P. (2014). Understanding and treating procrastination: A review of a common self-regulatory failure. Psychology, 5(13), 1488–1502.
- Sirois, F. M. (2014). Out of sight, out of time? A meta-analytic investigation of procrastination and stress. European Journal of Personality, 28(5), 511–520.
- Sirois, F. M., & Pychyl, T. A. (2013). Procrastination and the priority of short-term mood regulation: Consequences for future self. Social and Personality Psychology Compass, 7(2), 115–127.
- Steel, P. (2007). The nature of procrastination: A meta-analytic and theoretical review of quintessential self-regulatory failure. Psychological Bulletin, 133(1), 65–94.
- Tice, D. M., & Baumeister, R. F. (1997). Longitudinal study of procrastination, performance, stress, and health. Psychological Science, 8(6), 454–458.


