Salı, Temmuz 14, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

ŞAMPİYONLAR DUYGUSUZ DEĞİL, DUYGULARINI YÖNETEBİLENLERDİR

Sahada duygulara yer yok mu?

Spor ortamlarında yıllardır tekrar edilen bir düşünce vardır: *“Sahada duygulara yer yok.”* Özellikle kritik maçlar, önemli yarışmalar veya yüksek baskı altında geçen performanslar sırasında sporcuların duygularını bir kenara bırakmaları gerektiği söylenir. Ağlamak zayıflık, heyecanlanmak kontrol kaybı, kaygılanmak ise başarısızlığın habercisi olarak görülebilir.

Peki gerçekten öyle mi?

Bir spor psikoloğu olarak sporcularla yaptığım çalışmalarda gördüğüm en önemli noktalardan biri şudur: Duygular performansın düşmanı değildir. Asıl sorun, duyguların varlığı değil, onlarla nasıl başa çıkıldığının bilinmemesidir.

Duygular performansın doğal bir parçasıdır.

Sporcular da her insan gibi çeşitli duygular yaşarlar. Müsabaka öncesi heyecanlanabilir, hata yaptıktan sonra öfkelenebilir, kaybettiklerinde üzülebilir veya başarı sonrasında yoğun bir mutluluk hissedebilirler.

Bu duyguların ortaya çıkması olağandışılık değil, insan olmanın doğal sonucudur. Bir sporcunun önemli bir final müsabakası öncesinde heyecan hissetmemesi beklenmez. Hatta çoğu zaman hiç heyecan hissetmemek, yeterince motive olmamanın göstergesi bile olabilir.

Dolayısıyla amaç duyguları ortadan kaldırmak değil, onların performans üzerindeki etkisini anlamaktır.

Kaygı her zaman kötü müdür?

Sporcuların en sık şikâyet ettiği duygulardan biri kaygıdır. Özellikle yarışma öncesinde yaşanan kalp çarpıntısı, mide rahatsızlığı, zihinsel yoğunluk ve sürekli düşünme hali birçok sporcu tarafından olumsuz değerlendirilir.

Ancak spor psikolojisi araştırmaları kaygının her zaman performansı düşürmediğini göstermektedir. Belirli bir düzeyde hissedilen kaygı, sporcunun dikkatini artırabilir, enerjisini yükseltebilir ve performansa hazırlanmasını sağlayabilir.

Önemli olan kaygının varlığı değil, sporcunun onu nasıl yorumladığıdır.

“Kaygılanıyorum, demek ki hazır değilim.” düşüncesi performansı olumsuz etkileyebilir.

“Kaygılanıyorum çünkü bu benim için önemli.” düşüncesi ise aynı duygunun daha işlevsel kullanılmasına yardımcı olabilir.

Duyguları bastırmak neden işe yaramaz?

Birçok sporcu duygularını bastırmaya çalışır. “Heyecanlanmamalıyım”, “Korkmamalıyım”, “Sinirlenmemeliyim” gibi düşünceler oldukça yaygındır.

Ancak bastırılmaya çalışılan duygular genellikle daha güçlü şekilde geri döner. Sporcu duygusunu yok etmeye çalıştıkça dikkati daha fazla o duyguya yönelir.

Örneğin penaltı kullanacak bir futbolcunun sürekli “Hata yapmamalıyım” diye düşünmesi, zihninin tam da hata ihtimaline odaklanmasına neden olabilir.

Bu nedenle günümüzde spor psikolojisinde duyguları yok etmeye çalışmak yerine onları fark etmek ve kabul etmek daha etkili bir yaklaşım olarak görülmektedir.

Güçlü sporcular duygusuz sporcular değildir.

Toplumda zihinsel olarak güçlü sporcuların hiçbir şey hissetmediğine dair bir algı vardır. Oysa dünyanın en başarılı sporcuları da kaygı, korku, stres ve baskı yaşamaktadır.

Onları farklı kılan şey, bu duyguların hiç ortaya çıkmaması değildir.

Fark yaratan özellikleri, duygularının performanslarını tamamen kontrol etmesine izin vermemeleridir.

Zihinsel dayanıklılık;

  • Korkuya rağmen mücadele edebilmek,
  • Kaygıya rağmen performans gösterebilmek,
  • Hata yaptıktan sonra yeniden odaklanabilmek,
  • Baskı altında görevini sürdürebilmektir.

Gerçek güç, hiçbir şey hissetmemek değil; hissettiklerine rağmen ilerleyebilmektir.

Antrenörler ve ebeveynler neler yapabilir?

Sporcuların duygularını ifade edebilecekleri güvenli ortamlar oluşturmak oldukça önemlidir.

Bazen iyi niyetle söylenen;

  • “Takma kafana.”
  • “Heyecanlanacak bir şey yok.”
  • “Güçlü ol.”
  • “Bunu düşünme.”

gibi ifadeler sporcuların duygularını bastırmalarına neden olabilir.

Bunun yerine;

  • “Şu an ne hissediyorsun?”
  • “Bu durum seni nasıl etkiliyor?”
  • “Bu duyguyla nasıl başa çıkabiliriz?”

gibi sorular sporcuların kendilerini daha iyi anlamalarına yardımcı olabilir.

Sonuç: Sahada duygulara yer var.

Belki de değiştirmemiz gereken düşünce tam olarak budur.

Sahada duygulara yer vardır. Çünkü sahada insanlar vardır.

Duygular performansın önünde duran engeller değil, performansın doğal bileşenleridir. Kaygı, heyecan, öfke, mutluluk ve hayal kırıklığı spor deneyiminin ayrılmaz parçalarıdır.

Spor psikolojisinin amacı sporcuları duygusuz hale getirmek değildir. Amaç; sporcuların duygularını tanımalarını, anlamalarını ve performans hedefleri doğrultusunda yönetmelerini sağlamaktır.

Çünkü başarılı performans, hiçbir şey hissetmeden ortaya çıkan bir süreç değil; hissedilen tüm duygularla birlikte sürdürülebilen bir süreçtir.

Unutulmamalıdır ki; şampiyonları diğerlerinden ayıran şey duygularının olmaması değil, duygularıyla birlikte performans gösterebilmeleridir.

Nisa Tuana Damgacı
Nisa Tuana Damgacı
Yaklaşık 12 yıl profesyonel olarak yüzme branşıyla uğraştım ve 2 yıl milli sporcu olarak ülkemi temsil ettim. Fenerbahçe Üniversitesi Lisans Antrenörlük Eğitimi ve psikoloji yandal yaptım. Yüksek lisansımı sporda psikososyal alanlar üzerine sürdürmekteyim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar