Cuma, Temmuz 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Psikolojik Manipülasyon (Gaslighting): Gerçekten Abartıyor Musun, Yoksa Buna İnandırılıyor Musun?

Hepimiz zaman zaman yaşadığımız bir olayı yanlış hatırlayabilir ya da duygularımızı ifade etmekte zorlanabiliriz. Peki ya bir gün, sadece anılarınızdan değil, kendi aklınızdan da şüphe etmeye başlarsanız? Daha da önemlisi, bu şüphe kendiliğinden değil, hayatınızdaki birinin sözleriyle yavaş yavaş zihninize yerleşiyorsa…

“Bazen en derin yaralar yüksek sesle değil, sürekli duyduğumuz küçük cümlelerle açılır. Gaslighting, insanın başkalarından önce kendi gerçekliğinden şüphe etmesine neden olan görünmez bir manipülasyon biçimidir.”

İlk başta fark edilmez. Bir cümleyle başlar: “Bunu büyütüyorsun.” Sonra bir başkası gelir: “Ben öyle bir şey söylemedim.” Ardından en tanıdık soru belirir: “Acaba gerçekten ben mi yanlış hatırlıyorum?” İşte tam da bu noktada, psikolojik manipülasyonun en görünmez ama en güçlü türlerinden biri olan gaslighting devreye girmiş olabilir.

Gaslighting, yalnızca bir tartışmayı kazanma çabası değildir; kişinin kendi gerçekliğine olan güvenini yavaş yavaş aşındıran bir manipülasyon biçimidir. En tehlikeli yanı ise çoğu zaman sessiz ilerlemesidir. Ne bağırışlarla kendini belli eder ne de ilk anda fark edilir. Etkisi, damlaya damlaya taşı delen su gibi zaman içinde ortaya çıkar.

Bugün bu kavramı sosyal medyada, dizilerde ve günlük sohbetlerde sıkça duyuyoruz. Ancak her anlaşmazlığı “gaslighting” olarak tanımlamak doğru değildir. Bu kavramı doğru anlamak, hem kendimizi hem de ilişkilerimizi daha sağlıklı değerlendirebilmek için önem taşır.

Manipülasyon denildiğinde çoğumuzun aklına açık tehditler veya baskıcı davranışlar gelir. Oysa bazı manipülasyonlar oldukça nazik bir ses tonuyla, sevgi cümlelerinin arasına gizlenerek de gerçekleşebilir. Karşı taraf sizi incitmek yerine, kendi gerçeğini sizin gerçeğinizin önüne koyar. Bir süre sonra yaşadığınız olayları anlatırken bile tereddüt etmeye, hissettiklerinizi dile getirirken özür dilemeye başlayabilirsiniz.

Gaslighting’in etkisi tam da burada ortaya çıkar. Kişi yalnızca karşısındaki insana değil, kendi zihnine karşı da savunma yapmak zorunda hisseder. “Yanlış mı düşünüyorum?”, “Fazla mı alındım?”, “Belki de gerçekten sorun bendedir.” gibi düşünceler zamanla alışkanlık hâline gelir. Oysa sağlıklı ilişkiler, insanın kendisini sürekli sorguladığı değil; kendisini güvende hissettiği ilişkilerdir.

Üstelik bu durum yalnızca romantik ilişkilerde yaşanmaz. Aile içinde, arkadaş çevresinde, iş yaşamında ve otorite figürleriyle kurulan ilişkilerde de görülebilir. Özellikle güç dengesinin eşit olmadığı ortamlarda manipülasyonun etkisi daha derin olabilir. Sürekli küçümsenen, söyledikleri inkâr edilen veya duyguları değersizleştirilen birey, zamanla kendi kararlarına güvenmekte zorlanabilir.

Elbette her fikir ayrılığı ya da her yanlış hatırlama gaslighting değildir. İnsan hafızası kusursuz değildir ve aynı olay iki kişi tarafından farklı şekillerde hatırlanabilir. Gaslighting’i diğer iletişim sorunlarından ayıran nokta, gerçekliğin sistematik biçimde çarpıtılması ve bunun tekrar eden bir davranış örüntüsü hâline gelmesidir.

Böyle bir manipülasyona maruz kalan kişilerde zamanla öz güven kaybı, yoğun kaygı, karar vermede güçlük, sürekli onay arama ihtiyacı ve kendi hafızasına güvenememe gibi belirtiler görülebilir. Kimi zaman kişi, yaşadığı olayları başkalarına anlatmadan önce bile “Belki de ben yanlış anladım.” diye düşünmeye başlar.

Bu noktada yapılabilecek en önemli şey, kendi duygularını geçersiz saymamaktır. Hissettiğiniz bir kırgınlık ya da rahatsızlık, başkası kabul etmese bile sizin deneyiminizdir. Güvendiğiniz insanlarla konuşmak, yaşanan olayları not etmek ve gerektiğinde bir ruh sağlığı uzmanından destek almak, gerçeklik algısını yeniden güçlendirmeye yardımcı olabilir.

Belki de hepimizin kendine zaman zaman şu soruyu sorması gerekir: Bir ilişki bana kendimi daha güçlü mü hissettiriyor, yoksa her geçen gün kendimden biraz daha fazla şüphe etmeme mi neden oluyor? Çünkü sevgi, güveni besler; manipülasyon ise güveni sessizce tüketir.

Sağlıklı ilişkiler, düşüncelerimizi kanıtlamak zorunda kalmadığımız, duygularımızın küçümsenmediği ve kendimizi olduğumuz gibi ifade edebildiğimiz güvenli alanlardır. Gaslighting’i tanımak yalnızca bir manipülasyon biçimini öğrenmek değil, aynı zamanda kendi sesimize yeniden güvenmeyi hatırlamaktır. Bazen en önemli gerçek, başkalarının bize söylediği değil; içimizde hâlâ duyabildiğimiz o sakin ve dürüst sestir.

Berfin Yılmaz Köksoy
Berfin Yılmaz Köksoy
Berfin Yılmaz Köksoy, psikolog ve yazar olarak psikoterapi ve psikolojik danışmanlık alanında çeşitli deneyime sahiptir. Lisans eğitimini psikoloji üzerine tamamlayan Köksoy, özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi üzerine odaklanmıştır ve çalışmalarını bu ekol üzerinden devam ettirmektedir. Psikoloji alanında çeşitli eğitimlere sahip olan yazar, yazılarını insanların gündelik yaşamlarını, insan ilişkilerini ve içerisinde bulundukları durumları psikoloji ile harmanlayıp sunmaktadır. Yazarın psikoloji için hedefleri arasında ruh sağlığının önemi ve psikolojinin daha anlaşılır bir şekilde insanlara aktarılması vardır ve bu alanda çalışmalarına devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar