İş hayatına adım attığımızda harika bir enerjiyle yeni fikirler üretme arzusu duyarız. Ancak bazen ofis kapısından içeri girdiğimiz an kendimizi anlamlandıramadığımız bir ağırlığın, bitmek bilmeyen haklılık savaşlarının içinde bulabiliriz. Günün sonunda içimizdeki taze ilhamın yerini omuzlarımızda ağır bir baskı hissi alır.
Eğer bu senaryo size tanıdık geliyorsa iş yerindeki görünmez bir kapana yakalanmış olabilirsiniz: Karpman Drama Üçgeni. Gelin iş hayatındaki o baskı hissinin altındaki psikolojik oyunları birlikte deşifre edelim ve bu üçgeni nasıl kıracağımızı konuşalım.
Üçgenin Üç Rolü
Psikiyatrist Eric Berne’ün Transaksiyonel Analiz kuramından beslenen Stephen Karpman, insanların sosyal ilişkilerinde farkında olmadan başlattığı psikolojik oyunları bir üçgenle açıklar. Bu üçgende üç ana rol vardır: Zalim, Kurban ve Kurtarıcı. Roller ilişki dinamiklerine göre şekil değiştirebilir ve her bir rol kendimiz ve karşımızdaki kişi hakkındaki olumsuz varsayımlara dayanır.
Aslında hiçbirimiz bu üçgene ilk kez iş yaşantısında adım atmayız. Hepimiz günlük hayatın koşturmacası içinde farkında olmadan bu döngüye gireriz. Çocuklukta öğrendiğimiz kalıplar, büyüdüğümüz evin dinamikleri, kültürel değerlerimiz ve toplumsal rollerimiz bu davranışları el birliğiyle besler. Ailede, okulda, arkadaş ortamında içselleştirdiğimiz bu roller biz fark etmeden iş hayatındaki ilişkilerimize de sızar. Önemli olan bu otomatik döngüyü fark edip daha açık ve daha sağlıklı bir iletişim köprüsü kurabilmektir.
Zalim
İş yerinde zalim; baskıcı, eleştirel ve küçümseyen tavırlarla kendini belli eder. Bu durum yalnızca statü sahibi olan kişilerde değil, rolce üstün olmayan kişilerle diyaloglarda da ortaya çıkabilir. Transaksiyonel Analiz perspektifinden bakarsak bu kişiler “Eleştirel Ebeveyn” ego durumundan konuşurlar. Kendi içsel yetersizlik ve kontrol kaybetme kaygılarını, altındakilere baskı kurarak manipüle ederler. Zalim rolleri çoğu zaman bastırılmış öfkenin ve duydukları yoğun kontrol ihtiyacının dışa vurumudur.
Kurban
Kurban rolündeki kişi zalimin karşısında “Doğal Çocuk” olmaktan çıkıp “Boyun Eğen Çocuk” ego durumuna geçer. Endişelenir, şikayet eder, başkalarını suçlar, kendini çaresiz ve haksızlığa uğramış hisseder. Martin Seligman’ın tanımladığı öğrenilmiş çaresizlik duygusunu yaşar. “Ne yapsam fark etmeyecek, sistem böyle.” diyerek inisiyatif almayı bırakır ve dışsal denetim odağına sığınır.
Kurtarıcı
Kurtarıcı rolü oynayan kişiyi genellikle bir sorunu çözmek ve bir başkasını korumak için devreye girerken görürüz. Herkesin yardımına koşar, başkalarının yetiştiremediği raporları üstlenir. Ancak buradaki motivasyon kurtarıcının kendi varoluşunu ve mesleki onay ihtiyacını başkalarının çaresizliği üzerinden tatmin etmesidir. Kurbanın sorumluluğunu elinden alarak onun yetkinleşmesini engeller. Kişi kendi değerini, bir başkasına sağladığı fayda ile tanımlar.
Roller Nasıl Değişiyor?: Kısır Döngü ve İkincil Kazançlar
İnsanlar tek bir konuşma içinde bile bu roller arasında geçiş yapabilirler. Örneğin bir proje tesliminde hata yapılır. Yönetici, zor durumda kalan bir ekip üyesine destek olmak için devreye girerek diyaloğa kurtarıcı rolünde başlayabilir. Ancak bu destek takdir edilmezse veya başarısız olursa zalim rolüne geçebilir; niyetleri yanlış anlaşıldığında ise kendini kurban gibi hissedebilir.
Bu döngünün devam etmesini sağlayan şey ikincil kazançlardır. Her bir rol bu oyundan karanlık bir tatmin sağlar. Zalim gücünü hisseder, kurban başarısızlığın sorumluluğundan kaçar, kurtarıcı ise vazgeçilmez olmanın hazzını yaşar. Dahası bu durum kişinin risk alabileceği, dürüst olabileceği ve korkmadan hata yapabileceği hissini, yani psikolojik güvenliğini de zedeleyebilir. Eğer Karpman Drama Üçgeni’nin içinde sıkışıp kalırsanız, çatışma daha da kötüleşir.
Baskıdan İlham Yolculuğuna: Üçgeni Dağıtmak
Eğer bir profesyonel olarak bu labirentten çıkmak ve işinizde baskı yerine ilhamı var etmek istiyorsanız, öncelikle içinde bulunduğunuz durumlardaki üçgen rollerini görebilmeli ve tespit edebilmelisiniz. Kendiniz dahil olmak üzere üçgenin rollerinden biri olabileceğini düşündüren belirleyici ifadeleri fark edin. Unutmayın ki üçgenin rolleri yalnızca çatışmanın bulunduğu yerlerde görünmez. Günlük yaşamınızdaki ilişkilerinizde de bu rollerden birini (ya da zaman zaman dönüşümlü olarak birkaçını) benimsiyor olabilirsiniz.
Çalışma hayatınızdaki krizleri birer kriz olmaktan çıkarmak ve Karpman Drama Üçgeni’ni bir gelişim haritası olarak kullanmak da mümkündür. Statünüz ne olursa olsun takındığınız yapıcı tavırla iş arkadaşlarınızın da daha sağlıklı iletişim kurmasını tetikleyebilirsiniz. Kendinizi kurban rolünde bulduğunuzda “Bunu hak edecek ne yaptım?” demek yerine “Şu an neyi değiştirebilirim?” sorusuna odaklanmak; zalim rolünde bulduğunuzda karşınızdakini yargılamayı bırakıp baskıyı gelişim alanı yaratan bir meydan okumaya dönüştürmek; kurtarıcı rolünde bulduğunuzda ise karşınızdakinin gerçekten yardım isteyip istemediğini anlayarak kişinin kendi çözümünü bulmasını sağlamak, üçgenden sıyrılmanın ve çatışmasız sağlıklı iletişim sınırları çizmenin oldukça etkileyici bir yoludur.
Sahneyi her zaman değiştiremeyebilirsiniz ama hangi rolü oynayacağınız tamamen sizin elindedir.


