Ergenlik; hem çocukluktan yetişkinliğe geçiş yapan gençler için hem de bu değişimlere tanıklık eden ebeveynler için zorlu ve çatışmalı bir dönemdir. Bu süreçte, vücudundaki ve çevresindeki değişimleri anlamaya çalışan bir genç, yoğun duygusal dalgalanmalar yaşarken, ebeveynler de zaman zaman çatışmalar ve anlaşmazlıklar yaşayabilir. Bu dönemi, anne babaların ve gençlerin birbirlerini anlayarak ve çatışmaları azaltarak geçirmeleri mümkündür. Bunun için gereken tek şey bilgi ve bakış açısını değiştirmektir.
İlişkiyi Yeniden Düzenleme
Ergenlik döneminin başlaması, çocuğunuzla yeni bir iletişim şekli geliştirmenizi gerektirir. Artık bağımsızlaşmaya çalışan, kendi kararlarını vermek isteyen ve duygusal dalgalanmalar yaşayan bir bireydir. Tüm bu isteklerine rağmen hâlâ rehberliğinize ihtiyaç duyar. Ergenlik dönemindeki ilişki, aslında bebeklik ve çocukluk döneminde gelişen iletişimin bir sonucudur. İyi haber ise, her yaşta ilişki onarılabilir ve köprülerin kurulması için yollar her zaman vardır.
Ergenlikteki Fiziksel Değişimler
Ergenlik dönemi, fiziksel değişimlerin yoğun olarak yaşandığı bir süreçtir. Sesi çatallanan, kılları çıkmaya başlayan, göğüsleri büyüyen ve sivilceleri çıkan genç, yeni bedenine alışma süreci geçirir. Bu dönemde sürekli aynaya bakma, görüntüsünden memnun olmama ve herkesin onu incelediği düşüncesi, ergenliğin doğal gelişimsel özelliklerindendir. Beden algısını olumsuz etkileyecek şakalaşma, alay etme ve yaşadığı yoğun duyguları küçümseme gibi davranışlardan kaçınılmalıdır.
Ergenlik döneminin doğal süreci içinde, kızların regl döngüsü ve erkeklerin ilk boşalması gibi konular ebeveynler tarafından çocukla açıkça konuşulmalıdır. Çocuk için en güvenilir kaynak anne babasıdır. Siz bu konuları anlatmadığınızda, çocuk arkadaşlarından veya sosyal medyadan yanlış bilgiler edinip korku veya utanç hissine kapılabilir. Bu nedenle, çocuklar ergenlik dönemine girmeden önce açık, anlaşılır ve utanmadan doğal bir anlatımla bu süreçle ilgili bilgi sahibi olmalıdır.
Ergenin Beyin Gelişimi
Ergenlik döneminde yalnızca fiziksel değişim değil, aynı zamanda ergenin beyninde de yoğun bir gelişim süreci yaşanır. Bir gencin beyin gelişimi, yaklaşık yirmili yaşların ortalarına kadar devam eder. Beynin gelişmekte olan bölümleri, plan yapma, karar verme, dürtü kontrolü ve hatalardan ders çıkarma gibi işlevleri içerir. Bu nedenle, ebeveynlerin ‘Bu çocuk düşünmeden konuşuyor, hep tehlikeli işler peşinde, çok tembel, her duyguyu uçlarda yaşıyor’ şeklindeki şikayetleri, aslında ergenin beyin gelişiminin tamamlanmamış olmasından kaynaklanan doğal bir durumdur.
Beyinde amigdala, tehlikeyi algılayarak alarm durumuna geçer. Ergenlikte, küçük bir mimik veya göz devirmesi, amigdalanın devreye girmesine ve felaket senaryoları yazmasına neden olabilir. Beynin ön bölümündeki ‘dur, düşünelim’ bölgesi henüz gelişim aşamasındayken, gencin bir anda dünyanın başına yıkıldığını düşünmesi, aniden öfkelenmesi ve ‘kimse beni anlamıyor’ düşüncelerine kapılması şaşırtıcı değildir. Ayrıca, ergenin beynindeki dopamin algılayıcıları daha yoğun çalışır, bu da onun keyif veren aktiviteleri düşünmeden tekrar etmesine yol açar. Ergenin beynini bir araba gibi düşünürsek, arabada gaz var ama fren yoktur. Bu nedenle, ebeveynin onu koruyup tehlikelere karşı bariyer olmasına ihtiyaç vardır.
Ergenlik Döneminde Sosyal İlişkiler
Ergenlik dönemi, sosyal ilişkiler açısından oldukça önemlidir. Bazen çocuğunuzun arkadaşlarını sizin önünüze koyduğunu düşünerek hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Ancak bu dönemde gencin arkadaşlarıyla ilişkisini aşırı önemsemesi, gelişim döneminin doğal bir parçasıdır. Bu durum, sizi ve onunla olan ilişkisini bir kenara attığı anlamına gelmez; sadece yetişkin hayatına hazırlık yapmaktadır. Çocuğunuz, arkadaşlarıyla yaşadığı kırgınlıkları size anlatmaya ihtiyaç duyar. Tam çocuğunuz size arkadaşlarının onu dışladığını söylediğinde, ona akıl vermek veya yaşadığı duyguları küçümsemek yerine, onun duygusal kırılmasını anlamaya çalışmalısınız. Çünkü çocuğunuz gerçekten acı çekiyordur.
Çatışmalara Nasıl Yaklaşmalı?
Değişimin ve dönüşümün olduğu bu dönemde çatışmalar kaçınılmazdır. Ebeveyn olarak dikkat etmemiz gereken, çatışmaları sağlıklı bir zeminde tutmak ve iletişim köprülerini koparmamaktır. Ergen beyninde ebeveynlerle çatışma durumunda amigdala devreye girer ve ‘savaş ya da kaç’ tepkisi üretir. Ebeveynin koruma içgüdüsü devreye girdiğinde anlaşmazlıklar ortaya çıkabilir. Ergen, kimlik inşası sürecindedir ve bağımsızlık arayışındadır. Bu nedenle, ebeveyn olarak bağımsız adımlar atmasına destek olmanız önemlidir.
Çatışmaları yönetmek için yapılabilecekler şunlardır:
- Suçlama yerine duygularımızı paylaşmak.
- Çözüm önerisi sunmak ve gelecekte benzer bir durum yaşanırsa neler yapılacağını konuşmak.
- Güveni korumak ve ilişkiyi zedelemeden sınırları belirlemek.
Zor da olsa, ergenlik dönemindeki çocuğunuzun davranışının altındaki duyguyu fark etmek ve bunun hakkında konuşmak, onun fikirlerine ve düşüncelerine değer verdiğinizi göstermeye yardımcı olacaktır. Bu dönemde bazı çalkalanmaların olabileceğini bilmek, süreci daha kolay atlatmanıza yardımcı olacaktır.


