Salı, Mayıs 19, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Şüphenin Karanlık Yüzü Gaslighting

Sen olayı yanlış hatırlıyorsun, gerçek öyle değil. Çok abartıyorsun, çok hassaslaştın. Tamamen kafanda kuruyorsun gibi cümlelere hayatının bir noktasında yoğun bir şekilde maruz kaldıysan ve bu sözlerden sonra kendi zihninde karmaşalar yaşamaya başlayarak hafızana, duygularına ve algılayış biçimine güvenemez hale geldiysen, yaşananları ve söylenenleri kendi iç dünyanda derin bir sorgulama süzgecinden geçirmen gerekebilir.

Gaslighting, kişinin kendi çıkarı için başkasını yanıltması; kişinin kendi algısını, hafızasını ve duygularını sorgulamasına neden olan manipülatif bir iletişim biçimidir. İstismarcı, zorba kişilik yapısındaki bireylerin planlı ve bilinçli bir şekilde kurbanın kafasını karıştırarak, zihnini bulandırarak kendisine olan güvenini ve öz saygısını yitirmesini sağlama sonrasında karşısındakini bağımlı kılma ve kontrolü ele geçirme amacıyla uyguladığı duygusal tacizi ifade eder. Bu, kişinin kendi algı, hafıza veya akıl sağlığından şüphe etmesine sebep olan sinsi bir psikolojik manipülasyon ve duygusal istismar türüdür. Kişi, romantik ilişkilerinde, akademik kariyerinde, iş ve aile hayatında bu sinsi manipülasyonların etkisi altında kalabilir.

Maruz kaldığı bu manipülasyonlar sonrası kişide bazı olumsuz duygu, düşünce ve davranış örüntüleri ortaya çıkabilir. Örneğin, yoğun bir biçimde bu manipülasyon türüne maruz kalan kişi, özgüvenini kaybederek kendisini manipülasyona maruz bırakan kişiye karşı bağımlı hissedebilir. Manipülatör, yaşanmış olayların inkarını ve yalanlamasını ustaca yaparak kişiyi hafızasıyla ilgili sorgulamalarla baş başa bırakır. Bu sorgulamalar, kişinin özgüven temelini derinden sarsabilir. Ayrıca, kişiye karşı yaptığı imalar ve dolaylı suçlamalarla kişi kendini değersiz ve yetersiz hissederek “bende bir sorun var” algısına kapılabilir.

Yaşanan özgüven kaybı, utanç, suçluluk ve kaygı gibi duygular, karmaşık düşünce ve inançların kişinin zihnini kuşatmasına zemin hazırlar. Bu zihinsel karmaşa sonucunda kişi kendini suçlu, çaresiz, değersiz, gergin ve güvensiz bir halde bulur. Kendi benlik algısını, gerçekliğini kaybeder ve kendi sezgilerine bile güvenmekte zorlanır hale gelir. Yaşanan olumsuz duygular ve özgüven kaybının sonucu olarak, kişinin daha bağımlı bir birey haline gelmesi, kendi başına hareket etme olanağının kısıtlanması ve birey olma özgürlüğünün elinden kayıp gitme ihtimalini yaşaması kaçınılmaz olacaktır.

Kişinin yaşadığı bu sarsıcı sorgulamalar, zihnini kuşatan şüpheler ve yaşanan özgüven kaybı, günlük hayatın akışını olumsuz etkileyebilir. Kişi, gündelik yaşantısında daha aktif ve etkin bir birey olmaktan uzaklaşarak kendi hayatının kontrolünü kaybetme ihtimali ile baş başa kalabilir. Hissettiği yoğun depresif duygular ve kaygı, kişinin harekete geçme motivasyonunu düşürebilir ve gündelik yaşamındaki rutinlerine odaklanmasını güçleştirebilir. Ayrıca, bu manipülasyon türüne yoğun ve sürekli maruz kalan kişilerde depresyon, kaygı bozuklukları ve sosyal izolasyon gibi psikolojik rahatsızlıkların görülmesi muhtemeldir.

Dolayısıyla, bununla baş etmek isteyen kişilerin öncelikle kendi benliğinde ve günlük hayatında yaşadığı değişimleri fark etmesi önemlidir. Ayrıca, ilişkinin sınırları mutlaka yeniden şekillendirilmeli, yaşanan yoğun manipülasyonlara karşı kendi anı ve duygularını not ederek gerçekliği test edecek kanıtlar oluşturulmalıdır. Bu süreçte güvenilen kişilerin desteği ve mutlaka bir uzmanın yardımı, manipülasyona maruz kalan kişi için faydalı olacaktır. Baş etme sürecinin en önemli noktası, kişinin kendi duygularına güvenmesi ve inanmasıdır. Bu süreçte duygularını küçümsememeli ve duygularının farkında olmalıdır. Kendi iç sesini yeniden güçlendirmek, ne hissettiğini ve ne düşündüğünü fark etmeye çalışmak; kişinin sezgileriyle yeniden bağ kurmasına yardımcı olabilir. Brené Brown’un da ifade ettiği gibi, “İnsanların sana kim olduğunu söylemesine uzun süre izin verirsen, bir noktadan sonra kendini onların gözünden görmeye başlarsın.” Hayatımızdaki insanlarla aramızdaki sınırların sağlıklı ve kendi benlik algımızın güçlü olması, manipülasyonlara karşı daha dayanıklı olmamızı sağlayabilir.

Fatmanur GENÇOĞLAN
Fatmanur GENÇOĞLAN
Fatmanur Gençoğlan, Gaziantep Üniversitesi’nde tamamladığı lisans eğitiminin ardından insan gelişimi ve psikolojik süreçler üzerine yoğunlaşarak çeşitli alanlarda uzmanlaşmıştır. Eğitimini tamamladıktan sonra çocuklar, ergenler ve yetişkinlerle yürütülen bireysel gelişim süreçlerine ilgi duymuş ve bu doğrultuda çok sayıda eğitim programına katılmıştır. Oyun terapisi, masal terapisi, çocuk ve ergenlerde Bilişsel Davranışçı Terapi, çocuk değerlendirme testleri eğitimi ve şema terapi eğitimi programlarının süpervizyon aşamalarını tamamlayarak uygulama hakkını kazanmıştır. Özellikle çocukların dünyasını daha yakından anlayabilmek adına oyunlar, hikâyeler ve yaratıcı anlatım teknikleri üzerine çalışmalar yapmış; bu alanda çeşitli kurumlardan uzmanlık belgeleri edinmiştir. Ayrıca çocukların iç dünyalarını daha iyi analiz edebilmek için değerlendirme araçları üzerine kapsamlı eğitimler almıştır. Çalışmalarında bireyin yaşına, gelişimsel özelliklerine ve sosyal çevresine dikkat eden bir yaklaşımla ilerleyen Gençoğlan, her bireyin kendine özgü bir dünyası olduğuna inanır. Bu yaklaşımı doğrultusunda bireyin kendini daha iyi tanımasına ve ifade etmesine yardımcı olacak yöntemler üzerine bilgi birikimini sürekli geliştirmektedir. Mesleki hayatı boyunca birçok özel kurumda görev almış; farklı yaş gruplarıyla çalışarak geniş bir deneyim ağı oluşturmuştur. Katıldığı seminerler, atölyeler ve gelişim programları sayesinde yalnızca mesleki donanımını artırmakla kalmamış, aynı zamanda insan ilişkileri konusunda da derinlemesine bir anlayış geliştirmiştir. Fatmanur Gençoğlan, bireysel gelişimi çok yönlü bir süreç olarak görmekte ve bu sürecin desteklenmesi için yaratıcı yaklaşımları önemsemektedir. Masallar, simgeler ve yapılandırılmış oyunlar gibi araçlarla bireyin kendini ifade etmesine imkân tanıyan yöntemleri kullanmayı tercih eder. Bu sayede özellikle çocuklarla kurduğu iletişim daha doğal ve güven verici bir zemine oturur. Günümüzde mesleki çalışmalarını çocuklar, gençler ve yetişkinlerle birebir görüşmeler yaparak sürdüren Gençoğlan, aynı zamanda ailelerle olan iletişime de büyük önem verir. Aile dinamiklerini göz önünde bulundurarak bireyin yaşamındaki önemli faktörleri değerlendiren bütüncül bir yaklaşım benimser. Fatmanur Gençoğlan, sürekli öğrenmeye ve gelişmeye inanan bir profesyonel olarak, her bireyin potansiyeline ulaşabileceği bir ortam yaratmanın önemine inanmaktadır. Bu doğrultuda edindiği bilgi ve deneyimleri paylaşarak toplumsal farkındalık oluşturmaya katkı sunmaya devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar