Bu son yazımda aile ilişkilerinde babanın bir hayalet derecesinde yok oluşunu işlemek istedim. Evde dahi olsa duygusal olarak uzaklaşmış babaların artışına sosyolojik ve psikolojik olarak değinmek istiyorum. Babalık rolü, psikoloji literatüründe uzun yıllar boyunca anne-çocuk ilişkisinin gölgesinde kalmıştır. Oysa günümüz araştırmaları, babanın varlığının ya da yokluğunun çocuğun duygusal, bilişsel ve sosyal gelişimi üzerinde belirleyici bir etki yarattığını ortaya koymaktadır. Baba figürüyle kurulan ilişki; oğullarda kimlik çatışması ve otorite algısını, kızlarda ise benlik saygısı ve yakın ilişki örüntülerini derinden şekillendirmektedir (Lamb, 2010). Bu yazı, baba-çocuk ilişkisinin dinamiklerini oğullar ve kızlar özelinde ele alarak klinik pratiğe yansımalarını tartışmayı amaçlamaktadır.
Hayatta ilk limanımızın ebeveynler olduğu ortadadır. İlk hayata baktığımız bakış, geri kalanını da bu denli etkiler. Güveni de bizi dünyaya getiren anne ve baba üzerinde bekleriz ve zamanla bir güven yitimi meydana gelebilir. Buna bir ölüm de neden olabilir, bazen de babanın yaptığı beklenmeyen bir davranış da. Kişi, varlığını bildiği kişi ile çatışma yaşayabilir; bunu kabul edebilir ya da çoğu kişinin yaptığı gibi kaçarak gerçekleştirebilir. Anneye karşı tutumu dahi çocuk için babayı bir kayıp olarak nitelendirebilir. Yazmış olduğum tiyatro oyunu olan Bataklık Kırlangıçları’nda bir göç hikâyesinde çatışan bir baba ve oğul var ve Umra karakterinin de ailesinden uzaklaşması için birçok sebep var (Kaya, 2026). Kalan kısımda bunlara değineceğim.
Babalar ve Oğullar
Baba-oğul ilişkisi, çoğu kültürde güç, rekabet ve özdeşleşme dinamikleri üzerinden şekillenir. Erikson’un psikososyal gelişim kuramından hareketle, oğullar ergenlik döneminde bir yandan babalarıyla özdeşleşmeye çalışırken öte yandan ondan ayrışarak özerk bir kimlik kurmaya çabalar (Erikson, 1968). Bu çelişkili süreç, aile içi çatışmanın temel kaynaklarından birini oluşturur.
Duygusal olarak uzak ya da otoriter babaların oğulları, ilerleyen yaşamlarında kaygı, düşük özsaygı ve ilişki kurmada güçlük yaşama eğilimindedir. Pleck (2010), baba katılımının niteliğini nicel varlığından daha belirleyici bulmuş; çatışma ve eleştiri temelli etkileşimin oğullarda içselleştirilmiş utanç duygusuyla ilişkili olduğunu raporlamıştır. Klinisyenlerin sıklıkla karşılaştığı şu tablo bu bulguları doğrular niteliktedir:
“Babalar, oğullarına ne olduklarını değil, ne yapmaları gerektiğini söylediğinde çocuk babasını değil, işlevi görür. Bu işlevsel baba, ilerleyen yıllarda oğulun içinde eleştiren bir ses olarak yaşamaya devam eder.” (Kindlon & Thompson, 1999, s. 98)
Öte yandan aşırı koruyucu ya da çocukla sınırlarını yitiren babalar da oğullarında erkeklik rolü belirsizliği ve kimlik difüzyonu yaratabileceği için klinik dikkat gerektirmektedir.
Çocuk, baba figürüne karşı gelirken, meydan okurken bir yandan da eksiklik hissedip bunun arayışında olabilir. Bu yazımda Oidipus kompleksine de değinmek isterdim ama ilgisi olanlar bu kavram çerçevesinde de okumalar yapabilir.
Babalar ve Kızlar
Baba, bir kızın hayatındaki ilk erkek figürdür ve bu ilişki, kızın hem kendini hem de erkekleri algılayış biçimini kalıba döker. Güvenli baba bağlanması; kızlarda yüksek benlik saygısı, düşük kaygı düzeyi ve işlevsel romantik ilişkilerle güçlü biçimde ilişkilendirilmektedir (Flouri & Buchanan, 2003).
Duygusal olarak erişilemez ya da reddedici babaların kızları ise terk edilme kaygısı, aşırı onay arama davranışı ve ilişkilerde kendini değersizleştirme örüntüleri sergileyebilir. Bowlby’nin (1969/1982) bağlanma kuramı çerçevesinde değerlendirildiğinde, güvensiz bağlanma biçimleri ilerleyen yaşamda örseleyici ilişki döngülerine zemin hazırlamaktadır.
Özellikle kaçıngan bağlanma geliştiren kızlarda, “babam hiç orada olmadı” ifadesi bir kayıp yasının dışavurumu olarak terapi süreçlerinde sıkça yüzeye çıkar. Bazen kadınlar babadan kaçar; onaylanmayan, verilmeyen sevgi bir başka adamda arayış hâline geçer. Kişi istemeden de babasına benzer biri ile ilişki içinde olabilir. Yaş olarak dahi seçimlerde baba ile çatışma ve eksiklik konusu olduğunda kişi, kendinden yaşça büyük birini duygusal partneri olarak tercih edebilir. Kısır bir döngü içinde kalan bir kişi, doyurulmayan o sevgi haznesini dolduracağını düşünür ama seçtiği kişinin sevgisi yetersiz kalır ve tatmin etmez. O boşluğu doldurmak için materyal bir tutum sergileyebilir ve farklı bir bağımlılık dahi geliştirebilir. İlişkilerde sağlıklı hâlden uzaklaşabilir.
Klinik Yansımalar ve Terapötik Yaklaşım
Baba yarasının terapide ele alınması, çoğunlukla gecikmiş bir yas sürecini içerir; zira danışan çoğu zaman hayatta olan bir babayı yitirmiştir. Yalnızca o babanın varlığını değil, olabileceği babayı da. Bu nedenle klinisyenin tutucu olmayan, yargılamayan ve eril otoriteden uzak terapötik ilişkisi başlı başına bir onarım deneyimi işlevi görebilir. Nesne ilişkileri kuramı (Winnicott, 1965) bu süreçte yol gösterici olmaya devam etmektedir.
Sonuç
Babalık; otorite, sevgi ve sınır arasındaki hassas dengede şekillenen, kuşaklar boyu aktarılan ilişkisel bir miras taşır. Oğullarla çatışma ve kızlarla duygusal mesafe, yüzeyin altında aynı kökü paylaşır: bağlanma yarasını nesilden nesile taşıyan suskunluk. Psikolojik sağlığın nesiller arası aktarımını kırmak için baba figürünün terapötik süreçlere dâhil edilmesi ve toplumsal babalık algısının dönüştürülmesi öncelikli bir klinik ve sosyal görev olarak karşımızda durmaktadır.
Peki yazıya düşünülecek bir soru da ben bırakıyorum: Anneler mi babaları çocuklardan ve aileden uzaklaştırdı, yoksa adamın doğasında mı vardı? Yoksa ne değişti de bu uçurum gittikçe artıyor?
Kaynakça
Bowlby, J. (1982). Attachment and loss: Vol. 1. Attachment (2nd ed.). Basic Books. (Özgün eser 1969 tarihlidir)
Erikson, E. H. (1968). Identity: Youth and crisis. W. W. Norton & Company.
Flouri, E., & Buchanan, A. (2003). The role of father involvement in children’s later mental health. Journal of Adolescence, 26(1), 63–78. https://doi.org/10.1016/S0140-1971(02)00116-1
Kaya, Ahmed Emin. Bataklık Kırlangıçları. Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık (KDY), 2026.
Kindlon, D., & Thompson, M. (1999). Raising Cain: Protecting the emotional life of boys. Ballantine Books.
Lamb, M. E. (Ed.). (2010). The role of the father in child development (5th ed.). John Wiley & Sons.
Pleck, J. H. (2010). Paternal involvement: Revised conceptualization and theoretical linkages with child outcomes. In M. E. Lamb (Ed.), The role of the father in child development (5th ed., pp. 58–93). John Wiley & Sons.
Winnicott, D. W. (1965). The maturational processes and the facilitating environment. Hogarth Press.


