Cuma, Temmuz 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kimse Durup Dururken Ölmek İstemez

Son zamanlarda haber akışını şöyle bir kaydırmanız yeterli: bir köprü, bir kıyı şeridi, bir apartman boşluğu… ve ardından kısa, kesik bir cümle: “hayatına son verdi.”
İstatistikler artıyor olabilir, yöntemler değişiyor olabilir, hatta bazı vakalar “şüpheli” başlığı altında tartışılıyor olabilir… Ama değişmeyen tek bir şey var: Bu hikâyelerin hiçbirinin aslında o son cümleyle başlamadığı.
İntihar, bir anın değil; birikmiş bir sessizliğin sonucudur.
Ve biz çoğu zaman o sessizliği duymakta geç kalıyoruz.

Görünmeyen Yük: “İyi Görünmek Zorunda Olanlar”

Dışarıdan bakıldığında “iyi” görünen insanların iç dünyasına dair en büyük yanılgımız şu:
İyi görünen hayatların, iyi hissedildiğini sanmak.

Oysa klinik gözlem bize başka bir şey söylüyor:
En çok zorlananlar çoğu zaman en iyi toparlayanlardır.

Günlük hayatına devam eden, işine giden, sosyal medyada gülen, hatta başkalarına destek olan biri…
İçeride çok daha farklı bir gerçeklik yaşıyor olabilir.
Çünkü bazı insanlar için yardım istemek, zayıflık değil; neredeyse imkânsız bir eylemdir.

“Anlaşılmayacağım” İnancı

İntihara giden süreçte en kritik kırılmalardan biri, kişinin zihninde oluşan şu inançtır:
“Kimse beni gerçekten anlamaz.”

Bu noktada kişi yalnız kalmaz; yalnızlaşır.
Aradaki fark çok belirgindir.
Yalnızlık geçicidir.
Yalnızlaşma ise, bağ kurma ihtimalinin zihinde kapanmasıdır.

Ve tam da bu yüzden, çevredeki insanlar çoğu zaman “hiç fark etmedik” der.
Çünkü kişi artık görünür olmak istemez.
Anlaşılmayacağına inandığı bir dünyada, kendini anlatmanın anlamı kalmamıştır.

Mektuplar, Suskunluklar ve “Son İşaretler”

Geride bırakılan mektuplar ya da ani vedalar, çoğu zaman bir “açıklama” değil, bir “rahatlama” girişimidir.
Kişi ilk kez netleşmiştir.

İlk kez karar vermiştir.
Ve bu, paradoksal biçimde bir sakinlik hali yaratır.
Bu yüzden çevresi şunu söyleyebilir:
“Son günlerde daha iyiydi.”

Hayır.
Daha iyi değildi.
Sadece karar vermişti.

Toplumsal Kör Nokta: Hızlı Tüketilen Acılar

İntihar haberleri artık bir içerik akışına dönüşmüş durumda.
Bir süre konuşuluyor, sonra unutuluyor.
Ama o haberlerin her biri, başka insanların zihninde bir yankı bırakıyor:
“Demek ki çıkış yokmuş.”
“Demek ki bu kadar acı çekmek mümkünmüş.”
“Demek ki kimse fark etmiyormuş.”

Bu, psikolojide bulaşıcı etki olarak tanımlanır.
Özellikle hassas bireylerde, intihar haberlerinin yoğunluğu risk oluşturabilir.
Bu yüzden mesele sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsaldır.

Asıl Soru: Neden Değil, Ne Eksikti?

“Bir insan neden hayatına son verir?” sorusu eksiktir.
Daha doğru soru şudur:
“O insanın hayatında ne eksikti?”

Duyulmak mı?
Anlaşılmak mı?
Güvende hissetmek mi?
Yükünü paylaşabilmek mi?

Çoğu zaman cevap çok karmaşık değildir.
Ama eksiklik, kişi için katlanılamaz hale gelmiştir.

Yakınınızda Biri Varsa…

Eğer çevrenizde son zamanlarda:

İçine kapanan,
Eskiden keyif aldığı şeylerden uzaklaşan,
“Yoruldum” cümlesini sık kullanan,
Gelecekten bahsetmekten kaçınan biri varsa…

Bu bir “dönem” olmayabilir.
Bu bir yardım çağrısı olabilir.
Ve bu çağrı her zaman yüksek sesli gelmez.
Bazen sadece bir suskunluk olarak karşınıza çıkar.

Profesyonel Destek Neden Kritik?

Çünkü bazı yükler, sevgiyle hafiflemez.
Bazı yaralar, sadece iyi niyetle iyileşmez.
Ve bazı düşünceler, kişi kendi zihninin içinde kaldıkça büyür.

Psikolojik destek tam da bu noktada devreye girer:
Yargısız bir alan açmak, duyguları düzenlemek ve kişinin yeniden bağ kurabilmesini sağlamak için.
Bu bir “lüks” değil, çoğu zaman bir gerekliliktir.

Son Söz

İntihar, hayatı sevmemekle ilgili değildir.
Çoğu zaman, yaşanan hayatın artık taşınamaz hale gelmesiyle ilgilidir.

Ve her “artık dayanamıyorum” cümlesinin arkasında, aslında duyulmak isteyen bir parça vardır.

Belki de bugün yapabileceğiniz en önemli şey şu:
Birine gerçekten “nasılsın?” diye sormak.
Ve cevabını gerçekten duymak.

Çünkü bazen bir hayat, tam da o anda kurulan bir bağla değişir.

Sezin Çelikkanat Mısırlı
Sezin Çelikkanat Mısırlı
2013 yılında Lisans eğitimimi Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji bölümünde, eğitim dili İngilizce olarak tamamladım. 2015 yılında DSM 5’e göre Klinik Bozukluklar ve Psikoterapisi (Cinsel işlev Bozuklukları, Anksiyete Bozuklukları, Duygu Durum Bozuklukları, OKB/Somatiz Bozukluklar, Yeme- Uyku Bozuklukları) & Bilişsel Davranışçı Terapi uygulama teknikleri eğitimini aldım. 2016 yılında Bilgelik Enstitüsü’nden Uygulamalı Bilişsel Davranışçı Terapi eğitimini aldım. 2017 yılında İstanbul Esenyurt Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisansını tamamladım. Yüksek lisans öğrenimim içinde uygulamalı olarak Minnesota Çoklu Kişilik Değerlendirme Envanteri (MMPI), Rorschach testi, Mindfulness eğitimlerini aldım. İstanbul İşletme Enstitüsünden Stres Yönetimi ve Stresle Başa Çıkma Eğitimi, Nlp, İnsan Kaynakları Uzmanlığı Eğitimi, Altı Şapkalı Düşünme Teknikleri Eğitimi, Sosyal Medya Uzmanlığı Eğitimi ve Etkili İletişim Stratejileri ve Beden Dili eğitimlerini aldım. Pozitif Bilimler Akademisi’nden Şema Terapi ve EMDR eğitimi aldım. Danışmanlık süreçlerimde şema terapi yöntemini bilişsel davranışçı terapi yöntemiyle birlikte kullanmaktayım. Anksiyete ve duygu-durum bozuklukları, depresyon, motivasyon kaybı, özgüven sorunları, mobbing, ilişkiler ve iletişim problemleri başlıca uzmanlık alanlarım olup BDT ekolünde 10 yılı aşkın süredir psikolojik danışmanlık merkezlerinde klinik psikolog ve psikoterapist olarak görev alıyor, yüz yüze ve online şekilde, genç ve yetişkin yaş grubundaki (bireysel ve çift) danışanlarıma hizmet veriyorum. 2016-2019 yılları arasında Kadıköy-Koşuyolu-Ataşehir bölgelerinde Aile İçi İlişkiler, Stresle Başa Çıkma Yöntemleri, Boşanmanın Çocuklar Üzerindeki Etkileri, Kişisel Sınırlar, Altı Şapkalı Düşünme Yöntemleri, Ergenlik Dönemi İletişimi, Sosyal Medyanın Doğru ve Etkili Kullanımı konularında seminer ve sunumlar düzenledim, Stres Yönetimini Sanat Terapisi ile Yenmek, Psikodrama ile İletişim Sorunlarını Çözmek konularında atölye çalışmaları yaptım. Çalışma bölgem Bağdat Caddesi (Suadiye-Erenköy-Feneryolu) ve Ataşehir. Başta Minnesota Çoklu Kişilik Değerlendirme Envanteri (MMPI) olmak üzere Beck Anksiyete, Depresyon ve Umutsuzluk Envanterleri ve 2014 yılında mesleğe hazırlık staj programı kapsamında eğitimlerini aldığım Beier Cümle Tamamlama Testi, Porteus Testi, Metropolitan Okul Olgunluğu Testi, 2-3 yaş çocukları Davranış Değerlendirme Ölçeği, Bipolar Duygu Davranım Bozukluğu Ölçeği, Goodenough-Harris Bir İnsan Çiz Testi, Louisa- Duss Psikanalitik Hikayeler Testi, AGTE testi, Bender Gestalt Testi uygulamaktayım. 2016-2019 yılları arasında klinik psikolog olarak online çalıştığım süreçte aynı anda tam zamanlı kreatif reklam ajansında marka yöneticisi olarak kurumsal danışmanlık yaptım. Yaratıcılığımı ve yöneticilik becerilerimi geliştirebildiğim bir iş deneyimi oldu. 2019 yılı itibariyle klinik psikolog olarak serbest çalışmaktayım. Görüşmelerimi online ve yüz yüze şekilde gerçekleştirmekte olup, psikoeğitim ve atölye çalışmaları düzenlemekteyim. Şu an güncel olarak Psychology Times, ASONANS ve Ayna Dergi’de köşe yazarı olarak yazılar yazmaktayım. Mezun olduğum üniversitede psikoloji ve psikolojik danışmanlık öğrencilerine gönüllü mentörlük yaparak, profesyonel gelişimlerine katkıda bulunmaktayım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar