Sınıftaki o çocuğu hepimiz tanırız. Dersi bölmez, yerinden kalkmaz, arkadaşlarını rahatsız etmez. Ama bir şekilde “orada değildir.” Camdan dışarı bakar, adı söylendiğinde geç tepki verir, ödeve başlamak onun için küçük bir dağa tırmanmak gibidir. Başlar ama ağır ilerler. Çabuk yorulur. Çoğu zaman isteksiz sanılır. Oysa bazen mesele istek değil, zihnin hızıdır.
Bu tablo çoğu zaman bir başlık altında toplanır: Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB). Oysa son yıllarda psikoloji literatüründe daha incelikli bir ayrım tartışılmaktadır: Bilişsel Kopukluk Sendromu (Cognitive Disengagement Syndrome – CDS). Literatürde uzun süre Yavaş Bilişsel Tempo (YBT) olarak anılan bu kavram, dikkat sorunlarını yeniden düşünmemiz gerektiğini göstermektedir.
Bilişsel Kopukluk Sendromu Nedir?
Bilişsel Kopukluk Sendromu; hayale dalma, zihinsel dalgınlık, boş bakışlar, yavaş düşünme, düşük enerji ve çabuk yorulma gibi belirtilerle tanımlanan bir örüntüdür. Toplum temelli araştırmalarda bu belirtilerin yaklaşık %11 oranında görülebildiği bildirilmiştir (Barkley, 2014).
Bu oran, Bilişsel Kopukluk Sendromu’nun nadir bir durum olmadığını; ancak çoğu zaman fark edilmeden “dikkatsizlik” başlığı altında değerlendirilebileceğini düşündürmektedir.
Bilişsel Kopukluk Sendromu ve DEHB Arasındaki Fark
DEHB denildiğinde çoğu zaman dürtüsellik, hareketlilik ve inhibisyon güçlüğü akla gelir. Nöropsikolojik çalışmalar DEHB’yi daha çok yanıt inhibisyonu ve tepki süresi değişkenliği ile ilişkilendirir.
BBB’de ise tablo farklıdır. Araştırmalar seçici ve sürdürülebilir dikkat, bellek süreçleri ve bilişsel uyanıklık alanlarında güçlükler olduğunu göstermektedir (Becker & Barkley, 2018). İlginç bir biçimde bu bireylerde gözlenen yavaşlık her zaman psikomotor hız düşüklüğü değildir. Sorun çoğu zaman motor hızdan ziyade bilişsel tempo ve zihinsel uyanıklık düzeyidir. Yani bu çocuklar mutlaka yavaş yürüyen, geç yazan ya da refleksleri zayıf bireyler değildir. Asıl fark genellikle zihinsel süreçlerde ortaya çıkar. Soruyu duyarlar ama anlamlandırıp cevabı organize etmeleri biraz daha uzun sürer. Bildikleri bir konuyu anlatırken düşüncelerini toparlamakta gecikebilirler. Dışarıdan bakıldığında ağır görünmelerinin nedeni bedenlerinin yavaş çalışması değil, zihinsel tempolarının düşük olmasıdır. Sanki gün boyu hafif uykulu ya da dalgın gibidirler.
Bir başka önemli fark duygusal profilde ortaya çıkar. BBB belirtileri; anksiyete, depresyon ve sosyal geri çekilme gibi içselleştirme sorunlarıyla güçlü biçimde ilişkilidir (Becker et al., 2016). Buna karşılık karşıt olma-karşı gelme ya da davranım problemleriyle anlamlı bir ilişki göstermez (Barkley, 2014). Bu durum klinik açıdan önemlidir; çünkü bu çocuklar genellikle “sorun çıkarmadıkları” için gözden kaçabilirler.
Akademik İşlevsellik ve Risk
Araştırmalar BBB belirtilerinin düşük akademik performansla, özellikle matematik başarısı ve yazma becerileriyle ilişkili olabileceğini göstermektedir (Becker et al., 2016). Dikkat çekici bir bulgu şudur: Hiperaktivite belirtileri akademik başarıyla her zaman ilişkili bulunmazken; BBB ve dikkatsizlik belirtileri bağımsız olarak düşük akademik performansla ilişkili olabilmektedir (Barkley, 2014).
Aynı Bozukluğun Parçası mı?
Mevcut literatür, BBB ile DEHB arasındaki ilişkinin tek bir bozukluğun alt tipleri şeklinde değil; ayrı fakat sıklıkla birlikte görülen iki yapı olabileceğini düşündürmektedir (Becker et al., 2016).
Ancak burada önemli bir sınırlılık bulunmaktadır. Bu konudaki çalışmaların önemli bir kısmı DEHB örneklemleri üzerinden yürütülmüştür. Bu durum BBB’nin tamamen bağımsız bir yapı olup olmadığı sorusunu henüz netleştirmemektedir. Ayrıca BBB şu an bağımsız bir tanı değildir. Bu nedenle klinik değerlendirmede etiketleyici ve kesinleştirici yaklaşımlardan kaçınmak etik açıdan önemlidir.
Dikkat sorunları tek boyutlu değildir. Her dalgınlık DEHB anlamına gelmeyebilir; her yavaşlık bilişsel yetersizlik göstergesi değildir. Bilişsel Kopukluk Sendromu kavramı, dikkat sorunlarını daha incelikli değerlendirmemiz gerektiğini hatırlatmaktadır.
Kaynakça
Bolat, G. Ü., Bolat, H., Özgül, S., Süren, S., Bacanlı, A., Tahıllıoğlu, H. A., … & Ercan, E. S. (2020). Yavaş bilişsel tempo ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu: Benzerlikleri ve farklılıkları. Turkish Journal of Child and Adolescent Mental Health.
Binici, N. C., & Kutlu, A. (2018). Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu’na eşlik eden yavaş bilişsel tempo’nun klinik özellikleri. Çağdaş Tıp Dergisi, 8(3), 245-250.
Gümüş, Ü. (2021). Obezitesi olan çocuklarda yavaş bilişsel tempo belirtilerinin araştırılması.
Becker, S. P., & Barkley, R. A. (2018). Sluggish cognitive tempo. Oxford textbook of attention deficit hyperactivity disorder, 13, 147-153.
Becker, S. P., Leopold, D. R., Burns, G. L., Jarrett, M. A., Langberg, J. M., Marshall, S. A., … & Willcutt, E. G. (2016). The internal, external, and diagnostic validity of sluggish cognitive tempo: A meta-analysis and critical review. Journal of the American Academy of Child & Adolescent Psychiatry, 55(3), 163-178.


