Bireyler çoğu zamanında eskiye, geçmişe duyulan bir önemden bahsetmekteler. Örneğin bayramlarda “Nerede o eski bayramlar” diye sıkça bahseden büyüklerimizi duyarız. Bu geçmişe duyulan özlem bir yakınma mı yoksa daha fazlası mı? Aslında bu duyulan özlem bir yakınmadan daha çok geçmişte yaşamış olduğumuz o duyguları tekrardan yaşayamamaktan, o bizim için anlamlı olan vakitlerin değerli oluşundan kaynaklıdır.
Günümüzde herkesin elinde bir telefon, tablet vb. teknolojik araçlar bulunmaktadır. Ve çoğu zamanımızda da bu teknolojik araçlarla vakit geçirmekteyiz. Bu noktada teknolojik araçlar, yalnızlaşmanın temel nedeni olmaktan çok zayıflayan aile içi etkileşimin yerine geçen bir alan değerlendirilmektedir. Bu yalnızlaşma günümüzde teknolojik araçların yaygın kullanımıyla birlikte aile içi iletişim ve bağların zayıflamasıyla gerçekten de önemli bir sorun haline gelmiştir.
Teknoloji ve Zayıflayan Aile İçi Etkileşim
Günümüzde ailemizle geçirdiğimiz zaman yerine daha çok teknolojik araç kullanmaya vakit harcamaya başladık. Geçmişte çoğumuz ortak bir sofrada, bayram ziyaretlerinde bir masa kenarında oturduğumuz anlara sahibizdir. Ortak sofralar, bayram ziyaretleri, birlikte geçirilen rutin anlar; çocuklar için yalnızca fiziksel bir birliktelik değil, aynı zamanda duygusal bir paylaşım alanı sunuyordu. Çocukken hepimiz ailemizle birlikte vakitler geçiriyorduk. Günümüzde ise aile bireyleri aynı evde bulunmalarına rağmen, çoğu zaman birbirleriyle sınırlı bir etkileşim kurmaktadır. Geçmişte aileyle geçirilen zaman, planlanan bir etkinlikten ziyade gündelik yaşamın doğal bir parçasıydı. Bu bağlamda mesele, birlikte geçirilen zamanın süresinden çok, bu zamanın duygusal içeriği haline gelmiştir.
Bağlanma Kuramı ve Duygusal İhtiyaçlar
Duygusal Temasın Kayboluşu ve Bayramlar
Çocuklar için aileyle geçirilen zamanın değerli olması, bu zamanın ne kadar “verimli” olduğundan çok, ne kadar “görülmüş ve duyulmuş” hissettirdiğiyle ilişkilidir. Çocuk, aile ortamında kendini ifade edebildiği ve duygularının karşılık bulduğunu hissettiği ölçüde bu birlikteliğe anlam yüklemektedir. Bu noktada “nerede o eski bayramlar” söylemi, yalnızca geçmişe duyulan bir özlem değil; kaybolan duygusal temasın da ifadesi olarak okunabilir.
Bayramlar, aile içi birlikteliklerin yoğunlaştığı özel zaman dilimleridir. Aile birliktelikleri; çocuklar için aidiyet, süreklilik ve güven duygusunu destekleyerek psikolojik sağlamlık yapısını güçlendiren önemli yapılardır (Fiese et al., 2002). Ancak bu birliktelikler, duygusal paylaşımdan yoksun ve yalnızca biçimsel hale geldiğinde, çocuk açısından anlamını yitirebilmektedir. Bugün birçok çocuk için bayramlar, ilişkisel sıcaklıktan çok zorunlu birlikteliklerin yaşandığı zamanlar olarak algılanabilmektedir. Dolayısıyla çocukların aileyle vakit geçirmeye önem vermemesi, bireysel bir isteksizlikten çok ilişkisel bir boşluğun göstergesi olarak ele alınmalıdır. Aile içi zamanın yeniden değer kazanabilmesi için, çocukların ilgi alanlarına temas eden, karşılıklı etkileşimi mümkün kılan ve duygusal paylaşımı destekleyen alanlar oluşturulması gerekmektedir. Bu yaklaşım, geçmişi idealize etmekten ziyade bugünün koşullarında anlamlı bağlar kurabilmenin yollarını aramayı gerektirir.
Sonuç
Sonuç olarak, çocukların aileleriyle vakit geçirmek istememesi, aileyi değersizleştirdikleri anlamına gelmez. Aksine bu durum, çocukların duygusal olarak görülme ve anlaşılma ihtiyacına dair güçlü bir sinyal niteliği taşır. Aileyle geçirilen zaman, çocuk için yalnızca birlikte bulunulan bir süre değil; duygusal temasın kurulduğu bir alan haline geldiğinde yeniden anlam kazanacaktır. Belki de “eski bayramları” ararken asıl sormamız gereken soru şudur: Bugün aile içinde kaybolan duygusal yakınlığı nasıl yeniden inşa edebiliriz?
Kaynakça
-
Bowlby, J. (1988). A secure base: Parent-child attachment and healthy human development. New York: Basic Books.
-
Fiese, B. H., Tomcho, T. J., Douglas, M., Josephs, K., Poltrock, S., & Baker, T. (2002). A review of 50 years of research on naturally occurring family routines and rituals: Cause for celebration? Journal of Family Psychology, 16(4), 381–390.
-
Twenge, J. M. (2017). iGen: Why today’s super-connected kids are growing up less rebellious, more tolerant, less happy—and completely unprepared for adulthood. New York: Atria Books.


