Cumartesi, Ocak 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Güller ve Günahlar Dizisinde Anne Narsisizmi Çocuk Bedeninde Nasıl Taşınır?

Güller ve Günahlar dizisinde Berrak karakteri, yalnızca kontrolcü ya da mükemmeliyetçi bir anne değildir. Psikodinamik açıdan bakıldığında Berrak, çocuklarını ayrı öznel varlıklar olarak değil, kendi benliğinin uzantıları olarak konumlandıran narsisistik anne figürüdür. Bu yapı içinde çocukların bedeni, annenin ideal benliğini, kusursuzluk fantezisini ve kontrol ihtiyacını taşıyan bir alan haline gelir. Bu narsisistik örgütlenmenin en kırılgan taşıyıcısı ise Berrak’ın kızlarından biri olan Hayal’dir.

Narsisistik Anne ve Koşullu Değer

Narsisistik anne için çocuk, sevilmesi gereken bir özne değildir. Çocuk, başarıyı, güzelliği ve kusursuzluğu temsil eden bir vitrin nesnesidir. Berrak’ın kızı Hayal’e yönelik “Ayda iki kilo vereceksin, eğer anneni seviyorsan bunu yaparsın.” söylemleri, sevginin açıkça performansa bağlandığını gösterir. Bu noktada Hayal için sevgi, bir duygu olmaktan çıkarak hak edilmesi gereken bir statü haline dönüşmektedir. Psikodinamik olarak çocuk “Ben değil, bedenim yeterli olursa sevilirim.” inancını geliştirir. Bu yapı içinde Hayal’in bedeni, annenin narsisistik ihtiyaçlarını düzenleyen bir araç haline gelir.

Zayıflık İdeali: Annenin Benliğini Taşıyan Beden

Berrak’ın mükemmeliyetçiliği ve kontrol ihtiyacı, Hayal’in bedeni üzerinden somutlaşır. Zayıflık burada yalnızca estetik bir ideal değildir. Annenin kendini güçlü, başarılı ve kusursuz hissetme aracıdır. Hayal zayıf kaldıkça, anne kendini “doğru anne” hisseder. Kontrol illüzyonu sürer. Annenin içsel eksikliği örtülür. Bu nedenle Hayal’in bedeni, annenin çözümlenmemiş narsisistik kırılganlığının taşıyıcısı olur.

Yemek Yemekten Korkmak: Annenin Benliğini Tehdit Etmemek

Hayal’in annesinin sevgisini kaybetmemek için ona söz vererek az yemesi, kendi bedensel ihtiyaçlarını düzenlemekten çok, annenin benliğini korumaya yönelik bir davranıştır. Yemek yemek, Hayal için yalnızca kilo almak değil, aynı zamanda annenin ideal benliğini tehdit etmek anlamına gelir. Bu nedenle açlık bastırılır. Doymak yasaklanır. İhtiyaç, suçla eşleşir. Hayal, yemek yemediğinde, kilo verip zayıf kaldığında “iyi, doğru, sevilmeye layık kız çocuğu”, yediğinde “sevilmeyen, kötü, tehlikeli kız” olur.

Kardeş Rekabeti: Narsisistik Düzenin Devamı

Berrak’ın kızlarını rekabet halinde tutması, narsisistik ailenin klasik dinamiklerinden biridir. Hayal’in kardeşi olan İlkim’in kardeşi Hayal’e onu elinde yemekle gördüğünde “Sen iradesizsin.” demesi, annenin bakışının içselleştirilmiş ve aile içinde çoğaltılmış hali olmaktadır. Bu yapı içinde, İlkim annenin onaylanan parçası olur. Hayal ise düzeltilecek, kontrol edilecek beden haline gelir. Böylece narsisistik düzen, yalnızca anne tarafından değil, kardeş aracılığıyla da sürdürülmeye devam eder.

Zayıflama İlacı: Bedenin Nesneleşmesi

Hayal’in zayıflayamadığını görerek en son çare olarak zayıflama ilacı kullanması, bedenle kurulan ilişkinin artık tamamen nesneleştiğini gösterir. Beden bir özne olmaktan çıkarak kontrol edilmesi gereken bir proje haline gelir. İlaç, annenin taleplerini içselleştirmiş benliğin şu mesajını taşır: “Doğal olan tehlikelidir. Kontrol edilen güvenlidir.” Bu noktada Hayal, bedeninin ihtiyaçlarını dinlemek yerine annesinin beklentilerini dinler.

Yiyerek Cezalandırmak: Anneye Yönelik Öfkenin Bedene Dönüşü

Dizideki en kritik psikodinamik kırılma, annesinin bir hata yaptığında Hayal’in yiyerek onu cezalandırmasıdır. Bu, yüzeyde paradoksal gibi görünse de derin yapıda son derece anlamlıdır. Hayal, annesine öfkelidir ama bu öfkeyi doğrudan annesine ifade edemez. Çünkü anneyle bağ koparsa benlik çökecektir. Bu nedenle öfke dışa değil, kendi bedenine yönelir. Hayal, yemek yediğinde ve kilo aldığında annenin idealini bozar. Onun kusursuzluk fantezisini zedeler ama bedelini kendisi öder. Yeme davranışı burada ihtiyaçtan ya da hazdan beslenmek yerine anneye yönelmiş pasif-agresif bir cezalandırma biçimidir. Ancak narsisistik bağ kopamadığı için ceza annenin bedenine değil, çocuğun bedeninde kendini gösterir.

Sessiz Çelişki: Anneye Zarar Vermek = Kendini Cezalandırmak

Bu döngüde en dikkat çeken nokta şu olmaktadır: Hayal annesini cezalandırmak isterken, yine kendi bedeni üzerinden annesini cezalandırır. Çünkü narsisistik anne ile ilişkide çocuk şunu öğrenmiştir: “Anneye zarar verilemez ama ben feda edilebilirim.” Bu nedenle yemek hem isyan hem öz-ceza hem ilişkiyi sürdürme çabası haline gelir.

Sonuç

Güller ve Günahlar dizisi, narsisistik anne–çocuk ilişkisinin beden imgesi üzerinden nasıl işlendiğini çarpıcı biçimde gösterir. Hayal’in bedeni, annenin benliğini düzenleyen, cezalandıran ve koruyan bir alana dönüşür. Bu hikâye, beden üzerinden kurulan duygusal tahakkümü sorgulamaya çağırır. İyileşme ise çocuğun bedeninin anneden geri alınabildiği yerde mümkündür. Çocuk, bedenini anneden, sevgiyi kilo şartına bağlayan sesi fark edip ona itaat etmeyerek, yemeği bir ihtiyaç olarak yeniden tanımlayarak, öfkesini bedeniyle değil sözleriyle ifade etmeyi öğrenerek geri alır. Beden, annenin onay alanı olmaktan çıktığında, çocuk ilk kez gerçekten kendi olur.

Gökçem Elif Yolcu
Gökçem Elif Yolcu
Gökçem Elif Yolcu, psikolojik danışman ve yazar olarak çalışmaktadır. Yolcu, kamuda dezavantajlı bireylerle çalışmalar konusunda geniş deneyime sahiptir. Bilişsel davranışçı terapi, aile ve ilişki danışmanlığı alanlarında uzmanlaşmıştır. Kendine ait bir çocuk kitabı olup online platformlarda, yazarlık projelerinde ve dergilerde kişisel gelişim ve psikoloji üzerine yazılar ve öyküler yazmaktadır. Bazı yayınevlerinde yayınlanacak olan kitapları pedagojik açıdan incelemektedir. Psikolojiyi ve yazarlığı birleştiren projelerde kendini geliştirerek, araştırmalar ile özgün içerikler üretmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar