Hayatın bize yüklediği farklı sorumluluklarla birlikte farklı benlikler geliştiririz. Bu benlikler iş hayatında, yakın ilişkilerde ve toplumda farklı özellikler sergiler. Çünkü toplum bizi çoğunlukla olduğumuz gibi değil, olmamızı istediği gibi kabul eder. Peki farklı benliklere sahip olmak sahtekarlık olarak algılanabilir mi?
Bu düşünceye göre herkes bir yere kadar sahtekardır (Şen, 2022). Ama bu yaygın sahtekarlık duygusunu olağandan daha ağır hisseden bunu taşımak zorunda oldukları bir yük olarak gören insanlar olabilir mi? İşte bu durumu, İmposter (Sahtekâr) sendromu ile açıklayabiliriz.
İmposter sendromu, dış ölçütlere göre başarılı olarak görülmelerine rağmen, kendilerinin yetersiz olduğu yanılsamasını yaşayan bireyler için kullandığımız bir terimdir. Bu kişiler tüm kanıtlara rağmen yetersizlik hissiyle başa çıkmakta zorlanırlar. Elde ettikleri başarılarının yetenekleri ya da zekâları ile değilde şans eseri ya da dış etmenler sayesinde geliştiğine inanırlar ve bu gerçeğin bir gün ifşa olacağı korkusuyla yaşarlar. Bu korku, kişiyi elde ettiği başarılardan ya da tamamladığı görevlerden tatmin olamama, mutluluğu kabullenememe ve sürekli tetikte olma haliyle baş başa bırakır.
Sahtekâr Sendromunun Gelişimi ve Toplumsal Etkiler
Peki sahtekâr sendromunun gelişimi sadece kişiye mi bağlıdır? Aslında hayır. Başarılı bir kişide, sahtekar sendromunun temelleri aile ve toplum aracılığıyla çok küçük yaşlarda atılır. Çocuklarının başarılarına aşırı değer vererek onların kusursuz olduklarına inandıran aileler çocuklarını, başarı kadar yaşamın parçası olan başarısızlığa hazırlamadıklarını fark etmezler. O yüzden mükemmellik algısıyla büyütülen çocuk, yaptığı ilk hatada bu algının sahte olduğunun farkına varır. Ve hayatın akışıyla birlikte gelen olumsuzlukların hepsini kendi özelliklerine yükleyerek kendisini duygusal olarak tüketmeye başlar. Toplumsal yapı ise bu hissin beslenmesinde büyük bir rol oynar. Sanırım en çok da kadınlarda sahtekarlık sendromunun ortaya çıkmasına yol açar. Çünkü ataerkil düzenle birlikte gelen “Kadının yeri evdir.”, “Kadın çalışmaz.” gibi yaftalar; zekâsı ve yetenekleriyle kendi ayakları üzerinde durabilen kadınları aşağı çekmek ve kendilerini sorgulamalarını sağlamak için ortaya atılmıştır. Toplum, kadınların zeki olabileceğini düşünmediği için zeki olan kadınları benlik çatışmasına sürükler. Bu yüzden güçlü konumlardaki kadınlar, yüksek başarılarına rağmen paradoksal bir şekilde sürekli rahatsız hissetme eğilimindedirler.
Fenomenin Yaygınlığı ve Farklı Roller
Her ne kadar toplumun bakış açıları kadınları entelektüel sahtekârlar olduklarına inandırsa da yapılan araştırmalarda bu fenomenin sadece kadınlarla sınırlı olmadığı görülmüştür. Erkekler ve bir role yeni adım atan bireylerde de aynı derecede imposter sendromu görülebilir. Yeni bir işe girmek ya da yakın ilişkilerde yeni alınan roller çeşitli beklentiler oluşturur. Kişiler bu beklentileri karşılarken aldıkları olumlu tepkileri “iyi olmak” gibi içsel nedenlere değilde “şans” gibi dışsal nedenlere yükleme eğiliminde olabilirler. Özellikle bir duruma yeni olma, övgüyü ya da başarısızlığı kabul edememe gibi bir sorunla kendisini gösterir. Nitekim yapılan bir araştırmada üniversite 1. Sınıf öğrencilerinin sahtekarlık hissini 4. Sınıftakilere göre daha yoğun hissettiği bildirilmiştir. Belirli sınavlara girip üniversiteyi kazanmış, nesnel olarak başarıları ölçülmüş olsa da rolün üzerlerindeki yeniliği sahtekâr fenomenini ortaya çıkartır (Harvey 1981).
İmposter Sendromunun 5 Farklı Tipi
İmposter Sendromu tek bir biçimde yaşanmaz, insandan insana değişiklik gösterdiği görülmüştür. Araştırmacılar sendromu 5 farklı tip altında açıklar.
1-Mükemmeliyetçi: Kendilerini sürekli bir eleştiriye maruz bırakarak tatmin seviyesini düşürür. Küçük hatalar dahi kabul edilemez, tüm başarı yok olur.
2-Uzman: Sürekli olarak arayış içindedir. Doymayan bir öğrenmeye açlığına sahiptir. Ne yaparsa yapsın yeterince bilgi sahibi olmadığını düşünerek daha fazla kaynak arar.
3- Doğuştan Zeki: Öğrenmenin çaba gerektirmesi başarısızlık olarak algılanır. Başarı deneyim ile değil yetenek ile eşleştirilir.
4-Solo: Destek aldığında başarının kendine ait olmadığını hisseder. Bu yüzden her şeyi tek başına yapmaya çalışır.
5-Süper Kahraman: Aşırı çalışarak her rolünde mükemmelliyet aranır. Dinlenme ya da durmak zayıflık olarak görülür.
Toplumsal Dinamikler ve Çözüm Yolları
Bu tiplemeleri okuduktan sonra kendinizle bağdaştırmanız ya da benzer özellikleri barındırmanız sizi sahtekar yapmaz. Çünkü düşününce bu tiplemeler kapitalist sistemin devamlılığını sağlayan dinamiklerle birebir ölçüşür. Bu yüzden bize mükemmeliyetçi olma, öğrenme zehirlenmesi yaşama(?), bireysellik, aşırı çalışma gibi insandışılaştırıcı özellikler toplum tarafından empoze edilir. Süreç içerisinde bireylere başarılı olacağı ve iyi “hizmet edeceği” söylenir ama altında yatan duygusal yük çoğu zaman göz ardı edilir.
İmposter Sendromundan söz edebilmek için önemli olan bu duygu ve düşüncelerin sıklık, süreklilik ve şiddet derecesidir. Bunu noktada profesyonel yardım alarak duyguların farkına varılması ve kabul edilmesi çok önemlidir. Yapılan son araştırmalarla birlikte özellikle BDT ve Mindfullness terapilerinin sahtekarlık hissini azaltmada ve özgüveni arttırmada etkili olduğu görülmüştür.
Kaynakça
Harvey, J. C. (1981). The impostor phenomenon and achievement: A failure to internalize success. Unpublished doctoral dissertation, Temple University, Philadelphia. Şen, G. S. & Küçükkaragöz, H. (2022). Başarılarım Gerçek mi?. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Dergisi, 54, 774–787. Yalçın, B.ve Oruç, Ş. (2025). Gizli başarısızlık korkusu: Imposter fenomeninin tükenmişlik üzerindeki etkisinde öz-yeterliliğin aracı rolü. Doğuş Üniversitesi Dergisi, 26(2), 51-78, DOI: 10.31671/doujournal.1535053


