İnsan ruhu her zaman paradokslarla büyülenmiştir ancak onlarla aynı zaman diliminde sınanmıştır. Acı ile hazzın iç içe geçtiği yer ise bu paradoksların en çarpıcı olanlarından biri olmalı… Oysa ki acı ile öfke birbirine o kadar kardeş kelimeler ki… Sadomazoşistik cinsellik mesela – günümüzde daha çok BDSM kültürü üzerinden bilinen bir varlığı var – uzun süre yanlış anlaşılmaların, ahlaki paniğin ve klinik şüphelerin gölgesinde kalmıştır. Oysa tüm klişelerin ardında, güce, yakınlığa ve arzunun kırılgan sınırlarına dair sorularla bizi yüzleştiren karmaşık bir mental manzara olmuştur.
Etimoloji ve Tarihsel Gölge
Sadizm ve mazoşizm kavramlarının kökeni edebiyat ve tarihin içinden gelmektedir. 18. yüzyıl Avrupa’sında yazdıklarıyla büyük skandallara yol açan Marquis de Sade, acı çektirmekten alınan erotik haz kavramına ismini vermiştir. 18. yüzyılın sonlarına doğru Leopold von Sacher-Masoch’un ünlü eseri “Kürkler İçinde Venüs”, tam tersine, boyun eğmenin ve hatta küçük düşmenin verdiği hazla özdeşleşmiştir. 19. yüzyılın sonlarında ise, Krafft-Ebing gibi erken dönem psikiyatristler, bu kavramları “sapma” başlığı altında toplamıştır.
Klinik Bakış: Bozukluk mu, Yoksa Bir Tür Tutku mu?
Günümüzde klinik çerçeve daha nüanslı olmuştur. DSM-5-TR ve ICD-11, parafilik ilgi ile parafilik bozukluk arasında ayrım yapmaktadır. Yani, sadomazoşistik pratiklerden rızaya dayalı biçimde haz almak tek başına patoloji anlamına gelmez. Ancak bu durum ciddi sağlık sıkıntılarına yol açtığında ya da rızası olmayan kişileri içerdiğinde bir bozukluktan söz edilebilmektedir. Ahlaki yargıdan klinik kesinliğe bu geçiş önemlidir; ancak farklı cinsel ifadelerin varlığına alan açar, aynı zamanda psikolojik desteğin gerekli olduğu noktaları da ortaya çıkarır.
Psikodinamik Yorumlar
Psikodinamik bakış açısından sadomazoşizm sadece bedensel değil, ruhsal bir savaştır. Freud, mazoşizmi kendine yönelen yıkıcı dürtülerin dönüştürülmüş biçimi, suçluluk ile arzunun bağlanma yolu olarak görmüştür. Neo-analistler sadizmin saldırganlığı dışarıya, mazoşizmin ise içe yönelttiğini ve böylece sembolik bir rahatlama sağladığını öne sürmüştür. Kimileri ise bunu bir tekrar zorlantısı olarak tanımlar: erken dönem travmatik dinamiklerin yetişkinlikte kontrollü bir ortamda yeniden sahnelenmesi ve çocukluğun yetişkinlikte yeniden tekerrür etmesi.
Sadomazoşistik cinselliğin kalbinde insanın güç ve kırılganlığa dair yaşadığı büyük ikilem yatmaktadır. Acı vermek ya da acı çekmek, hâkimiyet kurmak ya da teslim olmak, çelişkili bir biçimde yakınlık arayışının yolları olmuştur. Bu dinamikte benlik ve öteki arasındaki sınırlar bulanıklaşır, acı sayesinde yeni bir mahremiyet alanı açılır. Lakin, acı ve öfke birbirine bir o kadar da kardeş duygulardır. Yoksa bu dürtüler sadece acıdan mı beslenmektedir?
Travma, Bağlanma ve Güven Arayışı
Araştırmalar, sadomazoşistik pratiklere yönelen bazı bireylerin geçmişlerinde travma ya da güvensiz bağlanma öykülerinin bulunduğunu göstermektedir. Onlar için acı ve kontrol, çaresizliği eyleme dönüştürmenin yolları olabilmiştir. Acının koşullarını kendileri belirleyerek, geçmişte yönetemedikleri olaylar üzerinde yeniden hâkimiyet kurarlar.
Ancak sadomazoşizmi yalnızca travmaya indirgemek pek yanıltıcı olabilmiştir. Pek çok kişi için bu, yaralardan çok oyun, güven ve bedensel keşif ile ilgilidir. BDSM topluluklarında ayrıntılı kurallar, güvenli kelimeler ve seans sonrası bakım ritüelleri önemlidir. Burada yine paradoks devreye giriyor: Sınırlar ne kadar dikkatle çizilirse, arzular o kadar özgürce yaşanır. Acı bir dile dönüşür, kontrol bir ilgi biçimi olur ve teslimiyet ise derin bir yakınlığa açılan kapı olur.
Kültürel Ayna
Sadomazoşizm klinik alanın ötesinde kültürel soruların da aynası olmuştur. Misal, güç, cinsiyet ve arzu. Edebiyat, sinema ve sanat bu temaya defalarca dönmüş, kimi zaman skandal kimi zaman büyülenme yaratmıştır. BDSM topluluklarının görünür hale gelmesi, patoloji ve sağlık arasındaki katı ayrımları sorgulatmıştır. “Güvenli, akılcı ve rızaya dayalı” ilkesi onların rehberi olmuştur. Nitekim, baskının değil, özgürlüğün, güvenin, gerçek samimiyetin ve sevginin insanlığın merkezinde olduğunu biz okurlara da hatırlatmaktadır.
Klinik Yansımalar
Klinisyen için asıl mesele yargısız bir merakla yaklaşabilmektir. Danışan sadomazoşistik fanteziler ya da davranışlarla geldiğinde ilk sorulması gereken şudur: Bu durum zarar, sıkıntı veya işlev bozukluğu yaratıyor mu? Eğer hayır ise, bu cinsel çeşitliliğin şahıs açısından zararsız bir yönü olabilir. Eğer evet ise, daha derin bir araştırma geçmişteki travmaları, zorlantıları veya kendine zarar verici örüntüleri açığa çıkarabilir. Terapi sürecinin görevi arzuyu silmek değil, onu güvenli ve bütünleşmiş bir benlik duygusuna indirmektir.
Trajik ve Son Dans…
Sadomazoşizm bize insan arzusunun asla yüzeysel olmadığını hatırlatıyor. Acıda haz aramak, teslimiyette yakınlık bulmak bir çelişki değil, ruhun karmaşıklığının bir göstergesidir muhtemelen. Belki de trajik olan tek şey, sevgi ile acının içimizde ne kadar derin biçimde düğümlendiğini açığa çıkarmasıdır. Sadomazoşistik cinselliği anlamak, bir anlamda insanlık hâlinin kendisine bakmaktır: kontrol arzusuyla bırakma isteği arasında gidip gelmek, acı ile şifa arasında salınmak, daima acı ile tutkunun buluştuğu o ince çizgide kaybolmak…
Kaynakça
Amerikan Psikiyatri Derneği. (2022). Ruhsal bozuklukların tanısal ve istatistiksel el kitabı (DSM-5-TR). APA Yayınevi.
Baumeister, R. F. (1989). Mazohizm ve benlik. Journal of Sex Research, 26(4), 479–488.
Connolly, P. H. (2006). BDSM uygulayıcılarının psikolojik işlevselliği. Journal of Psychology and Human Sexuality, 18(1), 79–120.
Freud, S. (1924/1953). Mazohizmin ekonomik sorunu. J. Strachey (Ed.), Sigmund Freud’un Tüm Psikolojik Yazıları (Cilt 19, s. 159–170). Hogarth Press.
Hébert, A., & Weaver, A. (2014). BDSM yönelimleriyle ilişkili kişilik özellikleri. Canadian Journal of Human Sexuality, 23(2), 106–115.
Krueger, R. B. (2010). Cinsel sadizm bozukluğu için DSM ölçütleri. Archives of Sexual Behavior, 39(2), 279–286.
Langdridge, D., & Barker, M. (2013). Safe, Sane and Consensual: Contemporary Perspectives on Sadomasochism (2. baskı). Palgrave Macmillan.
Moser, C., & Kleinplatz, P. J. (2006). DSM-IV-TR ve parafililer: Kaldırma için bir argüman. Journal of Psychology & Human Sexuality, 17(3–4), 91–109.
Reiersøl, O., & Skeid, S. (2006). ICD-10’da fetisizm ve sadomazoşizmin sınıflandırılması. Journal of Homosexuality, 50(2–3), 243–262.
Weiss, M. D. (2011). Techniques of Pleasure: BDSM and the Circuits of Sexuality. Duke University Press.


