Pazar, Nisan 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

The Substance: Kadın Bedeninin Metalaşması Üzerine Psikolojik Bir Okuma

Coralie Fargeat’in 2024 yapımı ve çıktığı yılın en çok konuşulan filmlerinden biri olan Oscar adayı The Substance filmi, yalnızca bir vücut korkusu hikâyesi değil; kadın bedeninin, kültürel, psikolojik ve klinik düzeyde nasıl metalaşmaya uğradığını gözler önüne seren çarpıcı ve bir o kadar da brutal bir alegori olarak okunabilir. Filmde yaşlanan bir televizyon yıldızı olan Elisabeth Sparkle’ın, sektördeki görünürlüğünü kaybetmesiyle birlikte “The Substance” adlı biyolojik bir madde aracılığıyla gençliğini yeniden kazanmaya çalışması anlatılır. Bu dönüşüm yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir çözülüş sürecini de beraberinde getirir. Bu analizde, kadın bedeninin metalaşması teması feminist psikoloji, nesneleştirme kuramı ve beden algısına dair psikopatolojiler çerçevesinde ele alınacaktır.

Kadın Bedeninin Metalaşması ve Psikolojik Sonuçları

Kadın bedeni, tarihsel olarak erkek bakışının nesnesi hâline getirilmiş, sosyal değer ve görünürlük çoğu zaman fiziksel çekicilikle tanımlanmıştır. Elisabeth Sparkle karakteri de bu kültürel yapının bir ürünüdür. Güzelliği ve gençliği sayesinde şöhret kazanan Sparkle, yaşlandığında yalnızca işini değil, aynı zamanda toplumdaki yerini de kaybeder. Bu süreç, feminist psikolojinin öne sürdüğü üzere, kadının varoluşunun fiziksel görünüşe indirgenmiş olmasının trajik sonucudur (Ussher, 2011). Sparkle’ın gençliğini geri kazanmak için başvurduğu “The Substance” adlı deneysel ürün, onun piyasada yeniden değer kazanma çabasıdır. Ancak bu, aynı zamanda kendi bedenini bir tüketim nesnesine dönüştürmesidir.

Fredrickson ve Roberts (1997) tarafından ortaya konan Objectification Theory (Nesneleştirme Kuramı), kadınların sürekli olarak dış bakışa maruz kalmasının, onların kendi bedenlerine de dışsal bir gözle bakmalarına yol açtığını belirtir. Sparkle, aynaya baktığında yalnızca kendini değil, toplumun ona biçtiği “ideal kadın” ve “ideal benlik” imgesiyle beraber ona ne kadar uzaklaştığını görmektedir. Gençliğini yeniden kazandığında bile, bu beden onun içsel benliğini temsil etmez; aksine, yabancı ve tehditkâr bir varlık hâline gelir.

Bir yandan imrendiği, bir yandan da şiddetli çatışmalar içine girdiği ideal benliği yani substance bedeni Sue, Sparkle’ın içselleştirdiği patriyarkal normların bir yansımasıdır ve zamanla onun yerine geçmeye başlar. Bu, öz-nesneleştirmenin uç noktada bir benlik yitimiyle sonuçlanabileceğini gösteren bir anlatımdır.

Kadın bedeninin metalaşması, yalnızca kültürel bir sorun değil, aynı zamanda ruh sağlığı açısından da ciddi riskler taşır. Araştırmalar, medya yoluyla dayatılan güzellik standartlarına maruz kalmanın, özellikle kadınlarda beden algısı bozukluğu, yeme bozuklukları (örneğin anoreksiya nervoza, bulimia nervoza) ve düşük benlik saygısı ile ilişkili olduğunu göstermektedir (Grabe, Ward, & Hyde, 2008). Bunu filmde en çok gözlemleyebildiğimiz sahnelerden biri ise arkadaşıyla görüşmeye hazırlanan Elisabeth’in asla kendini yeterli düzeyde güzel bulamaması ve uzun saatler süren hazırlığın sonunda dahi buluşmaya gidemediği sahnedir.

Sparkle’ın da bu ideal bedene ulaşma uğruna kendi benliğiyle çatışması, bir tür ruhsal çözülme süreci olarak okunabilir. Substance ile gelen gençlik ve güzellik, onun gerçek benliğini iyileştirmez; aksine, kimlik dağılmasına ve dissosiyatif bir çatışmaya yol açar. Bu açıdan film, metalaşmanın kadın bedeni ve psikolojik yapı üzerindeki yıkıcı etkilerini yalnızca toplumsal düzeyde değil, klinik bir düzeyde de gözler önüne serer.

Kimlik Dağılması ve Psikolojik Çözülüş

Sparkle’ın yaşadığı psikolojik çözülüş, yalnızca dışsal baskılarla değil, aynı zamanda içselleştirdiği değer sistemleriyle de ilişkilidir. Yaşlanmak onun için yalnızca fiziksel değil, ontolojik bir tehdit hâline gelir. Feminist bakış açısına göre, patriyarkal toplumlar kadınları genç, çekici ve arzulanabilir oldukları sürece görünür kılar. Sparkle’ın görünürlüğünü kaybetmesi, onun psikolojik bütünlüğünü de tehdit eder.

Substance ile elde edilen gençlik yalnızca geçici bir çözüm sunar; bedenin ideal hâline ulaşmak, benliğin bütünlüğünü sağlamaz; tam tersine onu parçalar. Bu durum, kadın bedeninin, yalnızca toplumsal değil, bireysel düzeyde de nasıl bir baskı aracına dönüştüğünü ortaya koyar. Filmin son sahnesi de aslında buna işaret eder. Film boyunca bireysel etkilerini izlediğimiz gerçekçi olmayan güzellik standartlarının önüne geçilmedikçe, büyüyen tehlikeli sonuçların birey boyutunu aşarak topluma da sıçrayacağını ve engellenemez sonuçları olabileceğini çarpıcı bir şekilde anlatır.

Sonuç

The Substance, kadın bedeninin kültürel, psikolojik ve klinik düzeyde nasıl metalaşmaya uğradığını çarpıcı bir biçimde ortaya koymakla kalmaz, gerçekliğin ne kadar brutal işlediğini de gösterir. Elisabeth Sparkle’ın görünürlüğünü koruma çabası, sonunda kendinden kopuşuna neden olur.

Film, öz-nesneleştirmenin birey üzerinde yarattığı yabancılaşmayı ve toplumun kadına biçtiği estetik rolleri sorgularken, bedenin bir kimlik alanı olmaktan çıkarılıp nesneye dönüştürülmesini derinlemesine işler. Sparkle’ın trajedisi, yalnızca yaşlanmakla değil, sistematik olarak bedenine indirgenmiş bir kimlikle yaşamak zorunda bırakılmasının sonucudur. The Substance, bu anlamda kadın bedeni üzerindeki kültürel tahakkümün hem fiziksel hem psikolojik yıkımını görünür kılar.

Kaynakça

  • Fredrickson, B. L., & Roberts, T. (1997). Objectification theory: Toward understanding women’s lived experiences and mental health risks. Psychology of Women Quarterly, 21(2), 173–206.

  • Grabe, S., Ward, L. M., & Hyde, J. S. (2008). The role of the media in body image concerns among women: A meta-analysis of experimental and correlational studies. Psychological Bulletin, 134(3), 460–476.

  • Ussher, J. M. (2011). The Madness of Women: Myth and Experience. Routledge.

Asude Özkal
Asude Özkal
Asude Özkal, psikoloji lisansının ardından klinik psikoloji alanında yüksek lisansını yapmıştır. Şu anda profesyonel olarak danışan görmekte ve çalıştığı alanlar arasında bağımlılık, cinsel terapi, depresyon, kaygı ve psikotik bozukluklar, fobiler ve OKB bulunmaktadır. Lisans ve yüksek lisans süreci boyunca farklı yayınlarını tamamlamış ve bunlardan bazıları şunlardır: Uyku ve Sirkadiyen Ritim, Çok Dille Büyüyen Çocukların Kognitif Yetenekleri ve Yetişkin Bireylerde Sosyal Medya Kullanım Miktarı ve Dikkat Süresi Arasındaki İlişki. Aynı zamanda şu an aktif olarak Terapi Bilimleri Akademisi'nde araştırma asistanlığı yapmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar