“Zeka bir insanın sahip olabileceği en büyük lütuflardan biri…” (Keyes, 2025) Tam olarak böyle başlamıştı her şey. Zeka arayışında olan bir adam ve seni zeki yapabiliriz diyen doktorlar.
Algernon’a Çiçekler Daniel Keyes tarafından yazılan bilim kurgu türünde bir romandır. Eser 1958 yılında yazılmasına rağmen günümüzde hala güncelliği korumakta, okuyucuları sarsmaktadır. Çünkü kitap sadece bir bilim kurgu romanı değil aynı zamanda insan olmaya dair izler taşıyan bir anlatıdır.
Kitapta otuzlu yaşlarda, zihinsel engelli olan Charlie ile tanışırız. Sonrasında kitabı onun ağzından dinleriz. Bu da bize Charlie’nin içinde yaşadığı çatışmaları görebilmemiz için büyük bir olarak sağlar. Zira Charlie romanın başından sonuna doğru büyük bir değişime uğrayacaktır.
Yeniden Yaratılış
Eserin konusu canlıları daha zeki yapmayı hedefleyen bir deney üzerinden ilerler. Doktorlar bu önemli deneyi bir insan üzerinde denemeye karar verirler. Ancak deney şimdiye kadar hayvanlar üzerinde denenmiştir ve ilk kez bir insan üzerinde denenecektir. Bu deneyin en başarılı örneğiyse esere de ismini vermiş olan laboratuvar faresi Algernon’dır. Başlangıçta sıradan bir fare olan Algernon bu deney sonrasında üç kat daha zeki olmuş birçok farklı yetenek kazanmıştır. Charlie ise bu deneyde kullanılacak ilk insan olacaktır. Daha zeki olmak için öyle istekli, öyle coşkuludur ki bunun için her şeyi yapmaya hazırdır. Çünkü saf ve iyiliksever olan Charlie’nin bu dünyada en çok istediği şey daha zeki olmaktır. Bu sayede herkesin onu seveceğine ve kendi deyimiyle diğer insanlar gibi ‘normal’ olabileceğine inanır.
Deneyin Charlie üzerinde uygulanmasına karar verilir. Charlie deneyin gerçekleşmesi için gerekli olan çeşitli testlere ve ameliyata girer. Bu uygulamalar sonrasında ilerlemenin izlenebilmesi için Charlie’den her gün ilerleme raporu denilen notlar tutması beklenir. Bu notlar adeta bir günlük görevi görürler. Bizler de Charlie’nin iç dünyasına açılan kitabı bu raporlar sayesinde okumaya başlarız. Charlie’nin yeniden doğuşu burada başlar.
Farkındalığın Ağırlığı
Charlie ameliyatın ardından oldukça hızı bir şekilde ilerlemeye başlar. Önceden kavramakta zorlandığı birçok şeyi hızlıca öğrenmeye başlar. Bu süreçte Charlie dışarıdaki yaşamına devam ediyordur. Bir fırıncıda çırak olarak çalışan Charlie çalıştığı yeri çok sevmektedir. En çok da oradaki dostlarını sevmektedir. Onun için aralarındaki dostluk paha biçilmezdir. Bu yüzden ameliyattan sonra tekrar çalışmaya başlamak için sabırsızlanıyordur. Ancak işler tam da beklediği gibi gitmez çünkü Charlie değişmeye başlamıştır. Daha önceleri farkına varamadığı detayları değişimi sayesinde fark etmeye başlar. Zamanla çok sevdiği ve eğlendiği arkadaşlarının aslında kendisini bir eğlence aracı olarak gördüklerini fark eder. Onlar beraber eğlenmiyorlardır, onunla alay ediyorlardır. Bu öyle rutin bir hale gelmiştir ki aralarında “Tam bir Charlie Gordon numarası çekti.” dedikleri bir söz dahi türemiştir. Charlie bu korkunç gerçek karşısında yıkılmıştır. İlk kez böyle bir duygu yaşıyordur. İlk kez gerçeklerin farkına varıyordur.
Boşluk Hissi
Charlie geçen zamanda çok hızlı bir şekilde gelişmeye devam eder. Normal bir insana oranla çok hızlı öğrenen Charlie çoktan kendisini tedavi eden doktorların seviyesine ulaşmıştır. Ancak bir sorun vardır ki Charlie bu hızlı gelişime ayak uyduramaz. Bilişsel gelişimi ne kadar hızlı ilerliyorsa duygusal gelişimi de bir o kadar yavaş ve karmaşıktır. İlk defa deneyimlediği birçok duygu vardır ve bunları anlamlandırmakta zorlanır. Sosyal ilişkiler içinde bir kargaşanın içine düşen Charlie gittikçe yalnızlaşmaya başlar. Ne kadar akıllı bir o kadar da yalnızdır şimdi.
Gittikçe zeka kazanan Charlie onu tedavi eden doktorlar için bir hiç olduğu gerçeğiyle yüzleşir. Bir kobaydan fazılası değildir onların gözünde. Onların kibrinin gölgesinde kalmış, tanrıcılık oynama arzularına bir araç olmuştur sadece. Hatta şöyle der Charlie: “Nemur sürekli olarak beni ben yapanın o olduğunu söylüyor. Beni yaratanın o olmadığını anlaması için ne yapmalıyım acaba? O da, geri zekalı bir kişiye baktıkları vakit, onun da duyguları olan bir insan olduğunu düşünmeden gülen diğer insanların yaptığı hatanın aynısını yapıyor. Benim buraya gelmeden önce bir insan olduğumu unutuyor.” (Keyes, 2025)
Daha sonra Algernon adındaki farenin kötüye gitmesi ile tüm bu süreç çok daha karmaşık bir hal alır. Çünkü Algernon kötüye gidiyorsa aynı tedaviyi gören Charlie de kötüye gidecek demektir. Yani zekasını kaybedecek demektir. Tüm bu olanlarla birlikte Charlie’nin duyguları çok daha kabarır. Hem acı çeker hem suçluluk hisseder. Bir yandan da eskiden hatırlamakta zorluk çektiği çocukluk anıları yüzeye çıkmaya başlamıştır. Bunlarla yüzleşen Charlie’nin acısı çok daha fazla katlanır. Çünkü tüm bunların altında aslında annesinin sevdiği çocuk olabilmek arzusu yatmaktadır. Çünkü bu hiç tadamadığı bir duygudur.
Nesne ve Sevgi İhtiyacı
Sonunda Charlie zekasını kaybetmeden önce annesini ziyaret etmeye karar verir. Annesi Charlie küçükken onu bir türlü kabullenemeyen, onu “zeki bir çocuk” yapmak için türlü yollara başvuran, şiddet uygulamaktan çekinmeyen bir kadındır. Yeni bir çocuğu olduğunda ise artık Charlie’ye katlanamaz ve onu evden gönderir. Ama Charlie artık zekidir. Akıllı, uslu bir çocuktur ve bunu annesine göstermek istiyordur. Charlie her ne kadar artık büyümüş, bir profesör kadar zeki bir hale gelmiş olsa da hala annesinin sevgisine ihtiyaç duymaktadır. Onun onayını istemektedir. Charlie’nin tüm bu zeki olma motivasyonu buradan doğmuştur aslında. Ancak işler Charlie’nin istediği gibi gitmez.
Sonuç
Toplumdaki zihinsel engellilere yönelik kalıp yargılar onları toplumdan dışarı iter ve psikolojik açıdan kendilerini kötü hissetmelerine neden olur. Bu tutumlar bireylerin üretken ve bağımsız birer birey olmalarına da ket vurur. (Kurşun, 2023) Algernon’a Çiçekler adlı eser bunu açık seçik bir biçimde gözler önüne serer. Ayrıca zihinsel engelli bir bireyin iç dünyasına kapı aralayarak empati yapmamıza olanak sağlar. Böyle farklı bir pencereden bakarak onları anlamaya bir adım daha yaklaşabiliriz. Her birey, ne kadar farklı olursa olsun, temelde aynı şeye ihtiyaç duyar: Sevilmeye ve bağ kurmaya. Kitapta Charlie’nin söylediği unutmamamız gereken bir nokta var:
“Ama şimdi biliyorum ki hepinizin atladığı bir şey var. Sevgi ve şefkat eli değmeyen zeka ve eğitim beş para etmez.”
(Keyes, 2025)
Kaynakça
Keyes, D. (2025). Algernon’a Çiçekler. İstanbul: Koridor Yayıncılık Kurşun, Z. (2023). Algernon’a Çiçekler Kitabının Özel Eğitim Açısından İncelenmesi. Journal of Sustainable Educational Studies (JSES), (Ö2), 57-66.



Çok etkileyiciydi…
Özel bireylerin toplumda maruz kaldığı davranışların onları ne denli etkileyebileceğini empati duygusu ile anlayıp bu konuda farklı bakış açısı kazandırdı bana ♥️
Hem düşündüren hem de duygulandıran çok güzel bir inceleme olmuş. Kalemine sağlık.
Ece Açıkgöz ün yorumlarıyla bu yazıyı okumak çok keyifliydi .
Kitabı psikolojik perspektiften ele alış biçimin gerçekten çok etkileyiciydi. Okurken hem düşündüm hem de yeni farkındalıklar kazandım. Emeğine sağlık.♥️
Kitabı okumamıştım ama bu yazıyla birlikte seveceğimi anladım. Aslında hepimizin ortak derdi, anlaşılabilmek ve değer görmek. Özel gereksinimli insanların zaman içerisinde görmezden gelinip toplumdan dışlanması olağan bir durum hâline geldi; ne acı.
Bir taraftan kişisel gelişimin aslında yalnız bir yol olduğunu, zamanla bu yolda gelişim gösteren herkes anlar. Öğrendikçe ve bunu sentezledikçe dünyayı ve insanları daha iyi anlamlandırırız. Bilinç düzeyimiz artık eskisi gibi olmadığından, seninle aynı düzeyde olmayan insanları zamanla hayatından çıkarır ve yalnızlaşırsın.
Genel olarak toplumda kitap okumanın, kişinin kendisi için gelişim göstermesinin “entel” bir davranış olduğu ileri sürülür. Hâlbuki bu kelimenin tam tersi anlamında kullanıldığını bilmemeleri ne büyük bir ironidir. Entelektüel kişi bunu başkası için değil, kendi için yapar. Umarım toplumsal olarak benzer sıçrayışlar yaşar ve bilmenin ağırlığını biraz da olsa hafifletiriz.
Vay canına sonu inanılmaz vurgulu bitti ve zeki olmak yada bunun tam tersi için söylenen duyguya karşı zihnimde bambaşka bir pencere açtı. Gerçekten derin bir yere dokundu. Zeki insanlarda zaman zaman burada bahsi geçen acılara çok daha kolay bir şekilde analiz edebildikleri için işte tam da bu yüzden bunları daha da derinden hissetmezler mi? Gerçekten bana dokunan bu yazı için teşekkürler…