Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) bir aydan az süre kala öğrencilerde kaygı, stres ve baskı hissi belirgin şekilde artmaktadır. Bu dönemde öğrenciler yalnızca akademik eksiklerle değil; başarısızlık korkusu, tükenmişlik, zaman baskısı, dikkat problemleri ve yoğun duygusal dalgalanmalarla da mücadele etmektedir. Süreç değerlendirildiğinde, sınavın son döneminde başarıyı belirleyen temel etkenlerden biri yalnızca bilgi düzeyi değil, öğrencinin psikolojik dayanıklılığı ve zihinsel süreçleri yönetebilme becerisidir.
Sınava kalan sürenin az olması, her şeyin bittiği anlamına gelmemektedir. Bazen kişinin kendine yeniden inanması, bir konu daha öğrenmesinden çok daha büyük bir değişim yaratabilmektedir çünkü başarı yalnızca ne kadar bildiğimizle değil, zorlandığımız anlarda sürece ne kadar devam edebildiğimizle de ilişkilidir.
Öğrencilerin bu süreçte kendilerini yalnızca netleriyle değerlendirmemesi önemlidir. Bir sınav sonucu insanın değerini belirlemez. Asıl kıymetli olan; tüm yorgunluğa, korkuya ve belirsizliğe rağmen vazgeçmeden ilerleyebilmektir. Bazen en büyük başarı, insanın düştüğü yerden yeniden ayağa kalkabilmesidir.
Son Virajda Artan Kaygı
Sınava yaklaşıldıkça öğrencilerde “Yetişmeyecek”, “Unuttum”, “Ya sınav anında yapamazsam?” gibi düşünceler daha sık görülmektedir. Özellikle sosyal medya, çevresel baskılar ve sürekli net kıyaslamaları öğrencinin kaygısını artırabilmektedir. Bazı öğrenciler eksiklerine odaklandıkça çalışmayı bırakma noktasına gelirken, bazıları ise aşırı çalışarak zihinsel ve fiziksel olarak tükenmektedir.
Psikolojik açıdan bakıldığında kaygı tamamen kötü bir duygu değildir. Belirli düzeyde kaygı bireyi motive eder ve harekete geçirir. Ancak kaygı kontrol edilemeyecek seviyeye ulaştığında dikkat dağınıklığına, unutkanlığa, odaklanma problemlerine, uyku bozukluklarına ve performans düşüşüne yol açabilmektedir. Öğrencinin “Ben biliyordum ama yapamadım” demesinin temel nedenlerinden biri çoğu zaman bilgi eksikliği değil, kaygının bilişsel performansı baskılamasıdır.
Yoğun stres sırasında beyindeki dikkat ve karar verme mekanizmaları zayıflayabilir. Bu nedenle öğrenci bazen çok çalışmasına rağmen verim alamadığını hissedebilir. Aslında zihinsel kapasite tamamen kaybolmaz ancak kaygı o kapasiteye ulaşmayı zorlaştırır.
Bu nedenle son süreçte öğrencinin amacı kusursuz olmak değil, psikolojik dengesini koruyabilmek olmalıdır.
Kaygı Düşman Değildir
Sorun kaygının varlığı değil, yönetilemeyen hale gelmesidir. Özellikle sınava kısa süre kala öğrenciler kaygılandıkları için kaygılanmaya başlayabilmektedir. Bu durum “ikincil kaygı” olarak adlandırılır. Yani öğrenci yalnızca sınavdan değil, kaygılı hissetmekten de korkmaya başlar. Bu da zihinsel baskıyı daha da artırır.
Bu noktada öğrencinin kendisine şu hatırlatmayı yapabilmesi önemlidir: “Kaygılı olmam başarısız olacağım anlamına gelmez. Şu an zor bir sürecin içindeyim ve bedenim buna tepki veriyor.” Bu düşünce öğrencinin duygusunu bastırmak yerine anlamlandırmasına yardımcı olur.
Son Ayda Yapılan En Büyük Hata: Panik Çalışması
Sınava az süre kaldığında öğrencilerin en sık yaptığı hatalardan biri çalışma sistemini tamamen değiştirmektir. Günde çok daha fazla ders çalışmaya zorlamak, sürekli kaynak değiştirmek veya başkalarının programına yetişmeye çalışmak öğrenciyi daha fazla yormaktadır.
Oysa son bir ayda önemli olan şey yeni yükler eklemekten çok mevcut bilgiyi sağlamlaştırmaktır çünkü zihinsel olarak yorgun bir öğrenci, bildiği bilgiyi bile kullanmakta zorlanabilmektedir.
Bu dönemde öğrencilerin kendilerine şu soruyu sorması önemlidir: “Gerçekten çalışıyor muyum, yoksa kaygıyla savruluyor muyum?” Çünkü plansız yoğunluk verimli çalışma anlamına gelmez.
Son Süreçte En Sık Görülen Psikolojik Durum: Tükenmişlik
Uzun süredir yoğun tempoda çalışan öğrencilerde son haftalarda tükenmişlik hissi görülebilmektedir. Öğrenci masa başına oturmasına rağmen ders çalışmak istemeyebilir, sürekli telefonla vakit geçirmek isteyebilir veya hiçbir şey yapamayacak kadar yorgun hissedebilir.
Bu durum çoğu zaman “tembellik” değildir. Beyin uzun süreli baskı altında kaldığında kendini korumaya çalışır. Sürekli performans göstermeye zorlanan öğrenciler bir noktadan sonra zihinsel olarak yavaşlayabilir.
Özellikle mükemmeliyetçi öğrencilerde bu durum daha sık görülmektedir çünkü bu öğrenciler yalnızca başarılı olmak istemez; hata yapmamayı da isterler. Ancak insan zihni sürekli kusursuz performans göstermeye uygun değildir. Bu nedenle öğrencinin kendisine hata yapma payı tanıması psikolojik olarak oldukça önemlidir.
Kıyaslama Psikolojisi ve Sosyal Medyanın Etkisi
Son dönemde öğrencilerin psikolojisini en çok zorlayan faktörlerden biri de sürekli kıyaslamadır. Sosyal medyada paylaşılan netler, çalışma saatleri ve başarı hikayeleri öğrencide yetersizlik hissi oluşturabilmektedir.
Oysa insanlar genellikle yalnızca iyi oldukları anları paylaşmaktadır. Kimse ağladığı geceyi, çözemediği denemeyi veya yaşadığı korkuyu göstermemektedir. Sürekli başkalarına odaklanan öğrenci zamanla kendi gelişimini göremez hale gelir. Bu durum motivasyonunu azaltırken öz-güveni de zedeleyebilmektedir.
Sınav süreçlerinde öğrencilerde sık görülen düşüncelerden biri şudur: “Herkes yapıyor, bir ben yapamıyorum.” Oysa her öğrencinin öğrenme süreci, dikkat kapasitesi, aile yapısı ve psikolojik dayanıklılığı birbirinden farklıdır. Bu nedenle sağlıklı olan şey başkalarıyla değil, kişinin kendi gelişimiyle kıyaslama yapabilmesidir.
Psikolojik Dayanıklılık Neden Önemlidir?
Psikolojik dayanıklılık; kısaca stres gibi zor durumlarda kişinin yeniden toparlanabilme gücüdür. YKS sürecinde de öğrencilerin en çok ihtiyaç duyduğu becerilerden biri budur. Deneme sonucunun kötü gelmesi, bazen birkaç yanlışın moral bozması veya bir gün verimsiz geçmesi dünyanın sonu değildir. Ancak bazı öğrenciler küçük bir başarısızlığı genelleyerek “Ben zaten yapamıyorum” düşüncesine kapılabilmektedir.
Sınav sürecinde görülen önemli noktalardan biri şudur: Öğrenciyi çoğu zaman eksik bilgi değil, olumsuz düşünce biçimi geriye çekmektedir. Bu nedenle öğrencinin kendisiyle kurduğu iç konuşma oldukça önemlidir. Sürekli kendini eleştiren bir zihin öğrenmeye değil, hayatta kalmaya odaklanır. Bu da performansı düşürür.
Son Süreçte Öğrencilere Öneriler
Sınava kısa süre kala öğrencilerin hem zihinsel hem fiziksel sağlıklarını korumaları gerekir. Bu süreçte:
- Uyku düzenini bozacak kadar yoğun çalışmamak,
- Eksik yetiştirme paniği yerine düzenli tekrarlar yapmak,
- Deneme analizlerini ertelememek,
- Sürekli net kıyaslamasından uzak durmak,
- Kısa yürüyüşler, egzersizler ve molalarla zihni dinlendirmek,
- Sosyal medya kullanımını sınırlandırmak,
- Kendine karşı daha şefkatli bir dil kullanmak,
- Gerçekçi günlük hedefler belirlemek önemlidir.
Özellikle nefes egzersizleri, düzenli uyku ve kısa yürüyüşler stres hormonlarının azalmasına yardımcı olabilir. Ayrıca öğrencilerin kendilerine dinlenme hakkı tanımaları gerekir. Çünkü dinlenmek tembellik değil, zihnin yeniden toparlanma sürecidir.
Ailelerin Tutumu Neden Önemlidir?
Son haftalarda ailelerin yaklaşımı öğrencinin kaygı ve korku düzeyini doğrudan etkileyebilmektedir. Sürekli ders çalış baskısı kurmak, başka öğrencilerle kıyaslamak veya “Bu kadar emek boşa gitmesin” endişesi oluşturmak öğrencinin yükünü artırabilmektedir.
Öğrencilerin bu dönemde en çok ihtiyaç duyduğu şey anlaşılmak ve duygusal olarak güvende hissetmektir. Bazen yalnızca sakin bir ses tonu, eleştirmeden dinlemek veya “Elinden geleni yaptığına inanıyorum” demek bile öğrencinin psikolojik yükünü hafifletebilir.
Sonuç
YKS’ye son bir ay kala öğrencilerin bilmesi gereken en önemli şey şudur: Bu süreç yalnızca bilgi yarışı değildir. Aynı zamanda sabır, stres yönetimi ve psikolojik dayanıklılık sürecidir. Öğrencinin kendisini yalnızca netleriyle değerlendirmesi sağlıklı değildir. Çünkü insanın değeri bir sınav sonucundan çok daha fazlasıdır.
Son haftalarda mükemmel olmaya çalışmak yerine sürdürülebilir şekilde devam edebilmek daha kıymetlidir. Bazen başarı; vazgeçmeden devam edebilmek, düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmek ve kendi zihnini yönetebilmektir.
Kaynakça
Baltaş, A., & Baltaş, Z. (2021). Stres ve başa çıkma yolları. Remzi Kitabevi.
Doğan, T. (2018). Sınav kaygısı ve akademik başarı arasındaki ilişkinin incelenmesi. Eğitim ve Psikoloji Araştırmaları Dergisi, 7(2), 45-58.
Yavuzer, H. (2019). Çocuk psikolojisi. Remzi Kitabevi.


